kapat
   
SABAH Gazetesi
 
  » Yazarlar
    Günün İçinden
    Ekonomi
    Gündem
    Siyaset
    Dünya
    Spor
    Hava Durumu
    Sarı Sayfalar
    Ana Sayfa
    Dosyalar
    Arşiv
    Etkinlikler
    Günaydın
    Televizyon
    Astroloji
    Magazin
    Sağlık
    Cuma
    Cumartesi
    Aktüel Pazar
    Otomobil
    Sinema
    Çizerler
Bizimcity
Sizinkiler
emedya.sabah.com.tr
Google
Google Arama
 
Gulse Birsel @ SABAH
 

Ben bir küçük cezveyim!

Yanılmıyorsam, bu konuya ilk kez birkaç yıl önce değinmiştim. Türk kahvesi yapmayan, yemekten sonra "Kahve istiyorum" deyince, "Espresso, cappucino, macchiato?" diye cevap veren restoranlara kılım! Zannediyorum, şöyle bir ifade kullanmıştım: "Eğer cezveyle yapmak zor geliyorsa, pazarda makinesi satılıyor. Üç kuruş. Fişe sokuyorsun; on saniyede kahve hazır!"

Bahsettiğim, yeni çıkan havalı makineden değildi tabii. Bir 'Türk buluşu'ydu. Büyükçe bir cezve düşünün ama plastikten. Dibinde metal bir bölüm var, kabloyla fişe takılıyor. Bu kadar! Fişe sokar sokmaz, tehlikeli bir 'fıkııırrrrrt' sesiyle zangırdamaya başlıyor. Kablo, cezve, hepsi tezgahın üzerinde 10-15 santim kadar hareket ediyorlar. Zaten kısa sürede kahve fokurdamaya başladığından, o anda fişi çekmek lazım. Kahveler hazır, afiyet olsun! Zannediyorum, elektroşok metoduyla, son derece lezzetli ve köpüklü kahveler hazırlanıyor. Yalnız bu esnada tezgahın ıslak olmaması, cezveye veya kabloya dokunulmaması, hatta ne olur ne olmaz, yalıtkan plastik terlikler giyilmesi tavsiye edilir! Yalnız tabii, bu Türk teknoloji harikasını beş milyon civarı bir ödeme karşılığında elde edebiliyorsunuz. Dağıtım da mühim tabii. Bütün semt pazarlarında, bakkal çakkalda, "Türk usulü kahve makineniz hazır!" Bu arada aynı makinede su da ısıtıldığını söyleyeyim! Çok amaçlı yani. Bilemiyorum böyle parlak ve hesaplı bir ürünle, yeni çıkan gelişmiş, şık makine rekabet edebilir mi?!

80'li yılların sonunda, evimize ilk 'espresso-capuccino' makinesinin geldiğini hatırlıyorum. Bu kahveler yeni moda olmuştu. Almanya'dan bir aile dostunun getirdiği makine, duvara monte edilen tiptendi nedense. Köpüklü bir sütlü kahve için matkaplarla duvar delindi, elektrik çekildi, bayağı bir tadilat yapıldı mutfakta! Ancak aleti çözmek zordu. Hayır, 'espressoyu' halletmiştik, 'capuccino'da takılıyorduk! Kahve gözüne kahveyi, su gözüne suyu koydun. Aletin ısınmasını bekledin. Fincanın dibine sütü koydun, makinenin hava üfleyen ucunu sütün içine sokup köpürtmen gerekiyor. Fakat bu uç kah su salıyor, kah sütü köpürtmüyor, köpürtürse ısıtmıyor. Sütü cezvede ısıtıp, aletle köpürtsen, 'espresso'yu ayrıca yapıp karıştırsan, e o zaman ne anladım ben makineden? Bazen de süt köpürüyor ama fincana koyana kadar sönüyor! Ve bizim 'capuccino'lar hiç 'capuccino'ya benzemiyor! Bununla da bitmiyor. Süt, köpürtürken tezgaha, duvarlara sıçrıyor. Her denemeden sonra temizlik yapılıyor! Annem söylenip duruyor: "Bir uyduruk sütlü kahve için mutfağımı yıktırdınız, etraf leş, bak yapamıyorsunuz bile" diye! Ağabeyim kafaya koymuş, başaracak. İnat ve sabırla deniyor. Hepimiz inancımızı yitirdikçe o sütü ayrı, suyu ayrı ısıtıp, çeşitli karışımlar deneyip, ortaya çıkan sonuçları, salona gelip höpürdete höpürdete içiyor ki, "Vay be, çocuk çözdü" densin diye. Çünkü makineyi ısmarlayan kendisi! Ama bir noktada o da pes etti.

Hep birlikte şu sonuca vardık: "Türk sütleri yeterince yağlı olmadığı için köpürmüyor. Yani süt standartlarımız 'capuccino'ya uygun değil!" Kutu sütleri terk edip mahallenin sütçüsüyle anlaştık! Tuhaf bir durumdu, 'capuccino' yapmak için geleneklere geri dönmek! Ancak tam yağlı, kaymaklı koyun sütlerinde de durum değişmedi. Krema alıp süte karıştırdık, hiç olmadı. Bu durumdan birkaç ay sonra da 'hazır capuccino'lar çıktı. Hani sıcak suya karıştırıp içtiğin! O duvara monte kahve makinesi de uzun yıllar mutfakta bir modern heykel, bir dekorasyon objesi olarak görev yaptı! Her zaman Türk kahvesini tek geçerim. Hele cezve kahvesi olursa. Bir de mangalın üzerinde ağır ağır yapılırsa. Yeni makineyi denemedim ama iyi yapıyorsa kabulümdür. Şu aralar evde tercih ettiğim aletse, yukarıda anlattığım, plastik, Türk buluşu olandır. Köpüklü bir kahve, biraz tehlikeye değer!

YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI
 Bir gece, ansızın, arayabilirim!   / 25-09-2004
 Ey yükselen yeni nesil   / 19-09-2004
 Seren Abla'nın bir çiftliği var!   / 18-09-2004
 Avrupa Yakası'nın akraba düğünü sandığı gece!   / 12-09-2004
 Tatil dönüşü sendromuna çareler!   / 05-09-2004
 Okuyucu velinimetimizdir!   / 04-09-2004
 Spor, sanat için midir, halk için mi?!   / 29-08-2004
 Olimpiyat ruhum var, fiziğim yok!   / 28-08-2004
 Ev sahibesinin bilinmeyen dramı!   / 22-08-2004
 Eyvah misafir geliyor!   / 21-08-2004
AYŞE ÖZYILMAZER
Bu nasıl kadınlık Yarabbim!
Cinsiyetimden şüphe...
GÜLSE BİRSEL
Ben bir küçük cezveyim!
Yanılmıyorsam, bu konuya ilk kez...
AYŞE TÜTER
Lezzet Güneşi
Francala
Maya ve bir tatlı kaşığı...
Aklınıza mukayyet olun!
Aklınıza mukayyet olun!
Ruhsal ve davranışsal bozukluklar Türk insanını tehdit ediyor. Her...
Tasarımlar görücüye çıktı!
Tasarımlar görücüye çıktı!
LaSalle Akademi'den mezun olan 20 genç tasarımcının hazırladığı...
Mahsun'u Azarbeycan 4 bin kişiyle karşıladı
Mahsun'u Azarbeycan 4 bin kişiyle karşıladı
Son albümü 'Sarı Sarı' ile imajını kökten değiştiren Mahsun...
 
    Günün İçinden | Yazarlar | Ekonomi | Gündem | Siyaset | Dünya | Televizyon | Hava Durumu
Spor | Günaydın | Kapak Güzeli | Astroloji | Magazin | Sağlık | Bizim City | Çizerler
Cumartesi | Aktüel Pazar | Sarı Sayfalar | Otomobil | Dosyalar
   
    Copyright © 2003, 2004 - Tüm hakları saklıdır.
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.