kapat
25.12.2001
 SON DAKİKA
 EDİTÖR
 YAZARLAR
 HABER İNDEKS
 EKONOMİ
 FİNANS
 MARKET
 TÜRKİYE
 DÜNYA
 POLİTİKA
 SPOR
 MAGAZİN
 SAĞLIK
 KAMPÜS
 İSTANBUL
 NET YORUM
 HYDEPARK
 ANKETLER
 ŞAMDAN
 GOOOOL
 DİYET
 TATLILAR
 SAMANYOLU
 CİNSELLİK
 TELE ŞAMDAN
 PAZAR SABAH
 MELODİ
 ASTROLOJİ
 SARI SAYFA
 METEO
 TRAFİK
 ŞANS&OYUN
 ACİL TEL
 KÜNYE
 WEB REKLAM
 ARŞİV
 
Çürük elma

İstanbul'da görevli iki polis müdürünün, dün Ankara-DGM'de ifade verdikleri saatlerde, İçişleri Bakanı Rüştü Kazım Yücelen ile konuştuk.

Bakan dedi ki:

- Eğer sepette çürük elma varsa... Bunlar ayıklanır.

"Çürük elma" sadece polisin değil, "bütün sektörlerin" sorunu.

Ve kurumların itibarının yükselmesi, "içlerindeki çürük elmaları ayıklamaları ile doğru orantılı."

***
Polis camiası "büyük bir camia."

Bakan da, genel olarak, "polisten çok memnun." Ama her camiada olduğu gibi, poliste de, "yanlış yapanlar" çıkabiliyor.

İçişleri Bakanı:

- Yanlış yapan sonucuna katlanır... Ama yanlış yapmayana eğer iftira atılıyorsa... Haksız yere suçlanıyorsa... Düzgün polise kara çalınıyorsa... Buna izin vermem.

***
Bakan'ın bu "son sözleri" bizi hayli düşündürdü. "İftira atılıyorsa... Haksız yere suçlanıyorsa" sözleri.

Konuyu "polis boyutundan" çıkaralım.

"Genelleştirelim."

Ülkemizde "haksız yere suçlananların... Polis tarafından gözaltına alınıp... Sonra yine polis tarafından... Veya savcı tarafından... Ya da... Hakim tarafından serbest bırakılanların" oranı acaba nedir?

"Kitaba" baktık. (Suç ve Suçlu Profili... İçişleri Bakanlığı yayını... Aralık 2001... Sayfa 28)

Gözaltına alınanların "yüzde 16,7'sini, polis serbest bırakmış."

Yüzde 53,3'ünü "savcılık."

Yüzde 15,2'sini "mahkeme."

Tutuklananların oranı ise "sadece yüzde 14,7"

***
Yani ülkemizde "kara çalma... Haksız yere gözaltına alma" oldukça yaygın.

Tekrar edelim...

Bu "genellemenin" dün Ankara-DGM'de ele alınan "olayla" ilgisi yok.

Dünkü olaya bakışımız, İçişleri Bakanı'nın bize ifade ettiği "bakış açısı" ile aynı:

- Yargı bağımsızdır... Suçlu varsa, cezasını çeker... Hukuk herkese eşit şekilde uygulanır... Bakan'a da, Milletvekili'ne de, polise de, sokaktaki sade vatandaşa da.

***
- Sayın Bakan, polisin "içi" nasıl?

- Türkiye'de birlik, beraberlik, sevgi, kardeşlik derken... Örgütlü suçlarla etkin biçimde mücadele edilirken... Uluslararası arenada terörün yeni tanımı yapılırken... Bizim şimdi kendi içimizde bölünmemiz, polisimizin "İstanbul polisi, Ankara polisi diye" parçalanması düşünülemez... Bunu kabul edemem... Buna izin veremem... Polis bir bütündür.

***
İçişleri Bakanı "doğruyu" söylüyor.

"Kararlılık" sergiliyor.

Ama "bir hususu" da çok iyi biliyor ki...

Ülkedeki genel bozulmadan "polis de nasibini alıyor."

Ankara'nın "siyasi bölünmüşlüğü... Siyasetin güç kaybetmişliği" poliste de "bölünmelere... Kadrolaşmalara... Yer yer çürümeye" yol açıyor.

***
Büyük Atatürk, eşi Latife Hanım'la birlikte Kırşehir'dedir. (17 Ekim 1924)

Akşam yemeğinde Atatürk, Jandarma Alay Komutanı'na sorar:

- Kumandan Bey, Kırşehir'de asayiş nasıl?

Vali Atıf Tüzün derhal araya girer:

- Gazi Hazretleri... Jandarma komutanı bana karşı sorumludur... Müsaade buyurulursa, sorunuza ben cevap vereyim.

- Peki Vali bey... Sizi dinleyelim.

- Gazi hazretleri... Bir ülkede merkezi hükümet güçlü olursa, ülkenin her yerinde asayiş, dirlik, düzenlik olur... Bizim ülkemizde merkezi hükümet güçlü olduğuna göre, Kırşehir'de de, başka yerlerde de asayiş yerindedir... Bundan hiç şüpheniz olmasın. (İz Bırakan Mülki İdare Amirleri... Mehmet Aldan... İçişleri Bakanlığı Yayını... Cilt 3... Sayfa 137)

Atatürk Ankara'ya dönünce...

Kırşehir Valisi Atıf Tüzün, "Ankara Valiliği'ne atanır."

"Vefakâr Ankara" daha sonra bu valinin adını bir "mahalleye" vermiştir. (Atıf Bey Mahallesi)

***
Eğer Ankara "güçlü olabilirse..."

Her şey "yoluna girer." Ne kimi zaman "polis devleti" görüntüsü verilir.

Ne de polis "Ankara polisi, İstanbul polisi" diye bölünür.



<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır