kapat
25.12.2001
 SON DAKİKA
 EDİTÖR
 YAZARLAR
 HABER İNDEKS
 EKONOMİ
 FİNANS
 MARKET
 TÜRKİYE
 DÜNYA
 POLİTİKA
 SPOR
 GALOP
 MAGAZİN
 SAĞLIK
 KAMPÜS
 İSTANBUL
 NET YORUM
 HYDEPARK
 ANKETLER
 ŞAMDAN
 GOOOOL
 DİYET
 TATLILAR
 SAMANYOLU
 CİNSELLİK
 TELE ŞAMDAN
 PAZAR SABAH
 MELODİ
 ASTROLOJİ
 SARI SAYFA
 METEO
 TRAFİK
 ŞANS&OYUN
 ACİL TEL
 KÜNYE
 WEB REKLAM
 ARŞİV
 

Yüzüklerin Efendisi

"Yüzüklerin Efendisi Ğ Yüzük Kardeşliği" (The Lord of the Rings: The Fellowship of the Ring), modern fantezi romanlarının babası olarak bilinen J.R.R Tolkien'in, "Yüzüklerin Efendisi" üçlemesinin ilk kitabı. İkinci kitabın ismi "The Two Towers" ve serinin son kitabının ismi "The Return of the King". Bu kitap serisi, dünyada 100 milyondan fazla insan tarafından okundu ve kitaptan senaryolaştırılmış dev bir prodüksiyon, muhteşem film, cuma günü tüm dünyayla aynı anda Türkiye sinemalarında gösterime girdi...

Web adresi: https://www.lordoftherings.net

Serinin üç filmi de birlikte çekildi ve yaklaşık bir sene süren çekimler sinema tarihinin en uzun çekimlerinden biri oldu. 10 Nisan 2000'de filmin ilk fragmanı internette yayınlandığında, 24 saat içinde 1.6 milyon kişi tarafından download edilerek rekor kırdı. Filmde MASSIVE adı verilen bir bilgisayar tekniği kullanıldı Bu teknikle 200 bin kişilik bir

orduyu yönetip, herbirini farklı hareket ettirerek meydan savaşı yaratabilmek mümkün. Ayrıca Aragorn'u oynayan Viggo Mortensen'in bir dövüş sahnesi sırasında dişi kırıldı.

Film hakkında yoruma geçmeden önce konu hakkında az bilgi sahibi olanlar olduğunu düşünerek biraz bilgi vermek yerinde olacak.

1892-1973 yılları arasında yaşayan J.R.R Tolkien, modern fantezi romanlarının babası olarak adını tarihe yazdırmıştı. 1930'ların başında Lord Of The Rings üçlemesinin öncesini anlatan The Hobbit'i yazmaya başlayan Tolkien, bir türü belirleyecek romanı yazdığından habersizdi.

Süphesiz Tolkien fantezi türünde örnek veren ilk yazar değildi ancak romanlarındaki mitoloji, kahramanlık, doğaüstü olaylar ve karakterlerin derinliği gibi konular ile yaptığı sentez eşsizdi. Bu boyutta birşey daha önce görülmemişti.

The Lord of the Rings'in öncesini anlatan The Hobbit, 1937 yılında yayınlandı. Üçlemenin ilk iki kitabı olan The Fellowship of the Ring ve The Two Towers ise 1954 yılında piyasaya çıktı. Son kitap olan The Return of the King de 1955'de İngiltere'de yayınlandı. Aradan 10 yıl geçtikten sonra dört kitap birden Amerika'da piyasaya çıktı ve seri bir anda tüm dünyada tanınmaya başladı. Tolkien, 1974 yılında öldüğünde belki zamanının en ünlü yazarı değildi ancak yine de iyi tanınıyordu.

1978 yılında seriye ilginin giderek artmasından faydalanmak isteyen Rankin-Bass, The Hobbit'in TV için kötü bir animasyonunu yaptı. Aynı yılın sonunda Ralph Bakshi, üçlemenin ilk yarısını konu alan bir film çekti. Ancak bu film de hiç iş yapmadı. 1980'de Rankin-Bass, Bakshi'nin kaldığı yerden devam ederek üçlemenin son kitabını konu alan yine animasyon türünde bir film yaptı. Yani başarısız olsalar da, The Two Towers'ın ikinci bölümü hariç bütün romanlar öyle ya da böyle filme çekilmişti.

1990'ların sonunda Yeni Zelendalı Yönetmen Peter Jackson'ın (Heavenly Creatures) kafasında iki proje vardı. Birisi King Kong'un yeniden çevrimi, diğeri ise The Lord oF The Ring serisi. Godzilla ve Mighty Joe Young gibi benzer filmlerin box office'de yaşadıları başarısızlıklardan sonra King Kong projesi rafa kaldırıldı ve Jackson bütün dikkatiyle Lord Of the Ring's yöneldi. Böylece New Line stüdyosu üç film için Jackson'a 300 milyon dolarlık bir bütçe vermeyi kabul etti. (Reklam harcamaları ile bu rakamın 500 milyon doların üstüne çıkması bekleniyor).

