kapat
   
SABAH Gazetesi
 
    Son Dakika
    Yazarlar
    Günün İçinden
    Ekonomi
    Gündem
  » Siyaset
    Dünya
    Spor
    Hava Durumu
    Sarı Sayfalar
    Ana Sayfa
    Dosyalar
    Arşiv
    Etkinlikler
    Günaydın
    Televizyon
    Astroloji
    Magazin
    Sağlık
    Cumartesi
    Aktüel Pazar
    Otomobil
    İşte İnsan
    Sinema
    Turizm Rehberi
    Çizerler
Bizimcity
Sizinkiler
emedya.sabah.com.tr
Google
Google Arama
 
Gazeteciler Yüce Divan'da tanık olarak dinlendi
Gazeteciler Yüce Divan'da tanık olarak dinlendi
Duruşma 8 Temmuz'a ertelendi
Mesut Yılmaz'a hapis istemi

Gazeteciler Yüce Divan'da tanık olarak dinlendi

Eski Başbakan Mesut Yılmaz ve eski Devlet Bakanı Güneş Taner'in, Yüce Divan'da yargılandığı davada tanık olarak dinlenen gazeteci Sedat Ergin, organize suç örgütü lideri Alaattin Çakıcı ile işadamı Korkmaz Yiğit arasındaki ilişkinin, Haziran 1998'de bilindiğini söyledi.

Anayasa Mahkemesi'nin girişinde, davanın bugünkü duruşmasına sınırlı sayıda izleyici alındığı için dışarıda kalanlar ile güvenlik görevlileri arasında kısa süreli tartışma yaşandı.

Mesut Yılmaz, eşi Berna Yılmaz ve kardeşi Turgut Yılmaz ile birlikte geldiği
Anayasa Mahkemesi'ne, yan kapıdan giriş yaptı.

Duruşmaya, sanık Yılmaz ve avukatlarıyla, sanık Güneş Taner'in avukatı ve müdahil Türkbank Munzam Sosyal Güvenlik Emekli ve Yardım Sandığı'nın avukatı katıldı.

Duruşmayı, Mesut Yılmaz'ın eşi Berna Yılmaz ve kardeşi Turgut Yılmaz'ın da aralarında bulunduğu eski ANAVATAN'lılar izledi.

Yüce Divan'a, Anayasa Mahkemesi Başkanı Mustafa Bumin'in izinli olması nedeniyle Anayasa Mahkemesi Başkan Vekili Haşim Kılıç, başkanlık ediyor. Kılıç, duruşmada Emniyet Genel Müdürlüğü'nden istenen belgenin geldiğini söyledi. Kılıç, belgede, Türkbank ihalesi sürecinde ihaleye katılan bazı kişilere tehditte bulunulduğu, bazılarına ise suikast hazırlığı olduğu yönünde iki ayrı istihbarat notunun, tabi olduğu usuller içinde TMSF ve Başbakanlık'a çok gizli ve kişiye özel olarak, zimmet karşılığında 4 Ağustos 1998'de teslim edildiğinin bildirildiğini kaydetti.

Aynı yönde MİT'e de yazı gönderildiğini anımsatan Kılıç, MİT'ten gönderilen yazıda ise önceki bilgiler dışında herhangi belge ve bilginin bulunmadığını belirtildiğini söyledi.

Kılıç, MİT'ten gelen belgede Başbakan'ın talebi üzerine, cumhurbaşkanlığı ve başbakanlık makamlarına şifahi bilgi verildiğinin ifade edildiğini anlattı.

Kılıç, Mustafa Ateş isimli bir kişinin davada tanık olarak dinlenme istemine ilişkin yazılı başvurusu bulunduğunu da ifade etti.Duruşmaya tanık olarak çağrılan Erol Aksoy, Ahmet Nazif Zorlu, Ali Avni Balkaner ve Hayyam Garipoğlu katılmadı.

''GERÇEKLERİ KENDİLERİNE GÖRE YORUMLATMA''

Mesut Yılmaz'ın avukatı Uğur Alacakaptan Emniyet Genel Müdürlüğü'nden gelen yazıyı, ''gerçekleri kendilerine göre yorumlatma çabası'' olarak değerlendirdi.

Alacakaptan, Emniyet Genel Müdürlüğü'nden gönderilen yazıda Başbakanlık'ın konuya ilişkin sözlü veya şifahi herhangi bir talebinin bulunmadığı açıklamasının, hukuka aykırılık taşıdığını çünkü yazının altında imzası bulunan Gökhan Aydıner'in o dönemde Emniyet Genel Müdürü olmadığını belirtti.

Mahkemeye çok sayıda asılsız ihbar mektubu geldiğini anımsatan Alacakaptan, bunların, hukuki değer taşımadığı için dikkate alınmamasını istedi.

Alacakaptan, tanıkların olaya ilişkin bilgilerini anlatması gerektiğini vurgulayarak, ''Tanık, yorum, spekülasyon, dedikodu yapmaz. Tanıktan, dedikodu, yorum ve spekülasyon yapması istenemez. Bugün dinlenecek tanıklar konusunda da yüce heyetin bu hususa dikkat etmesini talep ediyorum'' diye konuştu.

''İHALEDE BAZI ÇELİŞKİLER VAR''

Daha sonra tanık olarak gazeteci Sedat Ergin dinlenildi. Tanıklığın bir vatandaşlık görevi olduğunu dile getiren Ergin, ''Biraz sıkıntılı ve ciddi bir ikilemle karşı karşıyayım. Mevcut mevzuat çerçevesinde bakanlar, milletvekilleri dokunulmazlık zırhından yararlanırken, eski bir başbakan hakkında bilgi vermek sıkıntılı bir durum yaratıyor. Mevcut siyasiler, dokunulmazlıktan yararlanırken, eskilerin yararlanamaması gerçeği bir bütün olarak aydınlatmamış oluyor. Biz 1997-1998 yıllarındaki olaylarla ilgili iddiaları konuşuyoruz. Bugün fezlekelere konu olanlar, gündeme gelmiyor'' diye konuştu.

Türkbank ihalesi sürecinde bazı çelişkiler bulunduğunu ve bu çelişkilerin izini sürdüğünü anlatan Ergin, Türkbank ihalesine Yiğit'in teklif verdiği, Yiğit'in Çakıcı ile ilişkisi olduğu yolunda Ankara'da yaygın bir kanaat bulunduğunu söyledi.
Yiğit'in önce ihaleye katılmaması, sonra da katılmasında bir sakınca olmadığı yönündeki bilgilerin çelişki yarattığını anlatan Ergin, şöyle konuştu:

''1998 yılının Haziran ayı ortalarında Korkmaz Yiğit beni aradı ve görüşmek istediğini söyledi. Sheraton Oteli'nde kahvaltıda biraraya geldik. Yiğit, Kanal E'yi satın aldığını, medyada büyüyeceğini, yeni alımlar yapacağını ve medya imparatorluğu kuracağını söyledi. Yiğit, bunun başında beni görmek istediğini anlattı. Ben de işimden memnun olduğumu ve bu teklifi kabul edemeyeceğimi söyledim. Yiğit, ayrıca bu işleri finanse edecek mali gücü olduğunu da ifade etti. Korkmaz Yiğit, döneminin Başbakanı Mesut Yılmaz ile görüştüğünü,
Yılmaz'ın ihaleye katılmasında bir sakınca olmadığını söylediğini anlattı. Yiğit ihaleye katılacağı için memnundu. Ayrılırken, 'beni izleyin Sedat Bey' dedi. Yiğit'in Çakıcı ile ilişkisi olduğu 1998 yılının Haziran ayında bir şekilde biliniyordu.''

'HUKUKİ DELİL YOKTU''

Bu aşamada söz alan sanık Mesut Yılmaz, Sedat Ergin'in süreci en yakın izleyen gazetecilerden birisi olduğunu ifade ederek, Ergin'in ifadesinde yer verdiği çelişkiyi aydınlatmak istediğini söyledi.

''Çelişkiyi bugün de bu arkadaşlara anlatabilmiş değilim. Çelişki temelinde, gazetecilik ile hukuk jargonu arasındaki fark yatıyor'' diyen Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Yiğit ile Çakıcı arasındaki ilişkiye ilişkin bilgi varsa, neden Yiğit'in ihaleye girmesine engel olunmadı. Bilgi yoksa neden Yiğit'in ihaleye girmesine başta engel olundu. Tanığın buradaki duruşma safahatını yakından izlememesini yadırgıyorum.

Ben başbakan, Güneş Taner de Hazine'den sorumlu bakan olarak, hiç kimseyi ihaleye girmekten men hakkımız yoktur. Elimizde bu konuda delil niteliğinde bir bilgi varsa, bunu, ihaleyi yapan makama iletmek ve gereken işlemin yapılmasını isteme hakkına sahibiz. Bir mafya liderinin lehinde eylemde bulunduğu kişinin engellenmesi yönündeki talebin iletilmesinde çeşitli yöntemler vardır. Şahısla konuşularak, ihaleye girmemesi istenebilir.

Elimizde, Emniyet'in elinde olduğu halde, delil yoktu, hukuki delil yoktu. Bilgi ve istihbarat notları, bir mafya liderinin, o kişi lehine eylemde bulunduğu yönündeydi. Ben buna rağmen, engellemeyi istedim. Taner, bu şahsın banka sahibi olduğunu ve Hazine gözünde muteber bir işadamı olduğunu, ihaleye girmesinin yasaklanmasının, Başbakanlık'ın yazılı talimatına bağlı olduğunu söyledi. Talimat için hukuki delil gerekir. Hukuki delil bize ulaştığında olay başka kaynaklardan kamuoyuna intikal etmişti. Çelişki budur. Onlar Çakıcı-Yiğit ilişkisini bildiğini sanıyorlar. 30 Haziran'da Yiğit ile görüştüm. Yiğit ilişkiyi ikrar yerine, inkar etti.''

''DİYALOGUN OLMASINA İŞARET''

Gazeteciler için duyumların önemli olduğunu ifade eden Yılmaz, Ergin'e ''Hala böyle bir çelişki olduğu kanaatinde misiniz?'' sorusunu yöneltti. Ergin, yazdıklarının arkasında olduğunu ve gazeteci olarak şüpheci olması gerektiğini söyledi.

Yılmaz'ın avukatı Uğur Alacakaptan, 1 Haziran'da yürürlüğe giren Ceza Muhakemesi Kanunu hükümleri uyarınca, tanığa doğrudan soru yöneltme talebinde bulundu. Avukatın, bu talebinin kabul edilmesi üzerine Alacakaptan, Ergin'e çeşitli sorular yöneltti.

Bir soruyu yanıtlarken Ergin, şunları kaydetti: ''Kanaatim Yılmaz ile Yiğit arasında bir ilişki olduğudur. DSP'li bakanlar, bu konularla ilgili etüt yapıyorlar ve burunlarına iyi koku gelmiyor. 2 Ekim'de Hüsamettin Özkan, Yiğit ile kendi evinde görüştü. Özkan, Yiğit'e 'Bu işte sana zarar var, ihaleden çık' der. Yiğit'in koalisyon ortağının, ihaleden çık demesine kafası karışır. Yiğit, aynı gün Yılmaz ile bir resepsiyonda ayaküstü görüşür ve olayı anlatarak, 'ihaleden çıkayım mı?' diye sorar. Yiğit'in böyle bir imkanı bulması, bir diyalogun var olmasına işarettir.''

''BUGÜNKÜ TANIKLAR NEDEN DİNLENİYOR?''

Bu ifadeler üzerine söz alan Yılmaz, DSP ile bu konuda görüş ayrılıklarının bulunmadığını belirtti.Yılmaz'ın avukatı Aydın Metin, tanık dinlemenin açık oturum havasında geçtiğini söyledi.

Yüce Divan'a başkanlık eden Haşim Kılıç, avukatlara ve tanıklara tanınan ifadelerini açıklama imkanının yanlış anlaşılmaması gerektiğini vurgulayarak, ''Taraflar olabildiğince özgür bir ortamda kendilerini ifade ediyor'' dedi.

Kılıç, tanıkların kanaat olarak ifade ettikleri değerlendirmelerini, heyetin inceleyeceğini, avukatların, bu konuda bir endişesinin olmamasını istedi.

Güneş Taner'in avukatı Ömer Lütfü Avşar, bugünkü tanıkların neden dinlenildiğine anlam veremediğini, gazetecilerin özgür düşüncelerini, kendi köşelerinde yayınladıklarını dile getirdi.

Bugünkü tanıklar arasında, konunun uzmanı bir kişinin bulunmadığını ifade eden Avşar, bu nedenle, bugünkü tanıklara soru sormayacağını vurguladı.

ÖZKAN'IN AÇIKLAMALARI

Eski Başbakan Mesut Yılmaz ile eski Devlet Bakanı Güneş Taner'in Yüce Divan'da yargılandığı davada tanıklık yapan gazeteci Tuncay Özkan, ''Yiğit ile Çakıcı arasındaki kasetten söz edince Yılmaz, (o zaman mafyanın parmağının olduğu bir ihale olmaz bu ihale iptal olmuştur. Bunu böyle bilin) dedi'' diye konuştu.

Duruşmanın öğleden sonraki bölümünde sanık Mesut Yılmaz salona girerken, salondaki bazı eski ANAP'lılar ayağa kalktı. Duruşmada gazeteci Tuncay Özkan tanık olarak dinlenildi. Türkbank ihalesi ilgili pek çok şey bildiğini, mafyanın Türkbank'ı nasıl ele geçirmek istediğini ve bu konuda nasıl çarpıştığını bildiğini belirten Özkan, ama ''Mesut Yılmaz'ın Türkbank'ı satarak karşılığında bir medya düzeni kurma isteğini bilmediğini'' söyledi.

Yüce Divan'a başkanlık eden Haşim Kılıç'ın Korkmaz Yiğit ile kaç kez görüştüğünü sorması üzerine Özkan, Yiğit ile 6 kez görüştüğünü, bunlardan birisinde Yiğit'in kendisine iş teklif ettiğini kaydetti. Özkan, şöyle konuştu:

''Bu görüşme döneminde Türkbank olayı ortada yoktu. Haluk Şahin ile birlikte Yiğit'in Maya Sitesi'ndeki ofisine gittik. Yiğit'e neden medya sahibi olmak istediğini sordum. 'Çalışanların daha iyi koşullarda yaşaması için' cevabını verdi. Bize transfer karşılığında birer milyon dolar teklif etti. İkinci görüşmede, benimle çalışmak istediğini söyledi. Bir milyon doları 1.5 milyon dolara çıkardı. Bir başka görüşme uçakta gerçekleşti. Yine iş teklifini yineledi. Sonraki
görüşmeler Yiğit'in yargılanma sürecinde gazetecilik ilişkisi içinde oldu.''

Özkan, bir soru üzerine, Mehmet Elkatmış'ın Uğur Mumcu Vakfı'nın açılış töreninde işadamı Korkmaz Yiğit ile Alaattin Çakıcı arasındaki kasetten bahsettiğini belirterek, Fikri Sağlar'ın kendisiyle görüşerek kaseti dinletmek istediğini anlattı. Özkan, şöyle devam etti:

''Sağlar ile Kanal D'nin Ankara Temsilciliğine gittik ve kaseti orada dinledik. Kasetin montaj olmadığını tespit ettik. Kaseti yayınlamak için Sağlar'dan izin istedim. Ama Sağlar, bunu basın toplantısı ile açıklayacağını söyledi. Kasetten notlar aldım. Aynı gün Başbakan Yılmaz ile görüşerek ona da olayı anlattım. Yılmaz, 'Kulaklarınla duydun mu?' dedi. Ben de 'evet' dedim. Yılmaz, 'O zaman mafyanın parmağının olduğu bir ihale olmaz bu ihale iptal olmuştur. Bunu böyle bilin' dedi.''

''MAFYANIN BELİ O DÖNEMDE KIRILDI''

Türkbank ihalesinin iptal edilmesinin ardından ihale sürecine ilişkin bilgi vermek üzere Başbakanlık'ta ''basınla yüzleşme toplantısı'' yapıldığını ve buraya 16 gazetecinin katıldığını belirten Tuncay Özkan, dönemin Başbakanı Yılmaz'ın açış konuşması yaptığını, dönemin İçişleri Bakanı Kutlu Aktaş'ın ihale süreciyle ilgili bilgi aktardığını belirtti. Özkan, bu toplantıda Yılmaz'ın ifadelerinde bir çelişki görmediğini ve gazetecilerin toplantıdan memnun ayrıldığını ifade etti.

O dönemde, İstanbul'da mafyanın işadamlarından zorla para aldığını, böyle bir dönemden geçildiğini ifade eden Özkan, o dönemde mafya ile uğraşmanın zor olduğunu anlattı.

''Mesut Yılmaz'ın Türkbank'ın mafyanın eline geçmemesi için çaba sarfettiğini'' dile getiren Özkan, ''Bütün mafya babaları Yılmaz'ın başbakanlığı döneminde yurtdışından getirildi. Mafyanın beli o dönemde kırıldı. Türkiye'de mafyanın karşısında durmak her babayiğidin harcı değildir'' dedi.

Özkan, gazetecilerin de tehdit aldığını bu yüzden mafya ile ilgili sadece birkaç kişinin haber yapabildiğini ifade ederek, ''Benim siyasi yandaşlığım yoktur. ANAP'a hiç oy vermemiş birisi olarak söylüyorum. Yılmaz'ın bu dönemdeki çabalarını görmezsek haksızlık etmiş oluruz'' diye konuştu.

''DEVLET DESTEKLİ OLMAZSA KIRMIZI PASAPORT NASIL ALINIR?''

Özkan'ın bu sözleri üzerine salondan ''Bravo'' sesleri yükseldi. Tuncay Özkan, bir soru üzerine Alaattin Çakıcı ve diğer mafya babalarıyla hiç görüşmediğini söyledi. Mafyanın var olabilmesi için siyasetçi ve bürokrat ayağı olması gerektiğini ileri süren Özkan, ''Mafya devlet destekli olmazsa varlığını sürdüremez'' diye konuştu.

Özkan, 1996 yılında yapılan her ihaleden mafyanın pay aldığını iddia ederek, işadamlarının tehdit aldığını bu nedenle cep telefonlarını taşımadıklarını söyledi. Özkan, ''Çakıcı Türkiye'de istediği gibi geziyor. Devlet destekli olmazsa kırmızı, yeşil pasaportu nasıl alır?'' diye konuştu.

Tanık olarak dinlenilen gazeteci İsmet Berkan da davayla ilgili bilgilerinin yazdıklarından ve bir vatandaş gibi okuduklarından ibaret olduğunu söyledi. Bu konuda birisi 18 Ekim, diğeri 20 Ekim 1998'de olmak üzere iki yazı yazdığını anlatan Berkan, bu yazılarında ihalenin yapıldığı 4 Ağustos 1998'de Emniyet Genel Müdürlüğü'nden Merkez Bankası'na gönderilen bilgi notunu anlattığını söyledi.

Dönemin Merkez Bankası Başkanı Gazi Erçel'in bilgi notunun ihale sonuçlandıktan sonra kutlama yaparken geldiğini kendisine söylediğini ifade eden Berkan, Erçel'in ''Bu saatten sonra yapacak birşey yoktu. Ertesi gün toplandık. Aynı bilgi notu Başbakanlığa da gönderildiği için birşey yapmadık'' dediğini aktardı.

Berkan, dönemin Hazine'den sorumlu Devlet Bakanı Güneş Taner'e Korkmaz Yiğit'in bu ihaleyi alabilecek mali gücü olup olmadığını sorduğunu, Taner'in de ''Parası varsa öder'' dediğini belirten Berkan, Taner'in bu sözlerinden ''olayı hafife aldığı izlenimini edindiğini'' kaydetti.

''BEN ALDIKAÇTI DEĞİLİM''

Mesut Yılmaz'ın avukatı Uğur Alacakaptan'ın tanık Berkan'a çeşitli sorular yöneltmesi üzerine Haşim Kılıç, Alacakaptan'ı ''Sayın Aldıkaçtı'' diyerek uyardı. Bunun üzerine Alacakaptan, ''Ben Aldıkaçtı değilim'' dedi. Yanlışını düzelterek sözlerine devam eden Kılıç, ''Tanıklardan kanaat isteme yoluna gidiyorsunuz. Bilgi ve görgülerine dayalı soru sorun'' diye konuştu.

DÜNDAR'IN AÇIKLAMALARI

Tanık gazeteci Uğur Dündar da Yılmaz'ın başbakanlığı döneminde Türkiye'nin gelişiminin önündeki en büyük engelin yolsuzlukla mücadele olduğunu söyledi. Yılmaz'ın mafya, çıkar amaçlı suç örgütleri ve çetelerle ciddi bir mücadele yürüttüğünü anlatan Dündar, o dönemde yurtdışındaki çete liderlerinin Türkiye'ye getirilmeye başlandığını söyledi.

İhaleye katılan 5 işadamından 4'ünün cezaevinde bulunduğunu ifade eden Dündar, ''Bu kişilerin siyasete yanaşmak, yaslanmak onlardan aldıkları güçle Hazine'ye kaymak, siyasetçiye belli ölçüde destek olmak, zenginliklerini zenginlik katmak amacında olduklarını'' savundu.

Yiğit'ten iş teklif aldığını belirten Dündar, şöyle konuştu: ''Tuncay Özkan bir gün geldi. MİT'ten Yiğit hakkında Çakıcı ilgisi olduğu yolunda duyumlar aldığını söyledi. Yiğit'i arayarak Çakıcı ile irtibatı olup olmadığını sordum. Yiğit, yemin billah ederek, Çakıcı ile ilişkisi olmadığını, sadece eşinin Platin konutlarından daire aldığını bunun dışında konuşmadığını anlattı. Bu açıklamalar beni tatmin etmedi. Yılmaz'a sordum. Muteber bir işadamı olduğunu, bazı duyumlar aldıklarını bunlara itibar edemediklerini söyledi.''

Dündar'ın bu açıklamaları üzerine söz alarak yeniden tanık kürsüsüne gelen Tuncay Özkan, Yiğit'in Çakıcı ile ilişkisi olduğu bilgisini MİT'ten almadığını, bu bilginin mafya kaynaklı olduğunu ifade ederek, ''Gizli oturum yaparsanız kaynağımı açıklarım'' dedi.

Açıklamalarının doğru olduğunu savunan Dündar, Türk polisinin havada uçan kuştan bile haberinin olabileceğini, bu bilgilerden Başbakan'ın haberinin olmamasının şaşırtıcı olduğunu ileri sürdü.

''KURUMLARIN ZAAFI DA DİKKATE ALINMALI''

Duruşmada söz alan sanık Mesut Yılmaz, Dündar ve Sedat Ergin'in, ''Çakıcı ile Yiğit arasında bir ilişki varsa bundan Başbakan'ın haberi olur'' şeklinde değerlendirmede bulunduğunu anımsattı. Yılmaz, şöyle konuştu:

''Ben de duruşmanın başından beri söylüyorum. Elimde somut bilgi yoktu. Ben bu kadar bu işin peşindeyim. Bana bu konuda Emniyet Genel Müdürlüğü ve MİT elinde delil olmadığını söylüyor. Sonradan anlaşılıyor ki Emniyet'te kaset var. MİT'te ise buradan ayrılan şahıs ABD'de özel bir web sitesi kuruyor ve Çakıcı-Yiğit arasındaki konuşmaları burada yayınlıyor. Bu kişi Mehmet Eymür'dür. Bu konuşmaları özel koleksiyonu gibi internet üzerinden yayınlaması söz konusu. Heyet, beni burada yargılarken devletin kurumlarının zaafını da dikkate almasını rica ediyorum.''

Tanık Turan Akköprülü de Yılmaz'ı çok uzun süredir tanıdığını ve dost olduklarını söyledi. Dava konusu suçlamalarla ilgili bilgisi bulunmadığını belirten Akköprülü, Yiğit'in kendisine iş teklif ettiğini söyledi.

Tekrar söz alan sanık Yılmaz, Yiğit'e Akköprülü'yü işe alması konusunda tavsiyede bulunmadığını, bunun ''referans gibi'' algılanması gerektiğini söyledi.

1 2 3 4 5
 
DİĞER SİYASET HABERLERİ
 "Cumhurbaşkanını bu parlamento seçecek"
 Türban krizine Gül'den tepki
 "Fransa, Türkiye'nin umutlarını frenliyor"
 Eski Rum Bakan Themistokleus'tan itiraf
 CHP'ye sine-i millet resti
 CHP'li İnce'den Bilal Erdoğan'a 'hodri meydan'
 'Kimse gölge taşlamasın'
 Arınç'a Hindistan'dan misafir
 Yüce Divan'da 9 tanık dinlenecek
 AKP'den 'AK patronlar' haberine tepki
 Şenkal Atasagun emekli oldu
 Eski Mardin vekili vefat etti
 Başbakanlık önünde eylem
 Orgeneral Özkök Kazakistan'a gitti
 Aile hekimlerine 5 bin 500 YTL maaş
 İkizlerin kararan dünyası
MAHMUT ÖVÜR
Siyasette 'orta sınıf' hareketi
Türkiye'de mevcut merkez...
MUHARREM SARIKAYA
Kıbrıs satrancı...
AB dışişleri bakanlarının Gümrük...
YAVUZ DONAT
Demirel'den Çankaya formülü: Kavgasız, kansız,hilesiz,...
Mahkemede yüzleşecekler
Emel Sayın'ın "Adımı Necdet Üruğ'la 1. MİT Raporu'na Semra Hanım...
Ankara'ya İsveç'ten prenses konuk
Başbakan Erdoğan, İsveç'in Veliaht Prensesi Victoria'yı...
Sınavı geçen üniversiteye girebilmeli
Sınavı geçen üniversiteye girebilmeli
Boğaziçi Üniversitesi'nin eski rektörü Prof. Dr. Üstün Ergüder...
Anneye yalvarış
Anneye yalvarış
Erzurum Atatürk Üniversitesi'ndeki mezuniyet törenine türbanlı...
 
    Günün İçinden | Yazarlar | Ekonomi | Gündem | Siyaset | Dünya | Televizyon | Hava Durumu
Spor | Günaydın | Kapak Güzeli | Astroloji | Magazin | Sağlık | Bizim City | Çizerler
Cumartesi | Aktüel Pazar | Sarı Sayfalar | Otomobil | Dosyalar | Arşiv | Ana Sayfa
   
    Copyright © 2003, 2004 - Tüm hakları saklıdır.
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
Üretim ve Tasarım   Merkez Bilgi Grubu