kapat
25.12.2001
 SON DAKİKA
 EDİTÖR
 YAZARLAR
 HABER İNDEKS
 EKONOMİ
 FİNANS
 MARKET
 TÜRKİYE
 DÜNYA
 POLİTİKA
 SPOR
 MAGAZİN
 SAĞLIK
 KAMPÜS
 İSTANBUL
 NET YORUM
 HYDEPARK
 ANKETLER
 ŞAMDAN
 GOOOOL
 DİYET
 TATLILAR
 SAMANYOLU
 CİNSELLİK
 TELE ŞAMDAN
 PAZAR SABAH
 MELODİ
 ASTROLOJİ
 SARI SAYFA
 METEO
 TRAFİK
 ŞANS&OYUN
 ACİL TEL
 KÜNYE
 WEB REKLAM
 ARŞİV
 

11 Eylül avantajı

İslamcı terörün kaçırdığı uçaklar New York'un ikiz kulelerine vurduğu andan itibaren dünya, dünyaya daha farklı bakmaya başladı. Farklı açılar oluşurken, Türkiye'ye bakışların daha da netleşmeye başladığı kesinleşmiştir.

Batı'nın Türkiye'ye ilişkin "kuşku"larının birçoğunun anlamsız olduğu ortaya çıkmıştır. Bu kuşkuların birincisi, siyasi İslamın gücüne ve Türkiye'nin bu güç ve müttefiklerinin "itmesiyle" diğer yöne gidebileceğine ilişkindir.

11 Eylül ve sonrası bu kuşkunun iyice temelsiz olduğunu göstermiştir. Türkiye'de halk "iradesi" ağırlığını net olarak Batı'dan yana koymuştur. 11 Eylül sayesinde Batı da bunu net olarak görmüştür.

Avrupa Birliği'nin son zirvesi ve sonrasında Türkiye'nin konumuna ve geleceğine ilişkin görüşmeler, yorumlar, temenniler Batı'nın netleşen bakışını göstermiştir.

Uyum yasalarının anlamı
Dünyanın en sorunlu bölgesinin hemen yanı başında bulunan ve Afganistan dahil bütün bu ülkelerle özel bağları bulunan Türkiye, laik demokratik cumhuriyetin sağlam temelleri üzerinde durmaktadır.

Bu Türkiye'nin, kendi iradesiyle son uyum çalışmalarını tamamlayarak Avrupa ailesi içinde yer alması bütün Batı için bir avantaj olacaktır. Batı bunu kabul etmiştir ve şimdi Türkiye'ye "haydi" demektedir.

Türkiye'nin Batı düzeniyle hukuki uyumu için temel haklar ve özgürlükleri, düşünce özgürlüğünü güvence altına alan bazı yasa değişikliklerini yapmasına sıra çoktan gelmiştir.

Yakın tarihimizde, terörün yol açtığı ağır manevi ve maddi tahribat, demokrasi içinde terörle mücadele konusunda sınırların tam çizilememesine, kafaların karışmasına, bazılarının kolaycılığa kaçmasına neden olmuştur.

Batı hukuku ve toplumsal gelenekleri, düşünce özgürlüğü ile terör arasındaki sınırı oldukça net çizmektedir. 11 Eylül sarsıntısının yarattığı bazı heyecanlı tepkilere rağmen Batı'nın temel özgürlüklere ve düşünce özgürlüğüne bakışında bir değişiklik olmasını beklemek ancak kötü niyetli bir heveslenme olabilir.

Türkiye'nin acil gündeminde olan ve dün Ankara'da yapılan koalisyon liderleri toplantısının ana konusunu oluşturan "uyum yasaları" meselesi, düşünce özgürlüğünün ve temel özgürlüklerin bütün Batı ülkelerindeki yasal güvencelere kavuşturulması meselesidir.

Korkuyla gelecek kurulmaz
Türkiye, düşünce özgürlüğü ile terörist faaliyet arasındaki farkı, yaşadığı ağır deneyler dolayısıyla görebilecek olgunluktadır. Temel hak ve özgürlüklerin Batı'daki kadar güvence altında olmasının terörün "teşviki" ya da korunması olmadığı yaşanan bunca olayla ortaya çıkmıştır.

Ankara'nın da, 11 Eylül'le "zihni netleşen" Batı'nın yaktığı yeşil ışıklar karşısında "oyalanma" ve Türk halkını oyalama hakkı bulunmamaktadır.

Avrupa Birliği ile üyelik görüşmelerine başlamış olan bir Türkiye'nin dünyadaki yerinin bir anda değişeceğini, bu "moral" değişimin ekonomik ve sosyal hayata hızla yansıyacağını yine diğer örnekler somut olarak göstermektedir.

Dünyadaki ve Türkiye'deki değişimi göremeyen, bir yüzyıl geride kalmış kafalar, kendilerini bir türlü kurtaramadıkları korkuları ve kompleksleri canlandırmak için çok çalışmaktadır.

Şekillenen yeni dünya, korku ve komplekslerin değil, kendine güvenen ve ileriyi görebilen toplumların dünyası olacaktır.



<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır