kapat
Üye OlÜye Girişi
Bugünkü SABAH Gazetesi
  |  Benim şehrim | 26 Eylül 2007, Çarşamba
Son Dakika
ARAYIN
Google
Google Arama
atv
Kanal 1
ABC
HINCAL ULUÇ
Hıncal'ın Yeri

Gene bienal!.. Sonuna dek bienal!..

İŞİ eleştirmek olan, hayatını eleştirmekle kazananlar da eleştirileceklerdir. Ama dikkat edin eleştiriye en ağır tepki gösteren, bir yerlerine bir şey batmış gibi çığlık atan, azgın boğa gibi saldıran, eleştireni aşağılayarak yanıt vermeye çalışanlar onlar.
Günümüzde en çok saldırıya uğrayan gazetecinin genç Oray Eğin olması bu yüzden. Çünkü Oray arı kovanına çomak sokuyor. Fincancı katırlarına saldırıyor.
Doğrudur. Bazen resmen saldırıyor, üslubunu ayarlayamadığı için. Ama genç henüz.. Şimdi yüreği hakim laflarına.. Giderek üslubu da oturur. O yaştaki kendi yazılarımı hatırlıyorum da..
En ilgiyle okuduğum yazarların başında..
Dün beni yazmış..
Modern Sanat'a tavrımı, bienal yazım üzerinden eleştiriyor.
Ben nasıl eleştiriyorsam, o da beni ayni özgürlükle eleştirecek tabii.. İddialı laflar ettiniz mi, tepki almaya hazır olacaksınız. Ya da, ne kokar, ne bulaşır olacak, suya sabuna dokunmayacaksınız.
Oray, eski okurum belli.. Yılların öncesinden, Bilbao'dan giriyor söze.. Oradaki bembeyaz tablo eleştirimle başlıyor. "Hıncal Ağbi, bazen sanatta bir şeyi ilk kez yapmanın da önemli olduğunun hakkını teslim etmiyor" diyor. Evet.. San Fransisco Müzesi tarafından 10 milyon dolara alınan o bembeyaz tabloyu yerin dibine soktum..
Bir defa ilk değil düşünce olarak. 1915 yılında Malevich kıpkırmızı bir kare yapmıştı. Adını Red Square koyup. Kelime oyunu.. Kırmızı Kare, Kızıl Meydan demek ayni zamanda. Tablo şu anda New York'ta müzede.. Üstelik düşünce olarak o da ilk değil.. Mehmet Akif, çizmemiş ama yazmıştı, Kızıl Deniz tablosunu..
Şiirinde anlatır..
Adam yeni aldığı köşkünün salon duvarına bir dini tablo yapması için ressama eşek yüküyle para öder. Sonra eve gelir ki, kıpkırmızı bir duvar. "Bu ne" diye gürleyince, ressam "Musa'nın Kızıl Denizi geçmesi" der.. Adam iyice köpürür..
- Hani Musa, be adam?
- Çıkmış efendim karaya
- Fir'avun nerde?
- Boğulmuş.
- Ya bu kan rengi boya?
- Bahr-i Ahmer (Kızıl Deniz) a efendim yeşil olmaz ya bu da!
- Çok güzel levha imiş, doğrusu şenlendi oda! ..
Eee.. Şimdi sanatçı Akif mi, Malevich mi, yoksa Bilbao'daki beyaz boyacı mı?..
İngiltere'de pisuvarın sanat diye sergilenmesi hâlâ tartışılıyor.. Yani "Sanat değildir" diyen yığınla insan var. Benim ağzımı kim kapayabilir o zaman?..
Frank Gehry çağımızın en büyük mimarlarından. Bilbao Müzesi'ne hayran kalanların sayısı bin.. Ben sevmedim.. Sevmeye mecbur muyum?..
Bir şeyin sanat olup olmadığı tartışılacaktır. Buna alışacağız. Sanat olması, beğenilmesi mecburiyetini de getirmez. Beğenmeyenlere de saygı duyacağız.
Mona Lisa'yı beğenmeyene "Hadi ordan gerzek" deme hakkımız var mı?.
Onuncu İstanbul Bienali bir palavradır. Küratörü gibi..
Bu bienalde seyre değer hiçbir şey yoktur. Burada sergilenenler, sanat falan da değildir. Benim fikrim bu..
Düşünmek insanı sanatçı yapmaz. Filozof yapar. Sanat, yapmaktır. Herkesin yapamadığını yaparsan, herkesten ayrılır, sanatçı olursun. Hıncal'ın bile yapabileceği şeylere sanat derseniz, herkes sanatçı olur.
Herkesin sanatçı olduğu yerde hiç sanatçı yoktur.
"Modern Sanat, figürü beceremeyen, akademileri arka kapıdan terk edenlerin sığınağıdır" derler. Katılırım. "Bienal sanatın, en aşırı, en absürd, en saçma olduğu yerdir" derler.. Ben saçmaya sanat demem.
Antrepo 3'te duvara dayalı bir merdiven. Yanında açıklaması.. "Cennete uzanan basamaklar!.." Millet tırmanmış. Tepede muhteşem Boğaz manzarası..
"Vay be, ne sanat" demişler..
Oysa böyle bir eser yok. Merdiven orada unutulmuş.. Gezenlerden muzip biri de yanına etiketi yazıp koymuş.. Olmuş size sanat!.. Bu mudur?. Buysa ben O Bienal'i okuruma tavsiye etmem. Yerin de dibine sokarım.. Sonuna dek!..