kapat
   
SABAH Gazetesi
 
   Dünya Kupası
   Son Dakika
   News in English
  » Yazarlar
   Günün İçinden
   Ekonomi
   Gündem
   Siyaset
   Dünya
   Spor
   Hava Durumu
   Sarı Sayfalar
   Ana Sayfa
   Dosyalar
   Teknoloji
   Emlak
   Otomobil
   Detaylı Arama
   Arşiv
   Etkinlikler
   Günaydın
   Televizyon
   Astroloji
   Magazin
   Sağlık
   Kültür Sanat
   Turizm Rehberi
   Cuma
   Cumartesi
   Pazar Sabah
   İşte İnsan
   Sinema
   20. YILA ÖZEL
   Çizerler
Bizimcity
Sizinkiler
emedya.sabah.com.tr
Google
Google Arama
 
  • Şu an 12 Haziran 2006 - Pazartesi tarihli sabah.com.tr'yi okumaktasınız.
  • Bugüne ait sabah.com.tr içeriği için tıklayın »
kapat

Sabah, içeriğini okur denetimine açıyor. Gazetedeki haberden baskı kalitesine, web sayfası düzenine kadar, eksik, yanlış, hatalı, meslek etiğine aykırı bulduğunuz, merakınızı uyandıran hususları Okur Temsilcisi'ne iletin. Şikayet, eleştiri, soru ve önerilerinizi bekliyoruz.
 
 
Obdusman Nedir? Ombudsmanın Çalışma Kuralları Yavuz Baydar Kimdir? Türkiye Hazetecileri Hak ve Sorumluluk Bildirgesi
 
Tel:
0212 354 35 08
Fax:
0212 354 36 84
 
Zerkavi öldü, ama...
İsim benzerliği
Ekler internette e-büyüteçle...
Başlık ve gerçek
Tahvilzede...

Zerkavi öldü, ama...

...lakabı kaldı yadigâr. Irak'taki cinayetlerinden ötürü 'cellat' denmişti ona... Ve manşetlerde akıbetiyle ilgili ifadedeki harf farkı büyük tartışmaya yol açtı.

Cuma günü gazete okurları basında çok ender görülen bir manşet manzarasıyla karşılaştı. Irak'taki yaygın şiddet hareketinin başını çeken, yıllardır aranan El Kaide Mezopotamya örgütünün lideri, Ürdünlü Ebu Musab Zerkavi'nin bir saldırı sonucu öldürülmesi, dört gazetede birden aynı manşetle aktarılıyordu.
Sabah "Cellatın Sonu" diyordu.
Diğer üçü ise "Celladın Sonu" ifadesini tercih etmişti.
Manşetlerde görülen bir harflik fark, son haftaların en yoğun okur tepkisine yol açtı.
Sabah'ı arayan okurlar, kimi öfkeyle, kimi tatlı sert "Nasıl manşette yanlış Türkçe kullanırsınız?" diye sordular.
AK Parti Milletvekili Mehmet Dülger, erken saatlerde heyecanla Ankara Temsilcisi Aslı Aydıntaşbaş'a aynı soruyu yöneltti.
Köşemize de eleştiri ve soru yağdı.

İşte
gerçek mesele
"Cellatın" mı, "celladın" mı?
İşte size gerçek mesele.
Gerçek mesele, çünkü bu konuda bir mutabakat yok.
Görüşlerine başvurduğum dil uzmanları ve çevirmenler, daha çok "dı" yanlısı oy kullanmakla birlikte "öbür türlü de olabilir aslında" çekincesini koydular.
Sabah, dil ve anlatımda Ömer Asım Aksoy'un Ana Yazım Kılavuzu'nu esas alıyor. Başka gazeteler, farklı kılavuzlara örneğin TDK'nın İmla Kılavuzu'nauyuyor.
Konuya Hakkı Devrim de el attı önceki günkü köşesinde.
Aynı akıl yürütmeden geçirdiğim için, Devrim'in de yer verdiği, iki farklı bakışı aktarayım: Aksoy'a göre, p-ç-t-k harfleriyle biten sözcükler, ünlü ile başlayan ek aldıkları zaman bu harfler b-c-d-ğ'ye dönüşüyor. Ama sap, suç, ok, cellat gibi bazı istisnalarda bu uygulanmıyor.
TDK'ya göre ise, başka dillerden gelen sözcükler (cellat, milat, kitap, renk gibi) ünlü ile başlayan ek alınca sert ünsüzler yumuşuyor:
Miladın, kitabın, rengin...
Dolayısıyla ilki cellatın diyor...
İkincisi, celladın.
Dil konularında çok güvendiğim Necmiye Alpay'ın Metis'ten çıkan Türkçe Sorunları Kılavuzu'na baktım hemen. Cellat eklemeleri bir "sorun" olarak orada vardı. Alpay da, " cellatın" deyişini doğru buluyor.

Kurallara
meydan okuyor
Hakkı Devrim, tercihini şöyle bir zemine oturtmuş: "Tek heceli kelimelerde" diyor, "iki ünlü arasında kalan sondaki p-ç-t-k yumuşamaz (yani okoku, atatı). Çok heceli kelimelerdeyse yumuşar: Ağaç-ağacı, durak-durağı, kanat-kanadı olur." Sonuç: Devrim'e göre, celladı demek "daha doğrudur".
Pekala, o halde niye halat ünlü ile başlayan ek alınca halatı diyoruz? Niye surat-suratı, pusat-pusatı, fırsat-fırsatı oluyor? Bence bu "cellat" dil kurallarına apaçık meydan okumakta..
Sabah yazı işleri de bölündü bu konuda.
Doğan Satmış, Sermet Özdoğan, Murat Köprü, Emre Ergül 'cellatı" demekten yana.
Şule Talu "celladı" kullanımını doğru buluyor.
Peki, Okur Temsilcisi? Doğrusu bana ikisi de doğru geliyor. Hem uzmanlarda görüş birliği olmayışından ve pek çok dilde benzeri yoruma açık istisna bulunmasından; hem de genç dil Türkçe'nin evrime açık olmasından ötürü. İsterseniz tartışmaya devam edebiliriz.

YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI
 Görüş mesafesi   / 05-06-2006
 'Çernobil' paniği?   / 29-05-2006
 Berke'nin öyküsü ve reklam gölgesi   / 22-05-2006
 Her yerde okur var   / 15-05-2006
 'Mağduriyet' sorusu   / 08-05-2006
 Promil yanlışlığı   / 01-05-2006
 'Özel hayat' sınırı   / 24-04-2006
 Doğrudan iletişim   / 17-04-2006
 Terör ve hassasiyet   / 10-04-2006
 Gereksiz ayrıntı   / 03-04-2006
YAVUZ BAYDAR
Zerkavi öldü, ama...
...lakabı kaldı yadigâr. Irak'taki...
ÜLKÜ TAMER
"İddiaya var mısın?"
"Sinan Çetin'le İddiaya...
Bir Robben yetti: 1-0
Bir Robben yetti: 1-0
Favorilerden Hollanda, Sırbistan & Karadağ'ı süper sol açık Robben'le...
Portekiz ıslıklarla: 1-0
Portekiz ıslıklarla: 1-0
D Grubu'nun favorisi Portekiz, kalecisi takım bulamayan Angola'yı 1-0...
Gül: Alanda beklemem
Rum kesiminin veto kartını kullanıp kullanmayacağı bugün...
Ankara'da Erdoğan'a rağmen üç aday yarıştı
Başbakanın tek aday işaret etmesine rağmen Ankara İl Kongresi'nde üç...
 
    Günün İçinden | Yazarlar | Ekonomi | Gündem | Siyaset | Dünya | Televizyon | Hava Durumu
Spor | Günaydın | Kapak Güzeli | Astroloji | Magazin | Sağlık | Bizim City | Çizerler
Cumartesi | Pazar Sabah | Sarı Sayfalar | Otomobil | Dosyalar | Arşiv | Künye | Ana Sayfa
   
    Copyright © 2003, 2004 - Tüm hakları saklıdır.
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
Üretim ve Tasarım   Merkez Bilgi Grubu