

Cindoruk: Ben dersimi aldım
Bundan tam bir yıl öncesiydi
Türk siyasi yaşamına damgasını vurmuş Hüsamettin Cindoruk ile Abdi
İpekçi Caddesi'nde bir apartmanın üçüncü katındaki evinde
söyleşiyorduk
Yüksek tavanlı, duvarları lambrilerle süslü evde, geçmişin
sorgulamasını yapmış usta bir politikacı olarak oturuyordu karşımda.
Ne bir kızgınlık, ne de bir öfke vardı yüreğinde...
"Politikada kırgınlık olmaz. Tabii benim de başardıklarım,
başaramadıklarım var" diyecek kadar da samimiydi.
İki saati aşkın bir süre, Yassıada'nın genç ve cesur avukatı ile
Türkiye'nin yakın geçmişi üzerine bir ufuk turu yaptık...
Bu yıl Alfa Yayınları arasında piyasaya çıkan "Şimdi Domuzluk Zamanı"
isimli kitabımın içinde yer alan o sözlerini, yeri gelmişken burada
da tekrarlayayım
EVREN, ÇELEBİ ADAM
Cindoruk'a, Kenan Evren ve Turgut Özal'la ilgili sert eleştirileriniz
oldu. Bundan dolayı hiç pişmanlık duyduğunuz anlar oldu mu diye sordum
Cevabı, çok net ve açıktı:
"O günün şartları içinde yapılması gereken eleştirilerdi bunlar.
Onlar yasakların kalkmasını istemiyorlardı. Bu tavrın desteklenebilir
bir yönü yoktu.
Sertlik o yüzdendi
Ama, Evren yakın mesafede çelebi, konuşulabilir bir adam. Benim babam
olsa saygı duyarım, sempatik bir adam. Ama, 1983 öncesi söylediği
sözlerle bizi çok kırmıştır.
İtham etmiştir. Üzmüştür.
Fakat, hiçbirimiz bunu dert etmedik. Haklarımızı aldıktan sonra sulh
ortamına girdik. Şimdi tutukladığı Ecevit'in partisine oy veriyor."
Bu sözlerin üzerine kurt politikacıya "İntibalarınız müspet anladığım
kadarıyla" dedim
Başını sallayıp "Plaketleri denize attığına göre, bunları suda eriyen
maddelerden yapmak lazım diye düşünüyorum. Yoksa çevreye zararlı
olduğu iddiası ortaya atılıyor. Mesela keten helvasından veya
kartondan falan yapılırsa çevreye zarar da verilmemiş olur. Ama
Evren'in o hareketini ben anlamlı buluyorum. Bence yaptığı bu
hareketle geçmişini tasfiye etmek istiyor" diye espiri bir cevap
verdi bana
ÖZAL'IN ÖLÜMÜ ERKEN OLDU
Bir diğer sorum, Turgut Özal'la ilgiliydi
Özal'ın ani ölümü karşısında, önceden herhangi bir hazırlıkları olup
olmadığını sordum
Usta politikacı "Evet, Özal'ın ölümü erken oldu. Biraz daha
yaşasaydı, Demirel başbakanlık görevini bir süre daha sürdürürdü. Bu
görevi de acemilerin eline teslim etmemiş olurdu. Özal'ın erken ölümü
ile bütün irtifalar değişti. Demirel, Çankaya'ya çıkınca o boşluk
dolmadı. Siyasette de partide de dolmadı" dedi.
Ve uzunca bir zamandır cevabını merak ettiğim bir soruyu, bu cevabın
üzerine hemen Cindoruk'a yönelttim
"12 Eylül 1980 günkü manzara belliydi. Liderleri de şimdinin tanıdık
isimleriydi. Ülke 28 Şubat sürecine girdiğinde yönetimde yine aynı
isimler vardı. Hiç ders alınmadı mı ki yine başlanılan noktaya
dönüldü?" dedim
Cindoruk, hiç duraklamadan şu cevabı verdi:
"Ben kendi adıma ders aldım. Ama şunu da söylemek lazım. Yalnız bu
fikirlerinizden geri düşmek anlamına da gelmemeli. O düşüncede
olanlar size güvenmeli.
O zaman meseleyi çözmek daha kolay olur. Şimdi birbirlerini Başbakan,
Cumhurbaşkanı yapmak için gösterdikleri uzlaşmayı 1980 öncesi
gösterselerdi bunların hiçbiri olmazdı.
28 Şubat bir muhtıraydı, darbe olmadan önlenmiştir. Bunu benden başka
da söyleyen olmamıştır."
28 ŞUBAT'TA ORDU HAKLIYDI
Ve Cindoruk'tan 28 Şubat Kararları'na o günlere dönük birkaç söz daha:
"Orada Erbakan'ın hatası var. Siyasette gösteri olur ama demin
söylediğim rejimin koşulları içinde olur. Şeyhlere verilen yemek
orduyu da rahatsız etmiştir beni de rahatsız etmiştir. Çünkü oraya
gelenler dinsel ağırlığı olan insanlar değil.
Bir kısmı ticari hayata atılmış.
Asker haklıydı orada...
Sonra Türkiye'de meslek eğitimi yozlaşmıştı. Bunların hepsi doğruydu.
Ama ben orada üsluba katılmadım.
O üslup yerine çok daha demokratik bir üslup kullanılabilirdi.
Hükümet düşmeden bu yapılabilirdi. Erbakan'ın her zamanki aculluğu,
sanki hiçbir şey olmamış gibi bakması işi ağırlaştırdı.
Erbakan o gün kıvrak zekasıyla ortaya bir formül koyabilseydi, bu iş
o noktaya gelmezdi. Hadise de partilerinin kapatılmasıyla
sonuçlanmazdı."
Hepimiz siyasette yenilenme, kalite istiyoruz
Sanırım, bu isteklerimiz de ancak, yılların usta politikacısı
Hüsamettin Cindoruk'un yaptığı gibi bir iç muhasebe yapmaktan,
yapabilmekten geçiyor
|