kapat
   
SABAH Gazetesi
 
    Yazarlar
    Günün İçinden
    Ekonomi
    Gündem
    Siyaset
    Dünya
    Spor
    Hava Durumu
    Sarı Sayfalar
    Ana Sayfa
    Dosyalar
    Arşiv
    Etkinlikler
    Günaydın
    Televizyon
    Astroloji
    Magazin
    Sağlık
    Cumartesi
  » Aktüel Pazar
    Otomobil
    Sinema
    Çizerler
Bizimcity
Sizinkiler
emedya.sabah.com.tr
Google
Google Arama
 
Ali Poyrazoglu @ SABAH
 

Kovulamayacağı mız tek cennet... (2)

Geçen hafta demiştik ki "Anılarımız, kovulamayacağımız tek cennettir" o zaman bir bakalım şöyle o cennete nasıl yolculuk yaparız? Bilincin kıvrımlarına gizlenmiş anılar hazinesini kazıp, gün ışığına çıkarmak sizi yaşamın tekdüzeliğinden de çekip çıkaracaktır. Bilinçte yinelenen kıvılcımlara, geri gelen resimlere, seslere "anı" diyoruz. Anmak, anı işçiliği daha önce bilinçte varolanın saklandığı yerden tozlarının silkelenip ortaya çıkarılmasını dile getirir. Yaşadıklarımız bilince yansır ve belleğin kıvrımlarına girer; kendine tenha bir köşe bulup saklanır; anılaşır... Bilincin ıssız köşelerine üst üste yığılmış anılar, bilgiler bilincimize kendileri gelebildikleri gibi onları bizde geri çağırabiliriz. Düşünsenize, bilinçaltınızla dostluk kurmuşsunuz, bırakmışsınız kendinizi içinizi gözden geçirmenin hazzına... Anılar kalemin ucundan kağıda geçiyor... Tamam, ısrarcı değilim; bilgisayara da olabilir... Evet... Anılar kağıda geçiyor, kendinizi kendinizle ve başkalarıyla paylaşabilmeniz için. Anıların kendiliklerinden uyanmaları bize bağlı değildir ama istersek biz de onları bilince kendimiz çıkarabiliriz... Ne şekilde olursa olsun belleğe yapacağımız yolculuk yaşadıklarımızı, kendimizi yeniden keşfetme hazzını sunacaktır bize. Size ait olan, anahtarı sizde saklı olan bu sandığın kapağını kaldırdığınızda bulacağınız hazine gözlerinizi kamaştıracak; sizi ağlatacak, güldürecek, düşündürecek, yoracak, dinlendirecek, içinizi sızlatacak ama sizi arındıracak, ufkunuzu genişletecek...

CESURCA YÜZLEŞİN
Evet, sizi yeniden keşfetmenizi sağlayacak. Yaşadıklarınızı yeniden yaşama olanağı sağlayacak. Anılar sandığının kapağını aralayanlar, belleğin tavan arasından içeri başlarını uzatma cesareti gösterenler, onları yaşamları boyunca yiyip bitiren ruhsal rahatsızlıklardan da kurtuluyorlar. İtip, üstünü örtüp, karanlıklara sakladıkları yanlarıyla da yüzleşme fırsatını yakalıyorlar. Sakladıklarını yazarak, onları gün ışığıyla buluşturduklarında da başlarına bela olmuş bir sürü derdi, sıkıntıyı, bunalımı da fırlatıp atıyorlar üzerlerinden... İçimize sakladıklarımızla cesur bir biçimde yüzleşebilmek bizi arındırır... Zihninizin envanterini çıkarırken kedinizi daha iyi tanıyorsunuz. Neyi, niye, ne zaman yaptığınızla yüzleşiyor, bugünkü gözünüzle kendinizi yeniden değerlendiriyorsunuz... Kendinizi yeniden kuruyor, yeniden keşfediyorsunuz. Yaşamlarını neyin, nasıl biçimlendirdiğinin hesaplaşmasını yapabilenler yaşamı daha berrak bir perspektifle kavrayabiliyor. Günlük tutun, anılarınızı yazın; kendinize dışardan bakabilmek için, yazın. Kendinizi eleştirip yeniden yaratabilmek için, kendinizi okuyabilmek için yazın... Dünyada tek olan parmak izleriniz sizi bir tane, tek, benzersiz yapıyor... Peki, ayak izleriniz? Yaşama attığınız imzadır ayak izleriniz... Nereden nereye doğru nasıl yürüdüğünüz, yaşamın içinden geçiş biçiminiz, imzanızdır sizin... Geleceğe sesinizi, ayak izlerinizi, yolculuğunuzun öyküsünü bırakabilmek için oturun anılarınızı yazmaya başlayın... Bugünden geçmişinize, içinize fırlattığınız bakış yarını aydınlatacak. Kendi belleğimize yapacağımız yolculuklar toplumun belleğini de oluşturacaktır. Gün ışığına çıkarıp, yeniden gözden geçirmediğiniz, düzene koymadığınız anılar, sizi yutmak isteyen bir timsah gibi içinizde bekler. Timsahın ağzına kalemi tıkar, yaşadıklarınızı yazıya dönüştürürseniz siz timsahı yuttunuz demektir... İçindeki öcüleri boğmanın tek yolu kendinle yüzleşmekten geçiyor... Buyurun başlayın... Sevgili günlük, bugün günlerden pazar...

YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI
 Bir sen kaldın yalnızlık gelince   / 06-03-2005
 Güldürücü amca!...   / 27-02-2005
 Kar yağdı böyle oldu   / 13-02-2005
 Hurma ağacının altında...   / 06-02-2005
 Gökten üç elma düşer...   / 30-01-2005
 Şimdi bunlar ne kuşu?   / 23-01-2005
 Usta ve çırak   / 16-01-2005
 Kovulamayacağı mız tek cennet... (2)   / 02-01-2005
 Kovulamayacağımız tek cennet (1)   / 26-12-2004
 Ev sahibim niye delirdi anlayamadım   / 19-12-2004
    Aktüel Pazar Yazarlar
    Güncel
  » Hobi
    Röportaj
    Gurme
    İyi Yaşa
GÜNTAY ŞİMŞEK
THY eğitim uçağı alıyor
Daha önce pilot sıkıntısı...
STELYO BERBERAKİS
Yorgun Mülteciler
25 yıl önce Yunanistan'a kaçan Sinan...
BELKIS KILIÇKAYA
Bir Mektup
Paris gibi bir başkentte 70 milletle iç içe...
YASEMİN TAŞKIN
İki Yanlış Bir Doğru Etmez
Türk kadınların polisten...
FİKRET AYDEMİR
İnternet Çağında Sosyalizm
Avrupa'nın en solcu genel...
TURGAY NOYAN
Çağa ayak uydurabilmek
Okurların hoşgörüsüne sığınarak...
REFİK DURBAŞ
Barış için bir dakika
Birinci Körfez Savaşı sırasında -...
Deterjan kısırlık yapabiliyor
Deterjan kısırlık yapabiliyor
Böcek ilacından bulaşık deterjanına, kullandığımız pek çok ürün...
Şeker bir salgın gibi yayılıyor
Şeker bir salgın gibi yayılıyor
Şeker hastalığı dünyada ve Türkiye'de en hızlı artış gösteren...
"Niye Kürtlere yardım ediyorsun?"
Ferhat Şenatalar bir yardımsever. Hayatını ihtiyacı olanlara adamış.
Kazanmak için önce kaybetmek şart
"Yıllar önce albümüm 3 buçuk milyon satınca şaşırdım, biraz da...
Dağın Laik Şeyhi
Velid Canbolat, Lübnan Dağları'nda kuş uçurtmayan, inançlarını yüzyıllardır...
İçkiyle kumar olmaz
Ülke çapında son yıllarda yaşadığımız en büyük gıda felaketi patlak vermeden...
 
    Günün İçinden | Yazarlar | Ekonomi | Gündem | Siyaset | Dünya | Televizyon | Hava Durumu
Spor | Günaydın | Kapak Güzeli | Astroloji | Magazin | Sağlık | Bizim City | Çizerler
Cumartesi | Aktüel Pazar | Sarı Sayfalar | Otomobil | Dosyalar
   
    Copyright © 2003, 2004 - Tüm hakları saklıdır.
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.