IMF'den 10 milyar dolarlık borcun verilmesi henüz kesinleşmedi. Bunun bir hibe olmadığını bizzat ekonomiden sorumlu Bakan Kemal Derviş vurguladı. Aman "çarçur etmeyelim" uyarısı özel sektörde de taraftar buldu.
Bunun ifade edildiği günlerde 14 yıl önce yapılan bir tartışma, Bedrettin Dalan'ın Sabah'taki söyleşisinde yeniden gündeme geldi. Yavuz Semerci'nin yaptığı söyleşide Dalan, "Bizi otoyollar, Afşin Elbistan Termik Santralı ve GAP batırdı" dedi. Dalan'a göre 2.5 milyar dolara yapacağımız karayolunu otoyollarla 25 milyar dolara çıkardık. GAP için 17 milyar dolar harcandı ancak dış finans yükü ile bu miktar katlanmış durumda. 10 milyar dolar da Afşin Elbistan için borçlanıldı. Üç proje için yapılan borçlanmalar 52 milyar dolar, bunun faizleri ile birlikte daha fazla olduğu bir gerçek. Dalan bu projelerin kendilerini kısa sürede finanse etmesini zor görüyor. "Bu üç proje için boçlanmasaydık bugün 170 milyar dolarlık borç stoku üzerine oturmazdık" diyor. Dalan'ı İstanbul Belediye Başkanlığı döneminde gazeteci olarak izlemiştim. 1987 yılında dönemin ekonomi yönetimi ile benzer bir tartışmaya girdiğini hatırladım.
* Tıkanıklığın nedeni- Tartışmanın yapıldığı 1987'de 40.2 milyarı dış, 10.2 milyarı iç olmak üzere toplam 50.4 milyar dolar borcumuz vardı. Şimdi 170 milyar dolar. Yani her yıl hemen hemen 10 milyar dolar artmış.
Aldığımız borçlarla ya altyapı projelerini ya da maaş ödemelerini, teşvikleri, destekleme alımlarını finanse ettik. Üretken ve geri dönüşü hızlı alanlarda kullanamadığımız için, borçları yeniden borçla kapatmak zorunda kaldık. Borçlarımız daha da kabardı. Kamu borcu hızla arttığı için ekonomimizin önünü de tıkadık.
* Ortamın yaratılması- Alınacak dış borcun yerinde kullanılmasının bazı şartları var. Bunun için şirketlerin yeniden kredi kullanabilir, bankaların da kredi verebilir hale gelmesi gerekiyor. Bu da başta tahsili gecikmiş alacakları yeniden yapılandırmaya, İstanbul Yaklaşımı'nın yürürlüğe konmasına ve aktif yönetim şirketinin hayata geçirilmesine bağlı.
Kredinin de istihbarata değil şirket bilançosuna dayandırılması lazım. Bunun yolu enflasyon muhasebesinin kabul edilmesinden ve şirket bilançolarının gerçeği yansıtmasından geçiyor.
Hazine alacağı borçla iç borçları öder ve yeni borçlanmasını kısarsa, özel sektöre kullanacağı bir kaynak bırakır. Dış borcun içeride kredi olarak üretime gitmesi ve ekonominin çarklarını çevirmesi ancak böyle olabilir. Yani sorun, her yerde ve her zaman olduğu gibi, sermayeyi etkin ve verimli kullanma sorunu.
* Sonuç- "Okka her yerde dört yüz dirhem" Türk Atasözü