kapat
16.02.2002
 SON DAKİKA
 EDİTÖR
 YAZARLAR
 HABER İNDEKS
banner
 EKONOMİ
 FİNANS
 MARKET
banner
 TÜRKİYE
 DÜNYA
 POLİTİKA
 SPOR
 GALOP
 MAGAZİN
 SAĞLIK
 KAMPUS
 HYDEPARK
 İNANÇ
 ANKETLER
 ŞAMDAN
 DİYET
 TATLILAR
 CİNSELLİK
 PAZAR SABAH
 KİTAP
 SİNEMA
 SANAT
 RENKLER
 GURME
 TARİH
 SUNNY
 HİGH-TECH
 YAT&TEKNE
 NET YORUM
 NET GÜNDEM
 MELODİ
 ASTROLOJİ
 SARI SAYFA
 METEO
 TRAFİK
 ŞANS&OYUN
 ACİL TEL
 KÜNYE
 WEB REKLAM
 ARŞİV
 
Sevgilim...

Sabah Pazar'da Emre Aköz'ün "14 Şubat'ı başımıza kim sardı?" başlıklı yazısını okurken faillerden birinin de ben olduğumu gördüm. Emre Aköz "hafızasız bir toplum olduk diyenlere inat, toplumun aynası olan Sabah'ın arşivini taramış" ve "aşk balonunu şişirenleri" bulmuş.

1991 yılına kadar basında "Sevgililer Günü" ile ilgili pek bir şey yokmuş.

Ortalık 1992 yılında hareketlenmeye başlamış. "Sevgilim" başlıklı yazıyı ben de o yıl, yani on yıl önce yazmışım. 1992 yılı içinde bana en çok hatırlatılan yazılardan biri olduğunu ve 1993 yılında yeniden yayınladığımı da yine, Emre Aköz'ün tozlu ciltlerle boğuşarak yaptığı araştırmadan öğrendim.

Merak edip, yeniden o yazıya döndüm. Merakımı belki siz de paylaşırsınız diye yeniden yayınlıyorum ve yazıyı tüm sevgililere adıyorum.

***
Sevgilim. Bugün 14 Şubat. "Sevgililer Günü". Sana bu mektubu siyah bir tülün ardından yazıyorum... Sen, beni görmüyorsun... Mektubun altında adım yazmıyor. "Sevgililer Günü"nde yazılan bütün mektuplar imzasızdır çünkü... Yazıyorsun ve yolluyorsun.

Kimden geldiğini "okuyan" çözüyor...

Biliyorum, çağımız derin duyguların çağı değil. Büyük aşklar, büyük aşkların uzun paltolu, rüzgâr saçlı yazarları epeydir kayboldular...

Sanki hiç yaşamadılar...

O zamanlar uzun kış geceleri, tozlu yollardan beyaz verandalara çıkan limonata kokulu sıcak yaz günleri vardı. Zaman usul usul geçer, mehtap "fıstık ağaçlarının" ardından yükselirdi. Rus steplerinde Kazaklar dolaşır, Erenköy bahçelerine siyah atların çektiği faytonlar gelirdi.

Sevgiler, zaman içinde inci taneleri gibi yavaş yavaş büyürdü.

Şimdi "aşklar" hızlı büyüyüp, hızlı ölüyor. Hiç "Rüzgâr Gibi Geçti"deki Scarlett ile Reth arasındaki yitik aşkın bir gün gelip de "ikinci cildinin" yazılacağını düşünebilir miydin?

Ve bu kez "mutlu sona" erdiğini...

***
Gene de, yeni çağa ve gündelik aşklara boş veriyorum. Uçsuz bucaksız bir vadide kendi duygularını mahmuzlayan yalnız bir sürücü gibiyim...

"Kırmızı bir kuş" oluyor soluğum, aynı şiirdeki gibi...

Ve kalbim gene şiddetle çarpıyor...

Ve uykularım gene gergin...

Aşkları mahmuzladıkça duygular, duyguları mahmuzladıkça aşklar büyüyor...

Teker teker kapıları kapatıyorum.

İçimdeki uğultulu labirentlerde koşuyorum...

Ve hep kırmızı kuş gibi soluğum...

Aşk "bir başkasını yaşamaktır" diyor Balzac...

O halde kapıları kapamadan önce seni de labirentlerime alıyorum. Orada, yaz bahçelerine, faytonlara, eski romanlara, kayıp yazarlara ve kendine rastlayacaksın.

Bugün 14 Şubat Sevgililer Günü...

Bu öyle bir mektup olsun ki, hiç yazılmasın...

Bu öyle bir mektup olsun ki, hiç gönderilmesin. "Kırmızı bir kuş" olan soluğum, soludukça "kırmızı bir at"a dönüşsün saçlarının "kumral göklerinde"...

Ve "tarifsiz uzasın bacakların"...

***
Sonra artık bir daha dinmesin nefesim...

Tüm aşkların adsız habercisi olayım...

"İki kere öpeyim" desem, "üçün" boynu bükük kalsın.

Büyüsün aşk, seni yaşadıkça...

Yaşadıkça seni, büyüsün aşk...

Dönmeyeyim bir daha bu yolculuktan...

Her gün 14 Şubat...

Her gün imzasız bir mektup...

Her gün derin bir soluk...

Siyah bir tülün ardından yazılan bu mektubun yazarı yok.

Tarih, 14 Şubat. Yılı, bilinmiyor.

Alıcısı, eski Erenköy bahçelerinin kuytu gölgelerinde siyah atların çektiği ve hiç gelmeyecek olan faytonunu bekliyor.



<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap

Copyright © 2002, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır