kapat

28.06.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
intermerkez
Siber Haber
L E I T Z
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
Bayan Sabah
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
YAVUZ DONAT(ydonat@sabah.com.tr )


Yılmaz ve MİT

- MİT, Başbakan'a her şeyi anlatıyor mu? Her bilgiyi size vermiş miydi?

- Bilgi veriyor da... Verdiği, duyum ve değerlendirme. Bize ise kanıt lazım.

- Ortaya çıkmayan kaç kaset daha var?

- MİT'te bir tane bile yok. Onu biliyorum.

Devlet nedir?

- Üç kez Başbakanlık yaptınız... Devletin işlemeyen... Ağır işleyen uzvu var mı?... Örneğin... Adalet...

- İşlemeyen keşke tek adalet olsaydı.

- Nerelerde tıkanıklık?.. Poliste mi?

- Polis, şurası, burası meselesi değil.

- Ne meselesi?

- Sistemin tümüyle tartışılması lazım.

- Yani?

- Devlet nedir? Hukuk devleti nedir? Vatandaş olmadan devlet olur mu? Devletin... Vatandaşın hakları nerede başlar, nerede biter? Bunlarda mutabık değiliz... Aramızda mutabakat sağlayalım.

- Öyleyse... Tartışalım.

- Tartışmalıyız... Devlet, her gün değişen önceliklere göre, temel ilkelerini gözardı edemez.

- Daha açık konuşun.

- Devlet, hukuk devletiyse... Demokratik devletse... Karşısına çıkan tehditlere karşı, bunun gereğine uygun şekilde mücadele eder.

- Sistemde köklü değişiklik yapmaya kalkınca... Neyle karşılaştınız?.. Tehdit falan aldınız mı?

- Hayır da... Netice almamız engelleniyor.

- Kim?.. Kimler tarafından?

- Bazen siyaset dışı faktörler devreye giriyor... Bazen da siyasi konjonktür elvermiyor.

Biliyor ve susuyor

Kasetler konusunda neler biliyorsunuz?.. İsterseniz şöyle sorayım... Bildiklerinizin ne kadarını söylediniz?

Mesut Bey önce yüzümüze baktı.

Sonra boşluğa.

Bir süre sessizlik.

Ve yanıt:

- Bildiklerimin çok az bir bölümünü söyledim.

* * *

Mesut Yılmaz:
- Ben bir şey yapmadım... Yaptığım sadece bir tespit.

- Nasıl?

- Bir suç isnadı var... Yıllardır yapılıyor... Yapıldığı dönemin bir bölümünde ben de Başbakanlık yaptım. Ama devletin hiçbir kurumu bunu bana delillendirmedi.

- Başbakanken... Size ne denildi?

- Aynı isnat... Fakat delil verilmedi.

- Sonra?

- O gün verilmeyen delil, yine bir devlet kurumu tarafından, bugün veriliyor.

* * *

Yılmaz'a göre iki yanlış var.

Birincisi:

- Zaman yanlış... O gün yerine, bugün.

İkincisi:

- Adres yanlış... Yetkili kurum yerine, basın.

Mesut Bey "Kasetlere... Kasetlerin içeriğine" ne diyor?

Yanıt:

- Yargıya intikal etti. Yargı yerine geçemem. Beni ilgilendiren şey başka.

- Nedir o başka olan şey?

- Beni ilgilendiren... Aslında medyayı da ilgilendirmesi gereken... Kaset dolayısı ile ortaya çıkan... Devletteki çarpıklık. Tabii, bir konu daha var.

- Hangi konu?

- Yargının onu da (Çarpıklığı... İki yanlışı) araştırması lazım... Ama görülüyor ki... Şu anda yargı onunla meşgul değil.

- Mesut Bey, bu kasetler kaç yaşında?

- En az üç, dört yıl öncesinin kasetleri.

* * *

- Kasetlerin zamanlamasının önünde, arkasında ne var? Kimin?.. Kimlerin?.. Ne tür hesapları?

Yanıt "sessizlik."

Sonra "sorunun tekrarı."

Yine "sessizlik."

Üçüncü tekrar...

Ve Mesut Bey'den tek cümle:

- Yorumumu paylaşmamayı tercih ediyorum.

- Konu, 30 Ağustos'la mı ilgili?

- Girmiyorum... İki şeyin altını çiziyorum.

