kapat
   
SABAH Gazetesi
 
   News in English
   Son Dakika
   Yazarlar
   Günün İçinden
   Ekonomi
   Gündem
   Siyaset
   Dünya
   Spor
   Hava Durumu
   Sarı Sayfalar
   Ana Sayfa
   Dosyalar
   Teknoloji
   Emlak
   Otomobil
   Detaylı Arama
   Arşiv
   Etkinlikler
   Günaydın
   Televizyon
   Astroloji
   Magazin
   Sağlık
   Kültür Sanat
   Turizm Rehberi
   Cuma
   Cumartesi
   Pazar Sabah
   İşte İnsan
   Sinema
   20. YILA ÖZEL
   Çizerler
Bizimcity
Sizinkiler
emedya.sabah.com.tr
Google
Google Arama
 
'Karıncayı incitmeyecek adamdım, bunu nasıl yaptım'
'Karıncayı incitmeyecek adamdım, bunu nasıl yaptım'
Özellikle kızına çok düşkündü
Anne baba yıllardır ayrı
Arkadaşlarına psikolojik destek

Bu dram karşısında kayıtsız kalınmıyor

Hasır Restaurant'ın sahibi, geçirdiği cinnet sonucunda kızının ve karısının canlarına kıymış, ardından da kendini öldürmeyi denemişti. Bu korkunç olayın gizli kalmış ayrıntıları ilk kez yayımlanıyor.


'Karıncayı incitmeyecek adamdım, bunu nasıl yaptım'

İki hafta önce geçirdiği cinnet sonucu eşi ve 10 yaşındaki kızını öldüren eski Hasır Restaurant'ın sahibi Hakan Tokol, artık yaşamak istemediğini söylüyor. Küçük Selen'in arkadaşları ise psikolojik destek görüyor.

9 Mayıs gecesi, Nişantaşı Avukat Süreyya Ağaoğlu Sokak sakinleri hiç alışık olmadıkları bir gürültü ve kargaşaya tanık oldular. Mahalleliler, 43 numaralı Divan Palas Apartmanı'nın önünde toplanan kalabalık ve polis arabalarından yolunda gitmeyen bir şeyler olduğunu fark ettiler. Ne olup bittiğini anlamaya çalışan sokak sakinleri sıradan bir aile tablosu çizen komşularının o gece yaşadıkları felâketi ertesi gün tüm gazetelerden okuyacaklardı. 'Avrupa Yakası cinayeti', 'Nişantaşı cinayeti' gibi başlıklarla çıkan haberler bir ailenin yok oluşunu tüm Türkiye'ye duyuruyordu. 45 yaşındaki Nizami Hakan Tokol, 49 yaşındaki eşi Gülşen Tokol ve 10 yaşındaki kızı Selen'i kendi elleriyle öldürmüş, arkasından da kendisini öldürmeye çalışmış, ama yaralı olarak bulunmuştu. Gazeteleri günlerce meşgul eden bu felâketin baş kahramanı Nizami Hakan Tokol, aslında çoğu İstanbullunun az çok tanıdığı bir ailenin üyesiydi. Babası Ercüment Tokol'la birlikte Beykoz ve Nişantaşı'nda açtıkları Hasır Restaurant, uzun yıllar İstanbulluları ağırlamış ve kendisine hatırı sayılır bir müşteri kitlesi edinmişti. Ama zamanla baba oğulun işleri bozuldu. Restoranları devretmek zorunda kaldılar. İşte bu, Nizami Hakan Tokol'un ve ailesinin sonunu yaklaştıran olayların ilk adımıydı.

KOCASINA AŞIKTI
Arkadaşlarının söylediğine göre Gülşen Tokol ve Nizami Hakan Tokol büyük bir aşkla evlenmişti. Hatta Hakan Tokol'un ailesi, genç kadının kendilerine uygun olmadığı gerekçesiyle bu evliliğe karşı çıkmıştı. Ama onlar birbirlerinden vazgeçmedi. Genç çiftin önüne çıkan ikinci sorun çocuk sahibi olamamalarıydı. Geçen yıllara rağmen bir türlü anne-baba olamayan Tokol ailesi çareyi tedavi görmekte buldu ve sekiz yıllık özlemin sonunda tüp bebek yöntemiyle kızları Selen'i kucaklarına aldılar. Genç Tokol'lar nihayet mutluluğu yakalamıştı. Ama ilerleyen yıllar bu mutluluğun geçici olduğunu gösterdi. İşlerin bozulması Tokol ailesinin mutluluğuna ilk gölgeyi düşürdü.Şimdi yerinde Club Med olan Nişantaşı'ndaki restoran iddialara göre borçlarından dolayı tehditlerle ellerinden alındı. Nizami Hakan Tokol'un tefecilerden para aldığı, bu parayı ödemeyince de başının tefecilerle derde girdiği de söyleniyor. Eski yaşam standartlarını yavaş yavaş kaybetmeye başlayan Tokol çiftinin arasındaki tartışmalar da bu dönemde başladı. Ama Gülşen Tokol her zaman arkadaşlarına kocasına aşık olduğunu ve ona çok değer verdiğini söylüyordu.

HASTAYDI OKULA GİTMEDİ
Maddi durumu gittikçe kötüleşen, 150 bin YTL borcu olduğu söylenen, hatta yöneticisi olduğu apartmanın son iki aylık doğalgaz faturasını ödeyemeyen Hakan Tokol, eşi Gülşen'le tartışmalar yaşamaya başladı. Genç kadın kocasını hiçbir şey yapmadan boş oturmakla suçluyor, eski hayatlarına geri dönmek istediğini söylüyordu. İşte bu tartışmalar ve Gülşen Tokol'un sözleri küçük kızıyla birlikte korkunç bir şekilde hayatını kaybetmesine neden oldu. 9 Mayıs günü küçük Selen hasta olduğu için okula gitmemişti. O gün Tokol çifti yine tartışmaya başladı. Tartışmanın sonu onları tanıyanları, komşularını ve ailelerini şoke eden bir şekilde sonuçlandı. Tüm gün Tokol ailesinden hiç haber alamayan yakınları endişelenmeye başladılar. Gülşen Tokol'un arkadaşı Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi Rahmi Deniz Özbay, telefonlarına yanıt alamayınca önce apartman görevlisi Fikret Aydın'ı aradı. Aydın, Tokol'ların bütün gün dışarıya çıkmadığını, panjurlarının kapalı olduğunu ve gazetelerinin bile kapıdan alınmadığını söyledi. Evden yanıt alamayınca polisi arayan Özbay, "Aile dostlarıma ulaşamıyorum. Akıbetlerinden endişe ediyoruz," deyince polis gece 22.00'da belirtilen adrese gitti. Manzara korkunçtu. Boğazı ve bileği kesilen kanlar içindeki Gülşen Tokol yatak odasında yatağın yanında, yerde yatıyordu. Kızı Selen ise anne-babasının yatağındaydı. Boynundaki morluklardan elle boğulduğu anlaşılıyordu. Emniyet yetkilileri, Gülşen Tokol'un bileğinin, bıçağı tutmak isterken kesilmiş olabileceğini düşünüyor. Hakan Tokol ise bileklerini kesmiş, karnında üç, dört bıçak yarasıyla yaralı olarak bulundu. Hakan Tokol'un ilk önce eşini mi, yoksa kızını mı öldürdüğü bilinmiyor. Ama yine emniyet yetkililerince, karısını öldürürken kendisine müdahale etmeye çalışan kızını sonradan öldürdüğü tahmin ediliyor. Apartman görevlisi Fikret Aydın çoğu yaşlı olan apartman sakinlerinin gün boyunca hiç bağırma, çığlık, ağlama duymadıklarını anlatıyor. Yaralı olarak Şişli Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne kaldırılan Hakan Tokol, polise verdiği ifadesinde o güne dair hiçbir şey hatırlamadığını şöyle anlatıyor: "Sahibi olduğum Hasır Restaurant'ı kapattıktan sonra 2004 yılından beri işsizim. Pazartesi günü 12.00 civarında eşim Gülşen'le tartışmaya başladık. Eşim bana '80 yaşındaki baban bile dükkânını tekrar açmak için girişimlerde bulunuyor. Sen oturduğun yerden kalkmıyorsun bile. Ne biçim bir erkeksin' diye bağırdı. Bu son cümleye çok sinirlendim. Kendimi kaybetmişim. Sadece mutfağa doğru gittiğimi hatırlıyorum. Kendime geldiğimde kızım ve eşimin hareket etmediğini gördüm. Her taraf kan içindeydi. Yerde kanlar içinde bir bıçak gördüm. Yanlarına giderek birkaç kez dokundum. Hareket etmeyince öldüklerini anladım. Daha sonra yine kendimi kaybetmişim. Onları nasıl öldürdüğümü hatırlamıyorum. Aileme çok bağlı bir insanım. Bu konuda başka bir şey bilmiyorum."

KÖPEK, TAN SAĞTÜRK'TE

Hastanede yaklaşık 15 gün kalan Hakan Tokol'un başında bekleyen polisler, Tokol'un sürekli olarak "Ben karıncayı bile incitmeyecek bir insandım, bunları nasıl yaptım. Bu saatten sonra yaşasam neye yarar. Ölmek istiyorum," dediğini söylüyor. Emniyet yetkilileri Tokol'un iki kez intihara kalkıştığını ise doğrulamıyor. Ama bu ihtimale karşı cam kenarında olan yatağının iç tarafa alındığını, Tokol'un başında sürekli olarak iki polisin beklediğini ifade ediyorlar. Gelen ziyaretçilerden sadece annesi İncel Kopçu ve iki arkadaşını kabul eden Hakan Tokol'un hayatlarına kendi elleriyle son verdiği eşi ve kızı Adapazarı'nda toprağa verildi. Tokol ise geçtiğimiz hafta içinde tutuklanarak Bayrampaşa Cezaevi'ne konuldu. Apartman görevlisi Fikret Akyol, İncel Kopçu'nun, oğlunun komşularını arayarak köpekleri Kont'un bin 500 YTL'ye satılmasını istediğini söylüyor. Ama köpeğe bu parayı verecek biri bulunamayınca yan apartman komşuları ünlü balet Tan Sağtürk Kont'u sahiplendi ve evinde beslemeye başladı. Gülşen- Hakan Tokol çiftinin arabası ise hâlâ apartmanlarının önünde duruyor. Evleri ise kapısı mühürlü bir şekilde kaderini bekliyor.

EYLEM BİLGİÇ

DİĞER GÜNCEL HABERLERİ
 Başka dünyanın çocukları
 Tüketim çılgınlığına karşı bireysel devrim: Freeganizm
 Vahşi Adam'dan açık çağrı: Freegan olun!
 Hazinenin lanetli serüveni
 ÖSS'de güç bir rekor denemesi
 LeMan'dan destek
 'Kafana sıkın deyin, sıkmazsam namerdim'
 Çılgın tempolu festival
 Sinema yazarları 'Saklı'yı buldu
 Kanlı papalık ailesi: Borgialar
 Senfoni'de güllerin savaşı
 Almanya'da bir Türk
 Tasarımlar Mozart için
 Kıyamet habercisi
 Sizce Aliye kimi seçmeli?
 Bir Cannes rüyası
 Pozitivist din Brezilya'ya nasıl taşındı?
 Bu ne biçim demokrasi?
 Hayat üniversitesi seçme sınavında bir sosyal sorusu
    Pazar Sabah Yazarlar
  » Güncel
    Hobi
    Röportaj
    Gurme
    İyi Yaşa
BALÇİÇEK PAMİR
Alman işadamı yatırım yapmış, ünlü İsveçli mimar...
MEHMET ALTAN
Orospu kentler...
Hayallerimdeki Cezayir, Albert...
REFİK DURBAŞ
Hazinenin lanetli serüveni
Kanatlı denizatı broşunun...
ÖNCEL ÖZİÇER
Aslında mahalle kavgası
İzmir'de doğup büyüyüp yaşayıp...
ATİLLA DORSAY
Çılgın tempolu festival
Cannes Film Festivali,...
ERDAL ŞAFAK
Almanya'da bir Türk
Dünya Kupası finallerinde Türkiye...
Dünya rekortmeni yelkenci SABAH takımında yarışacak
Dünya rekortmeni yelkenci SABAH takımında yarışacak
SABAH, Akdeniz'in en büyük yarışına bomba gibi bir ekiple giriyor.
Hem rekortmen hem şampiyon
Hem rekortmen hem şampiyon
Rodolphe Jacq'ın çok parlak bir yelken geçmişi var. 34 yaşındaki...
Prensesi uyutmayan minik yeşil tane
Yatağının altındaki tek bezelye tanesi yüzünden uyuyamayan prenses; dereotlu,...
 
    Günün İçinden | Yazarlar | Ekonomi | Gündem | Siyaset | Dünya | Televizyon | Hava Durumu
Spor | Günaydın | Kapak Güzeli | Astroloji | Magazin | Sağlık | Bizim City | Çizerler
Cumartesi | Aktüel Pazar | Sarı Sayfalar | Otomobil | Dosyalar
   
    Copyright © 2003, 2004 - Tüm hakları saklıdır.
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.