kapat
   
SABAH Gazetesi
 
   News in English
   Son Dakika
  » Yazarlar
   Günün İçinden
   Ekonomi
   Gündem
   Siyaset
   Dünya
   Spor
   Hava Durumu
   Sarı Sayfalar
   Ana Sayfa
   Dosyalar
   Teknoloji
   Emlak
   Otomobil
   Detaylı Arama
   Arşiv
   Etkinlikler
   Günaydın
   Televizyon
   Astroloji
   Magazin
   Sağlık
   Cuma
   Cumartesi
   Pazar Sabah
   İşte İnsan
   Sinema
   20. YILA ÖZEL
   Turizm Rehberi
   Çizerler
Bizimcity
Sizinkiler
emedya.sabah.com.tr
Google
Google Arama
 
Filiz Akin @ SABAH
 

Mimozalar açarken

Geçen hafta yazımda hayatın hızlandığını, iş ve sorumluluklardan bir düğüm halinde koşuşurken hiçbir şeye yetişemediğimi anlatmıştım. Halbuki öyle yaşlara geldik ve öyle bir tedavi geçirdim ki artık hayatı daha ağır çekim, tabiatı, aileyi, torunu, arkadaşlarımı görerek yaşamak istiyorum. Yoksa koştura koştura günü tüketmek çok kolay. Çok canımızın sıkıldığı bir gün bile olsa milyonlar, milyarlar, dolarlar, Eurolar versek geri getirmek olanaksız. Bazen pilim bitiyor hastalanıyorum (çok şükür geçirdiğim hastalıkla bir ilgisi yok). Bu yüzden Kültür Üniversitesi'nin "Yürekli Kadın" Gökçe Karataş Vakfı'nın "Özel Ödülü" Rotary Göksü gibi diğer "Yılın Sanatçısı" veya "Yılın Kadını" ödüllerini almaya gidemedim. Beni seçen herkese çok teşekkür ederim. Bütün bu koşuşturma arasında gene de pazar günü Set Balıkçısı'na gittim. Dönüşte trafik yoğun olduğundan bir evin bahçesinde rastladığım mimozaları da doya doya seyrettim. Minicik demetler halinde görmeye o kadar alışmışım ki çoğunlukla daha narin, kısa fidanlar geliyor aklıma. Bu gördüğüm koskoca bir ağaç. Çiçekler öyle coşmuşlar ki ne yaprak görünüyor ne de dal. Uzun, kocaman bir gövdenin üzerinde sadece sarı bir bulut... Üstelik aynı akşam bana alerji yapmasına rağmen mimoza ve diğer bahar çiçekleriyle süslü salonda "Türk Konçertosu" nu dinledik. Ülker grubunun desteklediği 250'nci yılında Mozart etkinliklerinin sonuncusu galiba. Geçen hafta "Grand Messe"de soprano Feryal Türkoğlu'na bayılmıştım. Bu pazar olağanüstü bir viyolonist vardı sahnede, Shlomo Mint. Zaten eleştirmenler, meslektaşları ve dinleyiciler tarafından zamanımızın en önemli keman sanatçısı olarak değerlendiriliyor olduğunu, sonradan okudum kitapçıkta. Çok bildiğim bir konu değil "klasik müzik". Aslında hukukçu olan rahmetli babam ise çok iyi keman çalardı. Annemle ayrılınca yedi yaşımdan sonra hiç dinlemedim onu. Emekli olunca İzmir'de bir arkadaşıyla başlattıkları gayretlerle her yere dolmuşla gide gele bir İzmir Flarmoni Orkestrası kurmuşlar. Onuncu yıl kutlamasında rahmetli babamı anmak için beni çağırdıklarında haberim olmuştu. Hem gurur duymuş, daha çok da üzülmüştüm o gece. Beni aramayı, sormayı, sevmeyi hiç bilemeyen babama hala çok küskündüm çünkü. "Ama" demiştim o gece "galiba o konuşma dilini bilmeyen, sadece müzikle ifade eden, bana bile öyle ulaştığını sanan, içine kapanık biriydi." Shlomo Mintz'i dinlerken uzun zamandır ilk defa babamı, onu affedip affetmediğimi düşünüyordum. Gözümden yaşlar akmaya başladı. Hemen onları yokettim, kimse görmedi. Mintz'in kemandan çıkarttığı sesler yalnız kulağında kalmıyor, bütün vücudunda ürpertiler şeklinde dolaşıyor insanın. Kapalı gözlerine bakınca ruhunun koridorlarında rüzgarlar dolaşan, bizleri başka bir planete götüren bu tip insanların farklı bir duygu boyutunda yaşadıklarını hissediyor insan. İşte babam belki de oralarda söylediklerini konuştuğumuz dile dökemiyor ve git gide suskunlaşıyordu, kim bilir? Çok alkışlandı. "Bis" parçasında ayaklarını hafifçe yana açıp, gözlerini kapayıp öyle bir meydan okur gibi çaldı ki böyle bir geceyi kaçırmamış olduğumuza sevindim.

60 YILLIK AŞK
20'si akşamı bir dönemin başarılı aşk filmlerinin vazgeçilmez yönetmeni Ürkü Erakalın'la Ortaköy Kültür Merkezi'nde buluşmaya gittik. Senaryosunu anlatırken kendisinin de ağladığı filmlerde oynamak için can atardık. Şimdi bütün yaşadıklarını arşivinden resimler, çok özel röportajlar, görüntüler, anekdotlar olarak tek kişilik oyununa yüklemiş. Kamera önü ve arkasında yaşananlar, şöhretlerin bilinmeyen tarafları... Görsel sanatlarla yaşadığı ve aktardığı ne bitmez aşktır bu? Bütün sinemaseverlerin, sinema bölümleri olan üniversitelerin kendi salonlarında da görmek isteyebileceklerini düşünerek telefon numaralarını aldım. Ülkü Erakalın Sinema Atölyesi Tel: (0216) 462 04 40.

YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI
 'Telefon buzdolabından çıktı'   / 06-05-2006
 'Fahri doktor da olduk şu hayatta'   / 29-04-2006
 Yunuslar ve Lale Devri   / 22-04-2006
 Baharın çocukları   / 15-04-2006
 Kanserden korunmak için   / 08-04-2006
 Her şeye boş veriyoruz   / 01-04-2006
 Mimozalar açarken   / 25-03-2006
 Arnavutköy'de köfte ısmarlamak istiyorum   / 18-03-2006
 Oyunculuk üzerine   / 11-03-2006
 Evrenin bir bilgisayarı var   / 04-03-2006
    Cumartesi Yazarlar
  » Güncel
    Yaşama Dair
    Sinema
    Gurme
BALÇİÇEK PAMİR
Adam sapık mı ki sürekli tütü giyip dans...
FİLİZ AKIN
Bir Atıf Yılmaz vardı
Ağabeyim gibi bir tek yakınım...
SUNAY AKIN
Köyden gelen kız
Yavru kargalar gibi koşuşurduk okuldan...
ALİ POYRAZOĞLU
Keyfim çok yerinde çook...
10 gün içinde iki tane ödül...
700 kişilik 'butik' kebapçı
Anadolu yakasındaki Sahan Vega, dev bir alanda servis vermesine rağmen hizmet...
 
    Günün İçinden | Yazarlar | Ekonomi | Gündem | Siyaset | Dünya | Televizyon | Hava Durumu
Spor | Günaydın | Kapak Güzeli | Astroloji | Magazin | Sağlık | Bizim City | Çizerler
Cumartesi | Aktüel Pazar | Sarı Sayfalar | Otomobil | Dosyalar
   
    Copyright © 2003, 2004 - Tüm hakları saklıdır.
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.