Bir:

- İrtica ile mücadeleye evet... Ama demokratik, hukuk devleti kuralları içinde.

İki:

- İrtica ile mücadeleye evet... Ama samimi dindarları rencide etmeden... Dinle mücadele görüntüsü vermeden.

* * *

Kaset işlerinin... Zamanlamanın ardında "Çankaya hesapları" olabilir mi?

Yılmaz:

- Bilemem... Spekülasyona girer... O hesapla hareket eden varsa bile, bunu söylemez ki.

* * *

Hafta sonunu Bodrum'da geçirdik.

Bodrum'a Mesut Bey'le birlikte gittik.

İzlenimimiz o ki...

"Eski Başbakan" çok şey biliyor.

Ama söylemiyor.

Israr edince ise...

Uçağın penceresinden dışarı bakıyor:

- Aşağısı rüzgarlı galiba.

Hükümete tuzak kurulmadan

- Mesut Bey, ekonomi kötü.

- 1998 başında bir program ortaya koyduk... 1998 sonunda bütün hedeflere ulaşıldı.

Sonra?

- 1999 başından itibaren maalesef bütün hedefler şaştı.

- Suç... Kusur kimde?

- Sadece ekonomi yönetimi değiştiği için değil... Erken seçim... Geçici bütçe gibi nedenlerden kaynaklanıyor.

- Ve geldik bugüne... Ekonomi nereye?

- Önemli bir şans var... Yapılması gereken düzenlemeler konusunda hükümet içinde sağlam bir uzlaşma var. Ve bunun arkasında da, Meclis'te, hükümet partilerini aşan bir destek var.

- Bu fırsat kullanılabilecek mi?

- İyi kullanmamız lazım.

- Zaman çok önemli... Ekonomi çöküşte.

- Bu konjonktür değişmeden... Bu hükümete tuzak kurulmadan... Bu yasa ve Anayasa değişikliklerinin yapılması lazım.

- Bunları hükümete söylüyor musunuz?

- Hükümeti hep itiyorum... Teşvik ediyorum...

Doktor baba nabız tutuyor

Baba temel attı... Baba hastane açtı... Baba fabrikaya gitti... Baba heyet kabul etti.

Dedik ki:

- Ne yapıyorsunuz?

Dedi ki:

- Ülkemin nabzını tutuyorum.

- Nabız nasıl?

- Ülkenin nabzı iyi... Herkes koşuyor... Tabii ekonomik sıkıntıdan şikayet var... Yalnız, kimse bıkkın değil... Ancak...

Ancak...

- Yorgunluk var... Fertler yorgun... Fert yorgunsa, toplum yorgun olur... İşin şevki kaybolur... Ben, şevkinizi kaybetmeyin diyorum.

* * *

- Ferdin... Toplumun şevkini... Aşkını... Heyecanını kim kırıyor?

Cumhurbaşkanı:

- Güncel olayların değerlendirilmesi.

* * *

Baba:

- Tabii her şey de sütliman değil... Bazı zorluklar var. Aslında... Ülke kendisini zorluğa soktu... Girmemesi lazımdı.

* * *

- Efendim, din ve siyaset ilişkilerinde bir tıkanıklık mı var?

- Bu hassasiyetler yeni değil ki.

- Yani?

- Mesela bir rapor konusu ortaya atılıyor. Öyle bir şey yok... Rapor falan yok... Ama bunun tartışması vereceği kadar zarar veriyor.

* * *

Baba'ya göre "birtakım alınganlıklar var."

"Lüzumsuz ithamlar var."

Baba, devamla:

- Devlet, dini korumakla mükellef... Devletin kanunu, dine saygısızlığa ceza veriyor... Devlet, milletin dinine hürmetkâr... Kimse, devleti, dine karşı göstermesin... Devleti rahatsız etmesin.

* * *

- Efendim... Laiklik...

- Laiklik, dini koruyan bir şemsiye... Cuma akşamı Kandil'di... Ülkemin 71 bin camisinde mevlit okundu... Devlet radyosunda mevlit okundu... Birtakım insanların dine sahip çıkması... Diğerlerini, dine karşı göstermesi... Lüzumsuz. Ayıp... Münasebetsiz.

Baba mesajı:

- Lüzumsuz tartışmayla barışı... Huzuru bozmayın... Ferdi... Toplumu yormayın.

Yazarlar sayfasına geri gitmek için tıklayınız.

Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır