kapat
   
SABAH Gazetesi
 
    Son Dakika
  » Yazarlar
    Günün İçinden
    Ekonomi
    Gündem
    Siyaset
    Dünya
    Spor
    Hava Durumu
    Sarı Sayfalar
    Ana Sayfa
    Dosyalar
    Arşiv
    Etkinlikler
    Günaydın
    Televizyon
    Astroloji
    Magazin
    Sağlık
    Cumartesi
    Aktüel Pazar
    Otomobil
    İşte İnsan
    Sinema
    Turizm Rehberi
    Çizerler
Bizimcity
Sizinkiler
emedya.sabah.com.tr
Google
Google Arama
 
Ali Kirca @ SABAH
 

Ne yaptın tertip?

Askerliğe aynı dönemde başlayanlara "tertip" denir ya! Biz de televizyonculuğa birlikte başlamıştık.
Kenan Onuk, bizim "tertip"ti.
Zordur "genç ölümler"in ardından bir şeyler söylemek...
Hele herkesin, bütün Türkiye'nin tanıdığı, sevdiği bir isimse kaybettiğiniz, daha da zorlaşır kelimeler..
Herkesin "malûm"u olan bir hayata dair, en ufak bir "kem" söz söylenmemesi, söylenememesi ise ne büyük bir talihtir "giden" adına...
Talih mi? Neler söylüyoruz biz de? Kenan da, bizim "tertip"teki Ömer Dilek gibi acele etti gitmeye...
"90 Dakika" bitmeden çıkıp gitmek var mıydı oyundan?
Ne yaptın tertip?



Bizim tertip.. 1974 Ağustosu.. İsmail Cem'in TRT'si için açılan sınavları kazanmış ve Ankara'da, Mithatpaşa'daki kursta buluşmuştuk, birbirimizi daha önce hiç tanımayan kırk kişi..
Kimimiz kameraman, kimimiz muhabir, kimimiz spiker olacaktı...
Biz "muhabir tayfası"ndandık Kenan'la...
Beni daha ilk günden televizyon haberlerine yolladılar.
Onun yolculuğu ise radyoyla başlayacaktı. Radyo deyip geçmeyin...
TRT'nin "öz evladı" hala radyoydu o günlerde...
Hele, Kenan'ın da içinde yer aldığı "acar" ekip, "TRT-2 Haberleri"nde harikalar yaratıyordu.
Klasik spiker anlayışı yerine, muhabirlerin kendi haberlerini mikrofonda kendilerinin anlatmaları ve röportajlar yapmaları, kısa sürede "fark" edilmelerini sağladı oradaki arkadaşlarımızın. Özellikle de Kenan'ın...
Böylece "televizyon tarafı"nın Kenan'ı keşfetmesi gecikmedi.
Lakin... Sanılanın aksine ekrana ilk çıkışı spor haberleriyle olmadı: 1980'lerin başlarında,Türkiye'nin o yıllardaki en "popüler" hekimlerinden biriyle; Onkolog Doktor Haluk Nurbaki ile, ilgiyle izlenen bir sohbet programını gerçekleştirdi.
Ekrandaki "ilk" programının temel konusu, yıllar sonra "genç ölümü"nün nedeni olan "kanser"di. Ölüm ve hayat, ruh ve dünya üzerine konuşturdu Haluk Nurbaki'yi yıllarca.
Nurbaki, onkolog doktorluğunun yanı sıra, o yıllarda İslami kesimin önemli ideologlarındı.
"Kanser ve ölüm" üzerine düşünceleri arasında yer alan şu anlatımı; karşısında oturan Kenan'ı, yıllar sonraki "son anları"nda etkilemiş midir acep? İz bırakmış mıdır belleğinde? Giderken "mutlu" gitmesini sağlamış mıdır?
Şöyle demişti Nurbaki:
"Pek çok hastanın ölümüne yakın anda birden iyileştiği görülür. Bu olay o kadar sık görülür ki, olaya özel bir isim verilmiş, 'ölüm iyiliği' denilmiştir.
Hele ben bir kanser uzmanı olarak, bu 'ölüm iyiliği'ni çok net olarak görmüşümdür. Dayanılmaz ağrıların pençesinde kıvranan ve tıbbi açıdan aciz kaldığım bir çok hastanın, son anlarını en ufak sızı duymadan kapattıklarını tespit etmişimdir.Akciğerleri metastazla dolmuş, nefes alma imkanı kalmamış nice hastalarımın, son anlarını akıl almaz şekilde normal teneffüsle kapattıklarını çok görmüşümdür."


Seksenli yıllarda "kanka"mdı Kenan...
Hele Los Angeles Olimpiyatları'nda "çocuklar gibi" şendik.
TRT Haber Dairesi Başkanlığı'na getirildiğimde en çok heyecanlanan oydu. Hep omuz başımda durdu.
Ne var ki... Kısa bir süre devam edecek kırgınlığımızın nedeni de o görev oldu:
Haberleri değiştirmiştik, ama sunum aynı sunumdu.
Ben, Kenan'dan "Türkiye'nin ilk anchorman"i olmasını istedim.
Bütün "vasıf"ları uygundu. Türk televizyonculuğunda yeni bir sayfa açacaktı.
Ama o ısrarlı önerimi kabul etmedi. "Spor"da kalmakta diretti...
Spora olan aşkı "her şey"in üstündeydi.
Gördük ki... Görüldü ki... Haklı olan oydu...
İyi ki de öyle yapmışsın be tertip!
İyi ki de!...


En son "Sabah Spor Ödülleri Gecesi"nde görmüştüm. Omzuna dokundum. "Nasıl" olduğunu bildiğim halde sordum:
"İyiyim, çok iyiyim!" dedi... Çok da güzel gülümsedi.
"İyilik" üstündeydi!..

YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI
 Patlama   / 09-07-2005
 Azaldık azar azar!   / 07-07-2005
 Eski günlerin günlüğü...   / 05-07-2005
 100. Yıl Kongresi!   / 02-07-2005
 Denizde karartı var!   / 30-06-2005
 Öz'lü sözler..   / 28-06-2005
 Cehennem başkalarıdır!   / 25-06-2005
 Eksik harfler!   / 23-06-2005
 En uzun gün   / 21-06-2005
 Eski bir yazıdan!   / 18-06-2005
ERDAL ŞAFAK
Lozan haftası
Batı ülkelerini ya da...
ALİ KIRCA
Ne yaptın tertip?
Askerliğe aynı dönemde başlayanlara...
ÖMER LÜTFİ METE
Srebrenitsa dersi
Afrika'nın borçlarını silme muhabbeti...
ERGUN BABAHAN
Uzlaşma dönemi bitti
Cumhurbaşkanı Sezer'in vetolarının...
En güzel cevap
Hıristiyan'ı, Yahudi'si, Müslüman'ı din ve dil fark etmeden el ele...
Hillary, Bush'u çizgi karaktere benzetti
2008'deki başkanlık seçimlerinin en güçlü adayları arasında...
İliç'i ben istedim
İliç'i ben istedim
Gerets ile dobra dobra: Çok istediğim İnsua Boca'yla anlaşınca...
 
    Günün İçinden | Yazarlar | Ekonomi | Gündem | Siyaset | Dünya | Televizyon | Hava Durumu
Spor | Günaydın | Kapak Güzeli | Astroloji | Magazin | Sağlık | Bizim City | Çizerler
Cumartesi | Aktüel Pazar | Sarı Sayfalar | Otomobil | Dosyalar | Arşiv | Künye | Ana Sayfa
   
    Copyright © 2003, 2004 - Tüm hakları saklıdır.
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
Üretim ve Tasarım   Merkez Bilgi Grubu