Müdahaleci ekonomi politikalarını yıkan fikrin babası Prof. Milton Friedman bakın on yıl önce neler söylemiş:
"Borçlu ülkelerin demokrasisini tehdit eden borç yükü değil, dışarıya kaçan sermayedir."
"Yoksulluğun hükümetler tarafından yaratıldığına inanıyorum."
"Yapılması gereken kolay.. Zor olan politik basireti ortaya çıkarmak."
"Vergileri arttırmak iktisat için olduğu kadar politika için de kötüdür."
"Bütçe açığı da bir gizli vergidir. Bu bütçe açığı, vergi gelirlerindeki azalmadan dolayı meydana gelmemiştir ki vergiler arttırılarak kapatılsın."
Rahmetli Mehmet Mermerci, iş dünyamızın filozofu idi. Onun 24 Ağustos 1990 tarihli mektubunda şu satırlar okunuyor:
"Sistem kalsın, müdürler değişsin isteniyor.. Bu sistemde ise kadrolar karanlık güçlerle anlaşarak devleti soyuyor, vergi mükelleflerinin ödediği hiç oluyor."
Türkiye'yi, dünyayı ileri götüren dalgalara, fikir akıntılarına karşı kürek çekmek yordu ve geriletti. İşte yeniden IMF kapısındayız.
Hastalar, bebekler..
Vergi reformu, ekonominin kanını kuruttu. Bu ülkenin parasını dışarı kaçırdı.
Şimdi yabancı bankalar, Türkiye'den yüzde 5 faizle topladıkları paraları, yüzde 20 faizle bize borç vermiyor.
Kendi paramızı dileniyor, alamıyoruz.
Daralan ekonominin kitlelerde yarattığı çaresizlik, hastaları ve bebekleri bile etkiler hale geldi.
Son iki ayda ilâç tüketimi yüzde 27, bebek maması satışları yüzde 40 azaldı.
Hastalarına bakmayan, bebeklerini doğru dürüst beslemeyen bu toplumun sıkıntısı çare bulamamak mı?
Hayır, politik basiret gösterecek yöneticiler yaratamamak..
Cumhurbaşkanı, mali miladın güvensizlik yarattığını, güvensizliğin ortadan kaldırılmaması halinde üç ay sonra çok daha sıkıntılı bir duruma girileceğini söyledi.
Batışı hızlandıran delikler kapatılacak..
Emeklilik yaşını yükselten reform çıkacak, köylünün ürünü piyasa değerinden alınacak, özelleştirme hızlanacak, gelen para borçlara kapatılacak, kaynaklar rekabetçi bir üretimi teşvik için kullanılacak..
Ve peşin vergi periyodu uzatılarak, faiz gelirlerinin iki kere vergilendirilmesinden, ayrıca parayı kaçıran "Nereden buldun?" sorgusundan iki yıl vazgeçilerek, ekonominin nefes alması sağlanacak.
"Güçlü-kuvvetli" bir hükümetimiz var.
Sayı üstünlüğünü politik basiret üretecek bir etkinliğe dönüştürmek, koalisyon ortaklarının mecburiyetidir.
Aksi halde çoğunluğa dayalı hükümetlerin bile derdimize çare olmadığı inancı çıkar ki, bu duvara toslamaktır.
Ekonomi oksijen istiyor.
Basiret, yeterli dozda ve zamanında verilmesini emrediyor.
İktidar bu haftayı ekonomiye ayırmalı!