Bu türdeki önceki filmlerin hasılat olarak iyi iş yapmadıkları düşünüldüğünde bu rakamın son derece yüksek ve riskli olduğu açıkça görülüyor. Bunu göz önüne alan Jackson, daha önce bu türdeki hiçbir filmin başaramadığını yaparak, seyirciyi gerçekten hikayenin geçtiği fantezi dünyasında olduğunu hissettirecek bir film ortaya çıkarmayı ve bunun için ne gerekiyorsa yapmayı kafasına koymuştu.

Romanı okuyanlar filmin Tolkien'in eserine olabildiğince sadık kaldığını görecekler. Jackson ve senaryo yazarları 500 sayfalık kitapta anlatılan hemen herşeyi 3 saat içinde olması gerektiği gibi bir tempoda anlatmışlar. Bunun yanında mecburen bazı bolumlerde kesintiler yapılmış ve bazı karakterlere romandan daha fazla yer verilmiş. (Filmin romantik

yönünü arttırmak için Arwen karakterine ağırlık verilmiş, ikinci filme hazırlık için Saruman öne çıkarılmış vs.).

Son olarak yine benzer sebelerden dolayı Radagast ve Bombadil gibi karakterler süre kısıtlaması yüzünden filme alınmamış. (Özellikle Bombadil'in eklenmesi filmin zaten 3 saat olan süresini çok daha fazla arttırabilirdi.)

Lord of The Rings ilk planda bir macera filmi ve bu konuda olabileceği kadar iyi. Filmi sadece seriyi okuyanların beğenmesi gibi bir durumda söz konusu değil. Başlangıçta ortam anlatılıyor ve gerekli bilgi veriliyor. İyi ve kötü arasında geçen son derece iyi tasarlanmış aksiyon ve savaş sahnelerinden hoşlananlar için filmi beğenmekte zorluk çekmeyeceklerdir. Romanı okuyanlar için kısaca özetlemek gereklirse, filmde Shire'den uçuş, Rivendell'deki toplantı, Moria'ya yapılan zorlu yolculuk (filmin zirveye çıktığı kısım), Galadriel ile karşılaşma ve son olarak ayrılma şeklinde bir yapı bulunuyor.

Jackson, Orta Çağı yaratırken mümkün olan tüm tekniklere başvurmuş. Bunların arasında minyatürler, yanıltıcı kamera açıları, etkileyici set tasarımları ve tabii ki bilgisayar efektleri var. Ancak başka bir yönetmenin yapabileceğinin aksine sırtını bilgisayar efektlerine yaslamamış ve böylece film suni bir görünümden kurtulmuş. Tüm bunların üstüne Andrew Lesnie'nin bu ölçekte bir yapımda olması gereken tarzdaki görüntü yönetmenliği ve uste besteci Howard Shore'un yerine göre adrenalin yükselten veya tempoyu düşüren müzikleri eklenmiş.

Lord of The Rings bir oyunculuk filmi değil. Karakterleri oynayacak oyuncuların seçilmesi (hem fiziksel hem de karizmatik açıdan) en az oyunculuğun kendisi kadar önemli. Ancak Ian McKellen, Ian Holm, Viggo Mortensen, Christopher Lee gibi isimler başta olmak üzere tüm kadro gayet inandırıcı.

Sonuç olarak özetlemek gerekirse: Genel olarak yılın en iyi filmlerinden biri diyebilir miyiz? Evet. Film, romanı okuyanları tatmin edecek mi? Evet. Tüm dünyada büyük hasılatlar yapacak mı? Evet. Oscar yarışında iddialı mı? Evet. Filmi seyretmek için hikayeyi bilmek veya romanı okumak gerekir mi? Hayır. (Sinemafanatik'e teşekkürler.)

Türkiye'de bu efsanenin internet üzerinde kurulmuş bir de "fun club"ı var :) Adresini vermeden edemeyeceğim...

https://www.yuzuklerinefendisi.com

İyi seyirler... (Biz kombine 30 kişilik bilet alıp filme gittik. Yani izlenmesi gereken bir filmmiş :)

.

..

Eğer siz de hazırladığınız başarılı web çalışmalarını herkesin görmesi gerektiğini düşünüyorsanız, bana web adresinizi iletişim bilgilerinizle birlikte e-posta olarak iletin. net.yorum'da, yeri geldiğinde başarılı web projelerine de yer vereceğiz...

Bu arada isterseniz https://www.microsoft.gen.tr sitesine de bir göz atın :)

Bir başka net.yorum'da görüşmek üzere, netsiz kalmayın...



<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır