kapat
   
SABAH Gazetesi
 
Bizimcity
Sizinkiler
emedya.sabah.com.tr
Google
Google Arama
 
Davul sesiyle uyanmak
Davul sesiyle uyanmak

Ramazan davulları sevimli bir gelenek olmanın çok ötesinde, bizi hâlâ cemaat düzeyinde tutan köhne kalıntılardan biri mi?.

Davul, insanın icat ettiği ilk müzik aletidir. İçi boşalmış ağaç gövdelerinden bugünkü gelişmiş türlerine kadar sürekli bir gelişim içinde olmuştur. Bütün toplumların geçmişinde mutlaka bulunan davulun bugünkü biçimi MÖ 6000 yıl kadar geriye gitmektedir. Ortaya çıktığı her yerde törensel, kutsal veya simgesel işlevlerle donatılan bu alet, bazı Afrika veya Kızılderili kabilelerinde, siyasi erkin sahibi şefi simgeler, bu yüzden de kutsal yerlerde korunur. Eski Türklerde de aynı işlevlere sahip olan davul, şamanın, dinsel törenlerde üst varlıklarla temas etmek ve kötü ruhları kovmak için kullandığı alet olmuştur.

YALNIZCA TÜRKLER'DE VAR
Türkler, Müslüman olduktan sonra bu alet, tuğ ve sancakla birlikte hâkimiyet simgesi haline gelmiştir. Böylesine bir simge olmasının sonucu olarak, devletin, yani hâkimiyeti elinde tutan bey veya padişahın kullarına duyuracağı her şey onun gümbürtüsünün eşliğinde ilan edilmiştir. Böylece davul yeni bir işleve daha kavuşarak, halka devletin sahibinin kulu olduğunu hatırlatma aracı haline gelmiştir. Öylesine ki, Selçuklular'da ve Osmanlılar'da günde üç kere nevbet çalarak (davul ağırlıklı müzik grubu) bu simgeye süreklilik kazandırılmıştır. Batı Avrupa'daki gelişim de pek farklı olmamıştır. Hâkimiyeti elinde tutan kral, lord veya senyör, uyruklarına bir şey tebliğ edeceği zaman bunu mutlaka davul eşliğinde yapmıştır. Bu arada idamların da davul veya trampet vuruşları eşliğinde yapılması rastlantı değildir. Anadolu'ya Selçuklular tarafından bu simgesel değerleri içinde getirilen davul, Osmanlı döneminde Ramazan'da da kullanılmaya başlayacaktır. İran'ın yarı resmi gazetesi Kayhan'ın geçenlerde yazdığı üzere, Ramazan'da davul çalma uygulaması yalnızca Türkler'de (Osmanlılar'da) vardır. O halde İslami bir gelenek veya uygulama değildir, İslamiyetle hiçbir ilgisi olmayan bu çalgı, bir Ramazan geleneği de olmayıp, padişahın kullarının tek hâkimi olduğunu duyurma aracıdır. Bunun en açık göstergesi, Ramazan davulunu resmi devlet görevlisi olan bekçilerin çalmasıdır.

BİR BASKI ARACI OLARAK DAVUL
Osmanlılar, millet sistemi içinde her dini kendi önderlerine bırakmış, kendilerinin de mensup oldukları Müslüman halkı ise kendi sıkı denetimleri altında tutmuşlardır. Ramazan'da sahurda davul çalınmasının anlamı, halka bir hizmet değil, oruç tutma zorunluluğunun hatırlatılmasıdır, bir tebliğdir, yani siyasi otoritenin halka "Benim emrimle sahura kalkıyorsun," demesidir. Nitekim, oruç tutmayanların cezalandırıldığı bilinirse, Ramazan davulunun nasıl bir baskı aracı olarak kullanıldığı görülür. Osmanlı toplumu cemaatlerden meydana gelmekteydi. Her cemaat kendi içine kapanmış durumdaydı ve ulusal bir varlıktan söz etmek mümkün değildi. Cemaat, herkesin birbirinin aynı olmak zorunda olduğu bir toplumsal örgütlenme biçimidir. Böyle bir toplumda her şey, egemenliği elinde tutanın tebliğidir. Modern toplum ise, kimsenin birbirine benzemek zorunda olmadığı, bireysel tercihlerin öne çıktığı ve farklılıkların demokrasi sayesinde bir arada yaşayabildikleri bir örgütlenme biçimidir. Böylesine bir toplumda bireylere üst bir tercih dayatmak anti-demokratiktir ve böyle bir toplumda tebliğ olmaz. Yani isteyen oruç tutar, isteyen tutmaz. O zaman davul çalarak sahura kalkma zorunluluğunun tebliği, demokrasiye karşı işlenmiş bir suç oluşturmaktadır. Ayrıca egemenlik başka hiçbir otorite kabul etmez, eğer ulusal egemenlik varsa, dinin egemenliği olamaz.

Mehmet ALİ KILIÇBAY

DİĞER GÜNCEL HABERLERİ
 Gizemli bir din: Yezidilik
 'Devlet bizi Müslüman Kürtlerden kurtardı'
 Büyük Türk nobranları
 Fatih Terim (Psikolojik nobran)
 Pamuk: Bir kurgu ustası
 Fildişi kulesindeki sanatçı duruşundan hiç ödün vermedi
 Bu üniversitede neler oluyor?
 Öğrenciler anlatıyor
 Dünyanın bir numaralı diplomatı
 Kalbi yardım için çarpıyor
 Gençliğin sesi yükseliyor
 En 'şeker' alışveriş zamanı
 Büyüklere bayramlıklar
 Dünya Şampiyonluğu maçında demeç savaşı
 Kadın köşeyazarının hakkı Sezar'a (Sen de mi Pulur Amca!)
 Herkes onu konuşuyor; Ersun Yanal başarıya koşuyor
 Batman'da kadınlar hâlâ ölüyor
 Bu dergi Kızıl seviyor
 Bir festival doğuyor
    Pazar Sabah Yazarlar
  » Güncel
    Hobi
    Röportaj
    Gurme
    İyi Yaşa
BALÇİÇEK PAMİR
Kaybedenler Kulübü
Gücü kaybeden değil, aslında güce...
MEHMET ALTAN
Kakofonik irtica almanağı
Geçen günkü haberlerden biri,...
GÜLSE BİRSEL
Fransızların bittiği andır!
alanında fikir söylemek de...
KAZIM KANAT
Kendi vatanında yabancı olmak
Çok değil, 35 yıl önce...
ERDAL ŞAFAK
Dünyanın bir numaralı diplomatı
BM Genel Sekreteri Kofi...
Kusursuz fırtına F430
Kusursuz fırtına F430
Ferrari, zirveye ulaşmış. Sorun, F430'u aşacak otomobili nasıl...
Airbus'a A380 şoku
Airbus'a A380 şoku
İki katlı yolcu uçağı A380'in hizmete iki yıl geç girecek olmasının...
Sağlık ve gençlik iksiri
Bu yıl Türkiye'nin en iyi zeytinyağı seçilen Kristal'in sahibi Noel...
60'ından sonra anne olmak
Çocuk sahibi olmak isteyen ama geç kaldığını düşünen tüm kadınlar,...
Adına destan yazılan lezzet: Pastırma
Kokusundan ve fiyatından çekinerek yenen pastırma, Türk icadı. Çiğ etin tuz ve...
 
    Günün İçinden | Yazarlar | Ekonomi | Gündem | Siyaset | Dünya | Televizyon | Hava Durumu
Spor | Günaydın | Kapak Güzeli | Astroloji | Magazin | Sağlık | Bizim City | Çizerler
Cumartesi | Aktüel Pazar | Sarı Sayfalar | Otomobil | Dosyalar
   
    Copyright © 2003, 2004 - Tüm hakları saklıdır.
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.