Neden biz böyleyiz diye hiç düşündüğünüz oldu mu?
Neden hep ben.. Ben kazanayım.. Benim olsun.. Ben olayım.. Hep ben, ben deriz..
Neden oturduğumuz koltuğu devretmesini bilmeyiz..
Bakıyorsunuz, hep aynı liderler.. Bu, sadece siyaset için geçerli değil.. Sivil toplum örgütleri siyasetten de beter..
Siyaset hiç olmazsa kamuoyunun gözü önünde yapılıyor..
Sendikaların, odaların, borsaların, meslek kuruluşlarının, derneklerin, vakıfların ne yaptığı belli değil..
Başlarında değişmez genel başkanlar.. Padişahlık gibi, neredeyse ömür boyu..
Neden?..
Çünkü, bilgi ve yeteneğin yerini kişisel ilişki aldı..
Hak etmeyenlerin akıl almaz makamlara getirilmeleri sıradanlaştı.. Kabul edilir oldu..
Klan ilişkileri, profesyonelliğin önüne geçti..
Alçakgönüllülük değil; böbürlenmek, dayılanmak, efelenmek prim yapar oldu..
Bu neden kaynaklanıyor?.
Prof. Selami Sargut'un Kültürler Arası Farklılaşma adlı eserine göre bu, düşük sinerjili toplum olmamızdan..
Aşağıda bir tablo var..
Düşük ve yüksek sinerjili toplumları karşılaştıran bir tablo..
Bir göz atın ve karar verin..
Biz nasıl toplumuz?. Hangi bölüme daha yakınız?.
Sonra bu gözle bir de çevrenize bakın..
Belki 'neden böyleyiz' sorusuna daha rahat yanıt veririz..
Yüksek sinerjili toplum
* Karşılıklı yararlar için işbirliği
* Herkes kazansın yaklaşımı
* Zenginliğin ve gelirin yaygınlaştırılması eğilimi
* Erdemliliğin, alçakgönüllülüğün ve doğruluğun ödüllendirilmesi
* Etkili, yetenekli liderleri seçme
* Yetenekleri ve becerileri ayırt edebilme yeteneği
* Tanrı'nın babacan ve yardımcı dost olarak algılanması
* Seven ve verici olanla, sevilen ve alan arasında denge
* Yüksek güven
Düşük sinerjili toplum
* Ben kazanayım, diğerleri kaybetsin yaklaşımı
* Zenginin daha zengin, yoksulun daha yoksul olması eğilimi
* Böbürlenmenin, dayılığın ve 'ben kimim sen biliyor musun' tavrının ödüllendirilmesi..
* Lider seçiminde kişisel ilişkiye ve çıkar ilişkisine dayalı klancı yaklaşım..
* Yetenekleri ve başarıları bastırma, kişisel ilişkileri öne çıkarma eğilimi..
* Tanrı'nın acımasız, ulaşılmaz ve korkutucu bir varlık olarak algılanması..
* Seven ve verici olmanın sömürüleceği inancı..
* Düşük güven..
Denktaş'ın acı itirafı
Bir devlet adamı için en kötüsü, uzun görev süresinde
hiçbir başarı kazanamaması
değil midir?
İşte Denktaş..
Bunu ben söylemiyorum..
Kendi söylüyor..
İtiraf ediyor.. Hiçbir başarı kazanmadan ömrümü tükettiğim için pişmanım diyor.. Ama koltuğu da bırakmıyor..
İstifayı aklından bile geçirmiyor..
Nerede hata yaptığını tartışmıyor..
Sıkışınca 'Memleketi Rum'a mı teslim edeceksiniz' diyerek demagoji yapıyor..
Kendi de biliyor.. Bunu isteyen yok..
Kıbrıslı Türkler'in bir tek isteği var.. Daha iyi yaşamak.. Daha iyi yönetilmek..
Hepsi bu..
Kimlerle önseçim?
Önseçim zorunlu olsun diyenlere.. Küçük bir not daha..
Siyasetin besin kaynağı ne?
Sivil toplum örgütleri..
Siyaset yeni yüzleri nereden bulacak..
DSP gibi
mektupla mı?..
Nasıl?..
Peki, bu örgütlerin partilerden farkı var mı?.. Yok..
Siyaset ağaları ile Sivil Toplum ağaları iç içe..
Görürsünüz.. Farkı olmayacak.. Örgütler, yine kendi adamı sokacak.. Parselasyon sürecek..
Korkum şu..
Hayal kırıklığı, demokrasiye olan inancımızı zedeleyecek..