kapat
25.12.2001
 SON DAKİKA
 EDİTÖR
 YAZARLAR
 HABER İNDEKS
 EKONOMİ
 FİNANS
 MARKET
 TÜRKİYE
 DÜNYA
 POLİTİKA
 SPOR
 MAGAZİN
 SAĞLIK
 KAMPÜS
 İSTANBUL
 NET YORUM
 HYDEPARK
 ANKETLER
 ŞAMDAN
 GOOOOL
 DİYET
 TATLILAR
 SAMANYOLU
 CİNSELLİK
 TELE ŞAMDAN
 PAZAR SABAH
 MELODİ
 ASTROLOJİ
 SARI SAYFA
 METEO
 TRAFİK
 ŞANS&OYUN
 ACİL TEL
 KÜNYE
 WEB REKLAM
 ARŞİV
 
Halkın sesi..

Kötü yönetimlerin bedelini her rejimde toplumlar öder. Yeni bir şansı kansız olarak sadece demokrasiler tanır.

Gelişmiş demokrasilerin hiç birinde yozlaşma, çalkantı, yoksulluk ve mutsuzluk uzun dönemli mahkumiyet olmuyor.

Çünkü sistem alternatif üretiyor ve toplumun çoğunluğunu arkasına alan güçlü bir iktidarı çıkarabiliyor.

TÜSİAD'ın son kamuoyu araştırması, Türkiye'nin henüz sistem sorununu çözememiş durumda olduğunu, yani çare üreten bir demokrasinin kurulamadığını, halkın teşhisi olarak belgeliyor. Meselâ...

Seçmenlerin yüzde 80'i seçim ve partiler sisteminin kötü işlediğini düşünüyor.

Halkın yüzde 86'sına göre partiler halkı temsil etmiyor. Yüzde 89'u partileri dar bir çevrenin çıkarlarını savunan ve işlerini takip eden kuruluşlar olarak görüyor.

Yüzde 84'ü partilerin diktatörce yönetildiğinden, yüzde 78'i hep aynı liderleri görmekten bıkmış durumda..

Köklü reform talebi
Beğendiği adaya oy verememek halkı siyasetten uzaklaştırıyor. Halkın yüzde 85'i, oy verdiği milletvekili adayını tanımıyor.

Seçmenlerin yüzde 80'i milletvekili dokunulmazlıklarının daraltılmasını ve partilere yapılan bağışların açıklanmasını istiyor.

Yüzde 86'lık bir çoğunluğa göre bugünkü sıkıntıların sebebi, güçlü ve istikrarlı hükümetler çıkaramayan seçim sistemidir.

Koalisyonların başarılı olamayacağına inanan yüzde 72'lik, Türkiye'nin bir süre daha koalisyonlara mahkum olacağını tahmin eden yüzde 66'lık bir çoğunluk var.

Bu tablo, Partiler ve Seçim yasalarında köklü bir reformun halk tarafından acilen talep edildiğinin ilânıdır.

Halkın tesbit ve özlemleri, yüzde 10 baraj kalacaksa seçim ittifakını, "dar bölge-iki turlu seçim" sistemi sakıncalı görülüyorsa en azından tercihli oy hakkını ve ayrıca parti liderlerinin görev sürelerine sınır konulmasını zorunlu kılıyor.

Çare sağlam zemin
Bir de şu var: Siyasi tablo, güçlü lider ve istikrarlı yönetim çıkarmaya elverişli görünmüyor. Bu engeli aşmanın çaresi de şimdiden tartışılmaya başlanmalı.

Yarı başkanlık sistemine geçmek veya İsrail'de olduğu gibi Başbakan'ın doğrudan halk tarafından seçilmesi, aradığımız güçlü lideri ve istikrarlı yönetimi bize kazandırabilir mi?. Susarak, uyutarak, unutturarak bulamayız bu sorunun cevabını.

11 Eylül sonrası değişen dünya dengeleri Türkiye'nin önemini arttırdı. Ek mali destekle 2002 daha rahat geçecek.

Ama borç parayla kurtuluş olmaz.

Meclis bu rahatlığı, sisteme halkın katılımını ve güvenini arttıracak kalıcı çareyi üretmek için değerlendirmek zorundadır.

Dikkat edelim.. Kriz havası dağıldıkça siyasetçiler Partiler ve Seçim yasaları değişikliklerini unutturmaya çalışacaktır.

Bu yanlışa düşülmesin..

Taşıma suyla ekonomi bir süre düzelebilir.

Ama halkın yarısını sandığa küstüren bir düzen demokrasi olamaz ve demokrasi olmadan da iyileşme kalıcı olamaz!



<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır