kapat
Üye OlÜye Girişi
Bugünkü SABAH Gazetesi
  |  Benim şehrim | 16 Eylül 2007, Pazar
Son Dakika
ARAYIN
Google
Google Arama
atv
Kanal 1
ABC
Jolanda Trevigne’nin evinin bir odasında yüz yıl öncesinin İstanbul’u gizli.

Floransa'da bir İstanbullu

Ceren AKDAĞ
02.09.2007
Son saray ressamı Zonaro'nun torunu Jolanda Trevigne SABAH'a konuştu. Dedesinin İstanbul'u hiç unutamadığını ve kendisini İstanbul anılarıyla büyüttüğünü anlatan Trevigne'in tek amacı, dedesinin koleksiyonunu bir araya getirmek..
Osmanlı İmparatorluğu'nun son yılları. Tahtta 'Kızıl Sultan' olarak da tanınan II. Abdülhamid var. Bir yandan da İttihat ve Terakki'nin padişaha karşı muhalefeti almış, yürümüş. Osmanlı'nın dört bir yanındaki ayaklanmalar padişahın II. Meşrutiyet'i ilan etmesine yol açmış. Tüm dünyanın dikkatle izlediği Osmanlı'da reform çabalarına rağmen huzursuzluk, kargaşa bir türlü dinmiyor. 31 Mart Ayaklanması'nı, II. Abdülhamid'in tahttan indirilmesi izlerken, bu gelişmeleri sarayın içinde izleyen iki isim gördükleri her şeyi resim ve fotoğraflarıyla kaydeder: Fausto ve Elisa Pante Zonaro. Abdülhamid'in yanından hiç ayırmadığı, hatta Harem'e bile girmelerine izin verdiği son Osmanlı saray ressamı ve karısı. Oryantalist akımın son temsilcisi Fausto'nun tabloları ile Elisa'nın fotoğrafları o kadar gerçekti ki, döneme ışık tuttu, tarih kitaplarında yer aldı. Zonaroların torunu Jolanda Meneguzzer Trevigne ve oğlu Cesare Trevigne ile Floransa'daki evlerinde buluştuk, aile arşivlerini girdik ve 100 yıl önceki İstanbul'a geri döndük.

ODADAKİ İSTANBUL

Zonaroların evi İtalya'nın sanat kokan şehri Floransa'nın yeşil tepelerinin arasında. Kapıyı açan 80'lerine yakın Jolanda eski bir opera sanatçısı. Oğlu Cesare ise üniversitede sanat ve edebiyat okuyor. İkisinin de önemli bir misyonu var, Zonaro mirasını korumak. İki katlı evin her yerinde Zonaro'nun tabloları asılı. Tabloların çoğu İstanbul'u anlatıyor. Mehtaplı bir gece, Teşvikiye, Üsküdar, Kız Kulesi, çeşme, saray bahçesi ve daha birçok İstanbul tasviri. Bir köşede ise Enver Paşa'nın Zonaro'ya hediye ettiği dürbün, masada Osmanlı işlemeli örtü, Abdülhamid'in fotoğrafı, sehpanın üstünde tuğralı takım, 19. yüzyıldan kalma nargile ve köşede eski bir Türk bayrağı. Evde sanki 1900'lerin İstanbul'u donmuş kalmış: "Ben bu odada hâlâ Elisa'nın anlattığı Constantinapoli'de yaşıyorum," diyor Jolanda. İlk defa 2000 yılında gittiği İstanbul'u hâlâ Constantinapoli olarak anıyor. Çünkü annesi Mafalda'nın doğum cüzdanında Constantinapoli yazıyor ve o dönemin her ayrıntısını 16 yaşına kadar anneannesi Elisa'dan dinlemiş. Hatta diplomalı fotoğrafçı Elisa, sürekli dolaştığı Harem'deki Osmanlı ağdasını bile anlatmış Jolanda'ya. Jolanda'nın anneannesinden masal gibi dinledikleri, ailesinin ve İstanbul'un hikâyesi. İstanbul'a gelmeyi ve saray ressamı olmayı dedesinin şansı olarak gören Jolanda, Fausto ile Elisa'nın hikâyesinin tam bir macera duygusuyla başladığını anlatıyor: Napoli'de ressamlık yapan ve o güne kadar sadece kötü bir Paris deneyimi olan Fausto Zonaro, öğrencisi Elisa'ya âşık olur. İkili bir yandan kendilerine yeni ufuklar ararken, okudukları Constantinapoli kitabıyla rotalarını belirler. Aceleyle İtalya'da nikâhlarını kıyarlar ve önce Elisa 1891'de elinde fotoğraf makinesiyle İstanbul'un yolunu tutar. Fausto'nun da burada yeni bir perspektif kazanacağını düşünerek, onu da çağırır. Resmi nikâhlarını Saint Esprit Kilisesi'nde kıyan çift, Pera'ya yerleşir. Bu yeni kültürü tanımak amacıyla İstanbul'un altını üstüne getirirler. Bir yandan da Fausto para kazanmak için, Galata Köprüsü'nde turistlere küçük İstanbul tabloları yapar. Elisa da çektiği sokak fotoğraflarını suluboyayla renklendirerek ipek üzerine bastırıp, satar. Bu arada Napoli'den dönmeden önce yaptığı son resim İstanbul'daki diplomatların aldığı bir dergide basılınca ünü yayılmaya başlar.

SOKAKTAN SARAY'A

Diplomasi çevresinde tanınan Zonaro'nun en büyük hayranlarından Rus büyükelçi Nelidov ve İtalyan büyükelçi Panza, Fausto'yu sarayla tanıştırır. Fausto zamanının çoğunu Galata Köprüsü'nde resim yaparak geçirirken Abdülhamid'in süvarileri, Ertuğrul Alayı'nı resmetmeye başlar. Tabloyu Sultan Abdülhamid'e iki büyükelçi sunar. Tabloyu çok beğenen Abdülhamid hem 20 altın gönderir hem de 'Ressam-ı Hazre-i Şehriyarı' (saray ressamı) unvanını Zonaro'ya fermanla bildirir.
Haberin fotoğrafları