kapat
   
SABAH Gazetesi
 
  » Yazarlar
    Günün İçinden
    Ekonomi
    Gündem
    Siyaset
    Dünya
    Spor
    Hava Durumu
    Sarı Sayfalar
    Ana Sayfa
    Dosyalar
    Arşiv
    Günaydın
    Televizyon
    Astroloji
    Magazin
    Sağlık
    Cumartesi
    Aktüel Pazar
    Bilgi ve Yaşam
    Otomobil
    Sinema
    Çizerler
    Kampüs
Bizimcity
Sizinkiler
emedya.sabah.com.tr
Google
Google Arama
 
Umur Talu @ SABAH
Tel:
0537 660 71 21
Fax:
0212 280 05 51
 

Kimyası bozuk bir dönemin anısına

Mesut Yılmaz ve Güneş Taner Türkbank'tan dolayı Yüce Divan'a gönderilirken... "Türkbank nerede" diye soracak olursanız... Öldürülüp gömüldü.
Kadim bankanın asıl sahibi gözüken binlerce çalışanı ve emeklisinin hayatlarıyla birlikte.
İçi boşaltılan, mafya bulaştırılan, çürütülen, peşkeş çekilen, siyasi-ticari tezgahlarda döndürülen ve yine de yaşatılabilecek banka...
Adeta " suç mahalli"nin ortadan kaldırılması, delillerin yok edilmesi gibi, imha edildi.
Bir dönem, arka arkaya yazılarla "Türkbank çalışanları ve emeklilerinin sesi" ni yansıtmaya, gömme işleminin çirkin yüzünü didiklemeye çabaladım.
Mafya-para-siyaset-ticaret-medya hattında, binlerce insanın geçmişiyle, emeğiyle, hayatıyla, geleceğiyle fütursuzca oynanmasının iğrençliğine öfkemle birlikte.
Şu sıra "Türkbanklılar"dan mesajlar geliyor.
Sonradan bir iş bulanı, yeni bir hayat kurabileni kadar, çöküntünün altında kalanlardan da.
"Yüce Divan" dolayısıyla, o hiç unutmadıkları yıkımı hatırlatan ama "medyadaki o birkaç ses"i de anan vefa ve dostluk yüklü mesajlar.
İnsan bir kez daha düşünüyor, bir kez daha öfkeleniyor:
Mafya-para-siyaset-ticaret-medya güzergahı, kirli kumpaslarla ne çok insan hayatını hayasızca istimlak etti, yıkıp geçti diye.


Maksadım, artık en üst yargıya, "Yüce Divan"a gitmiş bir meselenin hukukunu yorumlamak değil.
Ama hukuku kadar, bir de ahlakı var. Ve o sadece "Korkmaz Yiğit'e verilen Türkbank'taki fesat ve irtikap" zannından ve "Yüce Divan'a gidenler"den ibaret değil.
Öncesi ve sonrasıyla, cinayetleri, banka soygunları, siyaset-iş dünyası, siyaset-medya, siyaset-mafya, devlet-yer altı ilişkileriyle, uzunca ve "derin kirli" bir dönemin ülkeye her koldan ihaneti.
Şimdi "Yüce Divan"a uzanan yolculuk, o sırada muhalefetteki CHP'nin millet- vekili olan Fikri Sağlar'ın "Çakıcı-Yiğit" kasetini açıklamasıyla başlamıştı.
"Yolcuların yolculuğu" değil elbette, ama yolculuğa tanıklığımız.
Sağlar kaseti açıkladığı sırada, Türk- bank zaten verilmiş, asıl önemlisi, Korkmaz Yiğit medya patronu olmakta yol kat etmişti. En önemli halka da, Milliyet idi.
Türkiye'de hiçbir gazetenin ne o gün, ne ondan önce, ne de bugün ulaşamadığı bir değere; 300 milyon dolara.
Bu fiyat nasıl ortaya çıkmıştı, bilmiyorum.
Kimler, nasıl belirlemişti, bilmiyorum. Bildiğim; Milliyet'i "satmak zorunda kaldığı için üzülen" Aydın Doğan'ın, kasetten sonra Ecevit'in müdahil olması ve çalışanların tavrı sonucu tekrar gazeteye dönüşündeki içten duygusallığı dışında, 300 milyon doların "anormal bir meblağ" olduğu idi.
Ama bir başka ilginç nokta şuydu: Mesela Deniz Baykal, Fikri Sağlar'ın kaseti açıklama talebini neden (en azından bir süre) durdurmak istemişti? Sağlar "ona rağmen" mi açıklamıştı?
Sağlar, kaset hakkında, açıklamadan önce, kimlere de bilgi vermiş yahut içeriğini aktarmıştı?
Açıklamasına kadar kimler kulaklarının üstüne yatmıştı?


Türkbank da işte o an Yiğit'in elinden düştü.
"600 milyon dolara satılabilen", zaten bir o kadar da kaynağı olan banka bunun üstüne apar topar "öldürüldü".
Sanki pisliğin sorumlusu, bankanın kadim sahibi çalışanlar ve emeklilermiş gibi, daha da çürütüldü ve sonunda onların gözyaşlarıyla gömüldü.
1998'deki "Yılmaz koalisyonu"ndan izleyen "DSP-MHP-ANAP koalisyonu"nun sonlarına kadar, bir kısım medyanın bu konudaki suskunluğu dikkat çekicidir.
Şimdi, AKP iktidarında "Yüce Divan" başlıkları atanların, "Yüce Divan sanıkları" ile ense-tokat hısımlıkları da.
Divan'a yatması gereken, "kimyası bozuk" bir dönemin tüm hatları, tüm haltlarıdır!

YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI
 Yarından önce, bugün, yavaş yavaş ölürken...   / 06-06-2004
 Kimyası bozuk bir dönemin anısına   / 04-06-2004
 Vicdanlara rağmen bu ısrar neden!   / 03-06-2004
 Bu özgürlük size ne de yakışmış!   / 02-06-2004
 Yerli Çelebi'ler yine sahnede   / 01-06-2004
 Ne desem ki...   / 31-05-2004
 Yaşar Kemal'e, haddim olmayarak...   / 30-05-2004
 Şebekenin Türkiye şubeleri hatırınızda mı?   / 28-05-2004
 Cesaret gazlaşıp buhar olurken...   / 27-05-2004
 "Dipsiz medya"nın kara sularında...   / 26-05-2004
EMRE AKÖZ
Şu Alex meselesi...
Birkaç gündür özellikle ...
MEHMET ALTAN
Kadınlar Cehennemi
Dünkü Radikal gazetesinde, kırsal...
UMUR TALU
Sahici trenlerle oynayan çocuk
Ve zaman dediğimiz nedir...
İşte Dan Brown'ı yıkan ikili
ABD'li iki gencin kaleme aldığı ve 500 yıl önce Venedik'te yazılan...
Ebu Garib'ten çuvalla çıktı
Tahmin edeceğiniz gibi burası Irak. Fotoğraftaki kişi de...
Karar Hagi'nin
Karar Hagi'nin
Oyun kurucu olarak düşünülen Djalminha ve Gallardo arasında tercih...
 
    Günün İçinden | Yazarlar | Ekonomi | Gündem | Siyaset | Dünya | Televizyon | Hava Durumu
Spor | Günaydın | Kapak Güzeli | Astroloji | Magazin | Sağlık | Bizim City | Çizerler
Cumartesi | Aktüel Pazar | Bilgi ve Yaşam | Sarı Sayfalar | Otomobil | Dosyalar | Arşiv
   
    Copyright © 2003, 2004 - Tüm hakları saklıdır.
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.