kapat
Üye OlÜye Girişi
Bugünkü SABAH Gazetesi
  |  Benim şehrim | 8 Aralık 2007, Cumartesi
Son Dakika
ARAYIN
Google
Google Arama
atv
Kanal 1
ABC
Bahar Ahmet Birinci, tüm arkadaşlarına ve ailesine Hindistan'ı gezdirmiş.

Hindistan'da korna bir iletişim aracı

Mirey Mesayyah
01.12.2007
Şimdiye kadar 13 kez Hindistan'a giden Bahar Ahmet Birinci, bu ülkenin kaotik ama huzurlu ortamına âşık olanlardan. "Orada da herkes kornaya basıyor. Ama bu gürültü sizi hiç rahatsız etmiyor. Çünkü kornayı anlaşmak için kullanıyorlar," diyor..
O tam bir Hindistan tutkunu. İlk kez 1996 yılında gittiği bu ülkeyi, tam 13 kez gezdi. Hindistan'ın 24 ayrı yerinde günlerce kalan Bahar Ahmet Birinci'nin buradan vazgeçememesinin nedeni ise, o topraklarda bulduğu pozitif enerji. 14 yıldır Emirates'in Romanya ve Türkiye genel müdürü olan Birinci'yle, Hindistan'ın 'gizemli' yüzünü konuştuk.

- Hindistan tutkunuz nasıl başladı?
- Gençlik yıllarımda bir Katmandu tutkum vardı. Yaşım biraz daha büyük olsaydı o dönemde hippi olurdum kesin... 19 yaşındayken Seyşel Adaları'nın bir fotoğrafını görüp oraya yerleşmek istemiştim. Yazışmaların ardından neredeyse göçmen olarak gidiyordum. Lisede de hep Hindistan'a gitmek isterdim.

KİMSE KABA DEĞİL
- Hindistan'da sizi en çok ne çekiyor?
- Hindistan'a karşı tepkisiz kalmak çok zor. İnsan ya âşık oluyor ya da hiç sevmiyor; ama mutlaka bir şeyler hissediyor. Bazı insanlar gördükleri sefaletten rahatsız oluyor. Ama oraya turist olarak gitmekle ülkeye katkıda bulunuyorsunuz. Orası garip bir yer: Kalabalık, gürültülü, herkes sürekli korna çalıyor, otomobil yollarında insanlar ve her çeşit hayvan da yürüyor... "Ben burada niye huzur buluyorum?" diye kendi kendime soruyorum. Kimse o kargaşada birbirine çarpmıyor. İnsanlar birbirine kaba davranmıyor; devamlı gülümsüyor. Orada korna, bir iletişim aracı. Her arabanın arkasında İngilizce "Kornaya bas," yazılı. Yani "Ben geldim bana yer ver," diyorlar. Hiçbir zaman kornaya kötü niyetle basmıyorlar. Bunu anladığınız andan itibaren yollardaki gürültü sizi rahatsız etmiyor. Hindistan'da pozitif bir enerji var. Örneğin yeni tanıdığınız bir şoför sizi düğününe çağırabiliyor.

- Hindistan'da ilk nereye gittiniz?
- İlk gittiğimde Delhi, Jaipur, Agra, Varanasi ve Katmandu'yu gezdim. Ganj kıyısında ölülerini yaktıkları ve Hinduların en kutsal şehri olan Varanasi'ye Hindistan'a yaptığım ikinci gezide yine gittim. Ama turlarda Varanasi'de bir gece kalınıyor. Gün ağarırken Ganj Nehri'ne girenlere bakmak için götürseler de, akşam seremonilerine katılamıyorsunuz. Ben Varanasi'ye ilk gittiğimde altı gün kaldım. İkinci gidişim ise Coşkun Aral ile oldu. Dalai Lama'nın yaşadığı yer olan Dharamsala'ya gidiyorlardı. Kendisinden beni de yanlarında götürmelerini istedim ve böylece onların grubuyla Dharamsala'ya gittim. Ancak Dalai Lama hasta olduğu için röportaj iptal oldu biz de Kaşmir'e gitmeye karar verdik. Sonra da Varanasi'ye gittik.

- Coşkun Aral ile seyahat etmek daha keyifli olmalı...
- Tabii ki çok daha zevkli. Bir keresinde milyonlarca Hintlinin hac yeri olan Allahabad'daki Kumbh Mela'yı görmeye gittik. Allahabad, üç kutsal nehrin birleştiği noktada yer alıyor. Bu hac zamanı bir ay sürüyor ve 70 milyon kişi burayı o dönemde ziyaret ediyor. İnanılmaz bir kalabalık ve unutulmaz bir görüntü... 12 yılda bir dönüşümlü olarak dört ayrı şehirde yapılıyor. Bu bir ayın en önemli günü olan 'bathing date'te (banyo günü) hacılar nehrin sularına girerek dua ediyor. Akşamları biz de bu kalabalığın içinde battaniyelere sarılıp yattık. Sabah onlarla birlikte dua alayına katıldık. Böyle bir geziyi tek başıma yapmaktan çekinirdim.

- Hindistan'da gitmediğiniz bir nokta kaldı mı?
- Hindistan o kadar büyük ki, tabii ki gitmediğim yerler var. Yine de Türkiye'de benden daha fazla noktaya gitmiş biri yoktur... Altın kubbeli tapınakların olduğu Amritsar'a bir türlü gidemedim. Bunun yanı sıra Agra'ya bir kez gitmek yeterli. Çünkü Agra'da Tac Mahal'in dışında pek bir şey yok. Ve Hindistan Tac Mahal'den çok daha öte bir şey. Ama Hindistan'a her gittiğimde yanımda arkadaşlarımdan ya da ailemden birileri oluyor; onların da Agra'yı görmelerini istiyorum. Bu nedenle Tac Mahal'e beş kez gittim. Jaipur, Jodhpur, Delhi'ye her seferinde zevk alarak gidiyorum. Bir de Hindistan'da mesafeler çok uzak. Mesela Kalküta'dan güneye inmek istediğinizde ya Delhi'ye geri dönüp tekrar uçacaksınız ya da sekiz saat trenle gideceksiniz.
Haberin fotoğrafları