kapat

06.09.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
banners
Siber Haber
L E I T Z
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
Bayan Sabah
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
Maskeler düşüyor
Deprem faciasının getirdiği hüzün ne denli kaçınılmaz bir gerçekse, bazı bilinmeyen gerçekleri de su yüzüne çıkarttığı başka bir gerçek.

Bu gerçekler kötü inşaat malzemeleriyle, müteahhitlerle sınırlı kalmıyor.

Su yüzüne çıkan en büyük gerçeklerden biri de halkların gerçek duygusu oldu. Diplomatların kullandıkları "tahta dilin" yerini, halkların "sıcak ve anlaşılır" dili aldı ve siyasetçilerin 40 yıl yapamadığını halklar 40 saatte yaptı. Sadece TV kanallarının, biz gazetecilerin ya da diplomatların yaptığı gibi "dikkat edilerek hazırlanmış metinleri" okumadılar. İki halk -belki de ilk kez- hissetiklerini ülkeleri çapında dile getirme ve "karşı tarafa iletme" fırsatı buldular. Ne yazık ki, trajik olaylar yaşanmadıkça halkın sesi de yeterince duyulamıyor çağımızda.

Facianın boyutları ortaya çıktıkça Türk halkının büyüyen ızdırabına yardım elini uzatan yabancıların başında Yunan halkının bulunması Avrupa ve Amerika'da da şaşkınlık yaratıyor.. Demek ki, oy kapma uğruna yapılanlar, halkın gerçek çıkarlarına hizmet etmemiş. "Düşman" tabiriyle belleklere yerleştirilmeye çalışılan "barbar Türk" ya da "Kahpe Yunan" imajı çürükmüş.

Halkların gerçek duyguları
Yunanlılar'ın Türk halkına maddi yardımı elbette, Amerika ya da zengin Avrupa ülkelerinden gelecek yüklü para yardımıyla karşılaştırılamaz. Ancak Türk halkına, belki de her şeyden daha çok gereksinim duyduğu asla veremeyeceği manevi yardım Yunanlı'dan geldi. Türk halkı da Yunan halkına teşekkür etme yolları aradı ve bunda yüzde yüz başarılı oldu.

Ege sularını santimetre ile ölçenler, haritalarda gözükmeyen adsız adacıkların tapularını bulmak için tozlu devlet arşivlerini karıştıranlar, halkın bu gerçek duyguları karşısında bundan sonra ne yapar, belli değil..

Bu trajik olay gösterdi ki iki halk birbiriyle savaşamaz. Savaşsa bile birbirlerinin yaralarını sarmaya koşar herhalde. Yoksa Yunanlılar Türkler'e böbrek, Türkler göz bağışında bulunurken, Larissa kentinin 4 Belediye Başkanlığı, yıkılan Yalova'da yepyeni bir yerleşim merkezi inşaa etmek ister miydi?

Bu nedenle Ege'nin her iki yakasındaki yöneticiler, bir an olsun, siyasi çıkarları bir yana bırakıp, halkın bu gerçek duyguları ışığında hareket ederlerse, belki Türk-Yunan ilişkilerindeki bazen yapay-bazen gerçek, acı deneyimler ve zehirli açıklamalar ilelebet İzmit depremi enkazları altında kalır. Batı Trakya'dan, Selanik'e, Atina'dan Ankara'ya, Larissa'dan Yalova'ya, İzmir'den İstanbul'a uzanan halkların isteği de bu değil mi zaten?

Stelyo BERBERAKİS


Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır