kapat
27.11.2001
 SON DAKİKA
 EDİTÖR
 YAZARLAR
 HABER İNDEKS
banner
 EKONOMİ
 FİNANS
 MARKET
 RAMAZAN
 TÜRKİYE
 DÜNYA
 POLİTİKA
 SPOR
 GALOP
 MAGAZİN
 SAĞLIK
 KAMPÜS
 İSTANBUL
 HYDEPARK
 ANKETLER
 SİNEMA
 SANAT
 KİTAP
 MÜZİK
 TARİH
 GURME
 GEZİ
 OTOMOBİL
 YAT&TEKNE
 HIGH-TECH
 WEEKEND
 MELODİ
 ASTROLOJİ
 SARI SAYFA
 CANLI
 METEO
 TRAFİK
 ŞANS&OYUN
 ACİL TEL
 KÜNYE
 WEB REKLAM
 ARŞİV
 

İletişimde Avrupa Ülkelerine Yaklaşımlar...

Aralarında Dışişleri Bakanı İsmail Cem, Şakir Eczacıbaşı, Bozkurt Güvenç, Hüsrev Hatemi, Doğan Hızlan, Metin Sözen, Hıfzı Topuz, Tahsin Yücel'in bulunduğu on beş aydın, sanatçı ve yazarın oluşturduğu "Kültür Girişimi", geçen hafta sonu "The Marmara Oteli"nde "Kültürel Açıdan Avrupa Birliği'ne Yaklaşım" başlığı altında sekiz oturumda kültürel açıdan Türkiye-Avrupa Birliği ilişkilerini tartıştılar...

Ve bu oturumlarda kimi konuşmacıların tebliğlerinden on üçü, birer broşür halinde elimizin altında...

Önümüzdeki birkaç gün bu broşürlerden kimilerini özetlemek istiyorum.

Uzun yıllar UNESCO'da, özellikle Üçüncü Dünya ülkelerinde basının ve haber ajanslarının gelişmesi ve gazetecilik eğitimi alanlarında çalışmalar yapan Hıfzı Topuz, "İletişimde Avrupa Ülkelerinde Genel Yaklaşımlar"ı nasıl değerlendiriyor:

"Gazeteciler iki büyük dünya savaşı arasındaki dönemdeki inandırıcılıklarını yitirdiler ve teknolojik gelişmelerin kazandırdığı olanaklardan pek yararlanamadılar. Bütün bu ülkelerde bir çöküş yaşanıyor.

Bu yılın ilk aylarında Fransa'da SOFRES'in yaptığı bir anket medyaya olan güvenin azaldığını gösteriyor. Halkın basına olan güveninin bir yılda yüzde 58'den yüzde 50'ye düştüğü görülüyor. Radyoya olan güven de yüzde 58'den yüzde 47'ye düşmüş. TV daha iyi durumda; TF1'in inandırıcılık oranı yüzde 41'e yükselmiş. Bunlar hiç de sevindirici sonuçlar değil.

Medyanın aracı heyecan yaratmak mı olmalı, yoksa aydınlatmak mı?

Aydınlatma işi genelde ikinci planda kalıyor. Fransızlar büyük ortaklıkların, yani holdinglerin denetiminde olan medyaya da güvenmiyorlar. Anket sonuçlarına göre halkın yüzde 69'u böyle bir denetim altında olan medyada çalışanların nazik konularda tarafsız olamayacağı kanısında. Yalnız yargıçlardan, hükümet çevrelerinden, polislerden bilgi alan araştırmacı gazetecilerin yazılarına da şüphe ile bakılıyor."

Ülkemizde durum çok mu farklı sanki?

Topuz, Avrupa ülkeleri ile Türkiye'yi karşılaştırarak da şu sonuçlara varıyor:

"Avrupa ülkelerinde televizyonda devlet tekelinin yıkılmasıyla programlarda çeşitlilik, çok seslilik ve zenginlik bekleniyordu, oysa özel televizyonlar tekdüzelik yarattılar. Biz de öyle oldu.

Özel televizyonların yeni çalışma olanakları yaratmaları bekleniyordu, oysa onlarda da kısıtlamalara gidildi. Sesini duyuramayanlar marjinal durumlara düştüler. Siz de aynı yoldayız.

Özel televizyonlar yeni bakış açıları getireceklerdi, oysa hepsi yürürlükteki düzenin bekçisi oldular. Bizde de öyle.

Özel televizyonların vatandaşın kamusal sorumluluk almasına destek olmaları bekleniyordu, oysa hiçbiri vatandaşa yurttaşlık bilinci aşılamaya yönelmediler; biz de öyle.

Avrupa ile aynı yoldayız."

Hıfzı Topuz'un söylediklerine göre Avrupa Birliği entegrasyonda birçok konuda yollarımız aynı olmasa da iletişimde aynı kulvardayız.

Bu da az şey mi?

Yarın, Atilla Dorsay'ın "İletişim, İnternet, Sinema ve Kitap" başlıklı tebliğinden söz edeceğim.

BİR KİTAP: ÖYLEYSE HÜMANİST DEĞİLİM

Şadıman Şenbalkan, İzmirli bir yazar. İlk ve orta öğrenimini İzmir'de yaptıktan sonra yüksek öğrenimini Eskişehir Anadolu Üniversitesi İşletme Bölümü'nde tamamlıyor. Tur operatörlüğü, gazetecilik yapıyor.

Şenbalkan'ın "Umut Hiç Bitmiyor"dan sonra ikinci kitabı "Öyleyse Hümanist Değilim" "yumuşak g yayınları" arasında çıktı.

"Öyleyse Hümanist Değilim"de üç kadın, sözde hümanistlere inat, 80 öncesi ve sonrasındaki küresel dünyada evrensel doğrularda buluşuyor ve yaralanan tüm uzuvlarına rağmen birbirlerinin yaralarını sarıyorlar.

Bir başka deyişle avukat Nazife, ekonomist Sevir ve Melike'nin dayanışması...

İzmir'de başlayıp Nusaybin'e uzanan, İstanbul'la yorulan ve İngiltere ile umutlanarak başladığı kent İzmir'le son bulan bir yaşam-sevgi savaşının hikâyesi...

Bu arada, Şenbalkan'ın "Yitirdiğim Ne Varsa" başlıklı şiirinin ABD merkezli "Forgetten Momment Şiir Antolojisi"ne girmeye hak kazandığını da belirtelim.

İKİ MISRA

Senin için kandiller tutuştu kendisinden,
Resmine sürme çektim kandillerin isinden.

FARUK NAFİZ ÇAMLIBEL



<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap
Superbahis
HAFTANIN SOYLEŞİSİ
Nuriye Akman'ın bu haftaki söyleşisi için tıklayınız

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır