Ekonomiden politikaya, eğitimden medyaya uzanan geniş yelpazede, bizi en çok ilgilendiren 'bugün.' Oysa, sürekli ve yalnızca bugünü kurtarmakla yetinince, her geçen gün, yeni bir günü kurtarmak daha da zorlaşıyor. Hatta imkansızlaşıyor.
Kamuoyu, Türkiye'nin eğitim gibi, ekonomik verimlilik gibi, sosyal barış gibi temel sorunlarının çözümlenememesinden hükümetleri sorumlu tutuyor. Halbuki, sorumluluk hepimize ait. Devletin ekonomiyi yönlendirmedeki gücü, iç ve dış borçlanma ihtiyacının şartları, hepimizi yakından ilgilendiriyor.
Sivil toplum ve devlet denkleminde, dış faktörlerin ağırlığı da giderek artıyor. Yalnızca askeri güçler dengesinden bahsetmiyoruz. IMF, AB, NATO gibi çokuluslu organizasyonların yaptırım gücü, ulus-devlet modelinin bağımsızlık anlayışını sorguluyor.
Bugünlerde ülkemizde bulunan IMF heyetinin yapacağı nihai açıklamalar heyecanla bekleniyor. Heyetin Türkiye ekonomisiyle ilgili değerlendirmeleri, uluslararası kredi itibarımızı yakından etkileyecek. Bunun yanı sıra, IMF'nin yapabileceği olumlu açıklamalar, çiçeği burnunda hükümet için önemli bir manevra kabiliyeti sağlayacak. IMF heyeti, sosyal güvenlik sistemi başta olmak üzere, sürekli ertelenen yapısal reformların üzerinde duruyor. Özelleştirmede uygulama planı öneriyor. Genel anlamda bütçe disiplini anafikrinin gerçekleştirilmesi öngörülüyor.
IMF'nin yardım paketi önkoşullardan hiçbiri, bizlerin göremediği, bilmediği olgular değil. Ancak, ömrü aylarla sınırlı iktidarların, bu tür uzun vadeli yaklaşımları uygulaması imkanlı olmuyor. Oysa ekonomik gelişme ve istikrar, uzun soluklu bir bayrak yarışı gibi. Bu yarışta başarılı olmak için, hem kabiliyetli, hem de azimli olmak lazım. İkisinden biri yeterli değil. Amaç, günü kurtarmanın ötesinde, yarının kurtarılmaya gerek kalmadan öbür güne geçebilmesini sağlamak olmalı. Türkiye gibi sosyal ve politik dengeleri ince ayarlarla işleyen bir toplumda, ekonominin dengesini tutturmak da kolay değil. Ancak gene de mümkün. Yeni hükümetin bu konularda hem bilgisini (kabiliyetini), hem de kararlılığını (azmini) devreye sokması gerekiyor. Ekonomide, genel çerçeveler dışında, şimdilik çok net yaklaşımlar sergilenmedi. Belki IMF raporu, hükümet için de bir katalizör olur.
Ekonominin yanı sıra, iç politikada, dış ilişkilerimizde ve toplumsal barışın sağlanmasında da, günü kurtarmanın ötesinde yaklaşımları alkışlamalıyız. Bunu da, başkaları söylediği için değil, kendi iyiliğimiz için yapmalıyız.