kapat
Anasayfa
|
E-gazete
|
Sarı Sayfalar
|
Arşiv
|
Üye Ol
|
Üye Girişi
|
English
|
Kırmızı Alarm
  
17 Ocak 2009, Cumartesi
Sabah
 
Haberler Spor Günaydın Dosyalar Servisler Multimedya Astroloji Kültür-Sanat İşte İnsan Emlak Çocuk Yazarlar Çizerler
Günaydın Cuma Cumartesi Pazar Emlak Buzz
 
24 Saat
24 Saat
Çocuğunuzun bakıcıyla anlaşabilmesi çok önemli.

Kızım, bir Ermeni'ye emanet

İLKNUR K. AKMAN
25.12.2008
Kısa bir süre önce bu köşede iyi bir bebek bakıcısı bulmanın zorluklarından bahsetmiştim.
Benim ve benim gibi yeni bebek sahibi anneler için bakıcı, olmazsa olmaz öneme sahip. Ama bu kişi, ev işlerini yapan bir yardımcı değil, yeri geldiğinde bebeğin annesi kadar etkili ve sorumluluk alabilecek biri olmalı. Eğer evde bir bakıcınız varsa, bebeğinizin yetişmesinde o kişinin ne denli önemli rol oynadığını tahmin edersiniz...
Ne var ki, ilk kez anne olmak gibi, ilk seferinde bir bakıcı bulmak da kolay değilmiş, bunu öğrendim.
Ben, eli yüzü düzgün, güvenilir, işini seven, çalışkan biri olmanın bu iş için yeterli olacağını sanmıştım çünkü. Örneğin kızımın ilk bakıcısı çalışkan olmaya çalışkandı, ama sürekli ütü yapıp ev temizlemek konusunda... İş asıl görevine, yani kızıma bakmaya geldiğinde eli ayağı birbirine dolaşıyordu.
Bir süre onu kendi haline bıraktım. Kızımın uyanık olduğu saatlerde ona sadece bazı oyuncaklar gösterip kendi kendine oynamasını beklediğini, onunla hiç konuşmadığını fark etmem uzun sürmedi. Sonunda barış içinde el sıkıştık ve ayrıldık.

İMDADIMA ARKADAŞIM YETİŞTİ
Yeni birisi için ajansları aramanın, deneme yanılma testlerinin altından nasıl kalkarım diye düşünürken, imdadıma iş dolayısıyla tanıştığım bir arkadaşım yetişti. "Annemin bir arkadaşı var. Doğumundan itibaren sekiz buçuk yaşına kadar bir kız çocuğuna bakmış, çok iyi biriymiş," dedi ve ekledi: "Doğma büyüme İstanbullu Ermeni..." Ben "Ne fark eder ki, hemen görüşelim," dedim. Telefonu kapattıktan sonra bir an düşündüm: Moldova'dan, Bulgaristan'dan, Türkmenistan'dan, hatta Ermenistan'dan gelen bakıcılarla çalışan pek çok tanıdığım vardı... Arkadaşım bu hanımın Ermeni olduğunu niye özellikle belirtme gereği duymuştu ki şimdi? "İmza kampanyası," dedim içimden; malum, günlerdir üzerinde tartışılıyor. Kendisi de Ermeni olan arkadaşım ne olur, ne olmaz diye hassas mı davranmıştı acaba? Hanımı aradım. Birkaç gün sonra birbirimizi daha yakından tanımak üzere evimizde buluştuk. 45 yaşlarında, iki çocuk annesi, diksiyonu çok düzgün, kendine güvenen, tatlı dilli biriydi. En önemlisi, kucağına alır almaz kızım onu hiç yadırgamadı. Hatta gülücüklerle karşıladı.
Uzunca bir sohbetten sonra, bir haftalık deneme süresinin ardından kendisiyle çalışabileceğimizi söyledim.
Azad Hanım, yani Ayşekiraz'ın yeni bakıcısı, şimdi iki haftadır bizimle.
Ama bana sorarsanız, biz yıllardır birbirimizi tanıyoruz. Evdeki düzeni, yemek pişirme alışkanlıkları, küçüklere yaklaşımı bizimle aynı.
Dahası, günden güne anneme ne kadar çok benzediğini fark ediyorum...
"Aman İlknur Hanım, ayağınıza terlik giyin sütünüz üşümesin, uykudan kalktı Ayşekiraz'a yeleğini giydirelim..." Bir de geçen gün, çocuk sahibi olduktan sonra yılların nasıl çabuk geçtiğinden bahsederken, "Bir bakmışsınız Ayşekiraz gelin olmuş... Ben kızım ne zaman 25 yaşına geldi de evlendi anlamadım. Evleneli üç ay oldu hâlâ alışamadım," derken gözlerinden yaşlar süzülmesin mi? Karşımda annem duruyor sandım, hatta tanıdığım tüm anneler... Bu arada kızımla arası da maşallah! Onunla bıkmadan konuşuyor, ilgi gösteriyor, yemeğini yedirirken türlü numaralar yapıyor, onu uyutmadan ağzına lokma koymuyor... Bir süre önce "Kızımı annemden başkasına emanet edemeyecek miyim?" diye kara kara düşünürken, işte Azad Hanım karşımda duruyor.
Hafta boyunca Ermeni-Türk meselesi, özür dilemeli mi, dilememeli mi tartışmalarını izlerken hep bunu düşündüm ve şöyle dedim: "Biz birimize çocuklarımızı emanet ediyoruz beyler, siz ne diyorsunuz?"