kapat
27.11.2001
 SON DAKİKA
 EDİTÖR
 YAZARLAR
 HABER İNDEKS
banner
 EKONOMİ
 FİNANS
 MARKET
 RAMAZAN
 TÜRKİYE
 DÜNYA
 POLİTİKA
 SPOR
 GALOP
 MAGAZİN
 SAĞLIK
 KAMPÜS
 İSTANBUL
 HYDEPARK
 ANKETLER
 SİNEMA
 SANAT
 KİTAP
 MÜZİK
 TARİH
 GURME
 GEZİ
 OTOMOBİL
 YAT&TEKNE
 HIGH-TECH
 WEEKEND
 MELODİ
 ASTROLOJİ
 SARI SAYFA
 CANLI
 METEO
 TRAFİK
 ŞANS&OYUN
 ACİL TEL
 KÜNYE
 WEB REKLAM
 ARŞİV
 

İnsanlar Kandırılmak İster

Daum gelsin de bizim ocağın üstünde yürüsün! Söz veriyorum: Ateşi kısacağım, canı fazla yanmayacak...

Şakayı bırakıp konuya dalalım: Alman Bild gazetesi Daum'un cam kırıkları üzerinde çıplak ayakla yürürkün bir fotoğrafını yayınladı.

Ve ona "Motivatör Daum" adını taktı. BJK'nin teknik direktörü, 1996'da futbolcularını cam kırıkları üzerinde yürüterek motive ediyormuş.

Aslına bakılırsa bu tip yöntemler yeni değil. Geçen yıllarda Türkiye'ye gelen bir yönetim gurusu da, milleti çıplak ayakla ateşin üzerinde yürütmüştü. Hep söylediğimiz gibi, futbol antrenörlüğü de neticede yöneticiliktir. Şirketler için geçerli olanlar teknikler, sporda da işe yarayabiliyor.

Peki bir hoca, futbolcularını neden cam kırıkları üzerinde yürütür?

Sanırım burada hoca, "Eğer isterseniz, inanırsanız; başarırsınız" mesajını vermek istiyor. Yani eğer ayağının kesilmeyeceğine "inanırsan" kırık camların üzerine basabilirsin. Eğer "gerçekten istersen", kor haline gelmiş kömürlerin üzerinde, çıplak ayakların yanmadan yürüyebilirsin.

Peki ben ne diyorum? Palavra!

Bu tip bir "motivasyonlama" palavradır. Neden? Çünkü ne ateşin, ne de cam kırıklarının üzerinde yürümenin; inançla, istekle, arzuyla bir alakası vardır. Metin Ant; ilüzyonistlerin, göz boyamacıların hangi teknikleri uygulayarak izleyenleri kandırdığını bu konuda yazdığı kitapta anlatmıştı.

Örneğin o camlar gerçekte keskin değildir. Patlayıp, yüzünüze sıçradığında bile ancak birkaç çizik atan otomobil camlarına benzer.

Ateş hikayesi de aynı: Eğer korun üstü hafif küllenmişse, siz de yeteri kadar hızlı hareket etdiyorsanız, ayağınız yanmaz. Bunlar fizik kurallarıdır.

Soracaksınız: "Futbolcular bu biçimde motive edilemez mi?"

Evet edilebilir ancak... Buradaki motivasyon, "gerçek" bir motivasyon değildir. Eğer futbolcularınız; kondisyon olarak, teknik olarak, bedenen maça hazır değilse... Siz onları istediğiniz kadar inandırmaya çalışın; bir şey değişmez. Belki bir maçı kazanırlar; o kadar.

Öte yandan her bakımdan hazır olan bir takım, bir türlü maç kazanamayabilir. Çünkü takımda kolektif bir kendine güvensizlik, bir aşağılık duygusu vardır. Böyle durumlarda teknik direktörler ilginç yöntemlere başvururlar. Bulunan çözüm kültüre göre değişir. Daum kırık camlar üzerinde yürütür... Yerli bir hoca ise Telli Baba'ya götürür. Ardından da takım patlama yapar! Tabii eğer hazırsa. Yoksa yine 5 yer!

İşte bu yüzden başarının 10'da 9'u çalışmayla gelir. Maça hazır olmayan futbolcuyu motive etmek, ona kötülük yapmaktır; çünkü kendini zorladığında lifi atar, kası yırtılır. Bunu yapana da "motivatör" değil "terminatör" denir

Yazının başında, "İnsanlar kandırılmak ister" dedik.

O halde bağlayalım:

Motivasyon; alt yapısı yeterli olanı başarıya kandırmaktır.



<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap
Superbahis
HAFTANIN SOYLEŞİSİ
Nuriye Akman'ın bu haftaki söyleşisi için tıklayınız

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır