kapat
12.08.2001
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi

banner
Dünyadan
Spor

Magazin
Astroloji

Para Durumu
Hava Durumu

Bizim City
Sizinkiler

GREENCARD
Sarı Sayfalar
İstanbul

Cumartesi Eki
Pazar Eki

Künye
E-Posta
Reklam
Arşiv

A T V

Win-Türkçe
ASCII

 
ALİ BAYRAMOĞLU(abayramoglu@sabah.com.tr )

Sorunun özü...

Önce bir bir sayalım:

Kürtçe yayın, ölüm cezasınının kaldırılması, siyasi partiler kanununda parti kapatmayı zorlaştıracak düzenlemelerin yapılması ya da partilerin temsil olanaklarını genişletecek kısıtlamaların kaldırılması, düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğünü sınırlayan milli güvenlik, kamu güvenliği gibi kriterlerin elden geçirilmesi, yerel yönetimler reformunun yapılması, yargı bağımsızlığının sağlanması, vb...

Bu ve buna benzer değişiklikler neden yıllardır yapılmaz? Neden bunlara büyük bir direnç gösterilir? Ve kim gösterir?

Sadece son iki yıl içinde bu tür konularda atılması planlanan adımlar "milli güvenlik gerekçesi"yle birçok kez sınırlanmışsa ya da milli güvenlik gerekçesiyle tersi istikamette yeni düzenlemeler yapılmışsa....

Bunların büyük bir çoğunluğu MGK'nın tavsiyeleriyse, Silahlı Kuvvetler türlü demokratikleşme adımlarının tehlikeli adımlar olduğunu yüksek sesle söylemiş ve bunlar bloke edilmişse...

Örneğin Ecevit Nice Zirvesindeyken PKK terörü üzerine yapılan bir asker açıklamasında, PKK'nın siyasileşme yönüdeki talepleriyle, AB'nin de altını çizdiği demokratikleşme taleplerinin aynı hususlardan oluştuğu vurgulanmış, tartışmalar hızla zemin kaybetmişse...

Ulusal Belge'nin görüşüleceği Bakanlar Kurulu toplantısı öncesi Genelkurmay, Başbakanı ziyaret ederek devletin ana tavrını hatırlatmışsa...

Askerin bu tavrıyla özelleştirmeden enerji sektörüne, her şeyde ve her yerde karşılaşılıyorsa...

Neden ve kim sorusuna bir başka yanıt aramak anlamsızdır.

İş, "milli güvenlik kavramı"nda ve "milli güvenlik örgütlenmesi"nde kilitlenmektedir. Zira "kavram kapsayıcı, örgütlenme ise temelde askeri"dir.

Denebilir ki, milli güvenlik kavramı tüm ulusların devlet idaresi ve sürekliliğindeki temel referanslardan birisidir. Ekonomi teknoloji, toplumsal, kültürel veriler milli güç unsurları olarak her devlet tarafından gerektiğinde seferber edilmek üzere değerlendirilir...

Bu, bir ölçüde doğrudur.

Ancak sadece bir ölçüde...

Doğrudur zira, özellikle II. Dünya Savaşı'ndan itibaren geliştirilen "topyekun savunma stratejileri", özetle "sadece savaşta değil, aynı zamanda barışta", "sadece askeri kaynakları değil, aynı zamanda sivil kaynakları" seferber etmek ilkesi üzerine oturmuştur. Böyle olduğu oranda silahlı kuvvetler siyasi karar organlarına yaklaşmış, sivil ve askeri birimler arası koordinasyon önem kazanmıştır. Savaş sonrası tüm NATO ülkelerinde MGK'ya benzer yapılar oluşturulması da bu nedenledir...

Ancak "tüm bunlar, Türkiye gerçeğiyle karşılaştırılınca bir ölçüde doğru"dur zira:

Batı örnekleri, silahlı kuvvetleri sivil kaynak takip ve seferber etme alanına sokan bu stratejiyle birlikte, "askeri kurumların elinde yetki toplanmasını ve sistemlerin askerileşmesini engellemek" için çeşitli "önlemler" de almışlardır.

Özellikle silahlı kuvvetlerin idari açıdan, hatta komuta açısından "merkezi yapıları esnetilmiş", genelkurmay başkanları sadece koordinasyonla görevlendirilmiş, ordu birimleri ayrı ayrı "savunma bakanlıkları"na ya da ABD'de olduğu gibi, başkana bağlanmıştır. Bir tek Fransa 1971 yılında bizdeki modele yaklaşmış, genelkurmay başkanını savunmadan yargıya, silah sanayiinden lojistik hizmetlere, tüm ordu birimlerinin ya da bağlılarının emir-komuta mercii kılmış; sivil kaynakların ve sektörlerin yönlendirilmesi açısından alınan tehlikeli sonuçlar üzerine, 1973 yılında tekrar eski modele dönmüştür.

Türk Silahlı Kuvvetleri ise, NATO içinde topyekun savunma stratejisini bu denli aşırı merkezileşmiş bir ordu geleneği ve yapısıyla uygulayan tek ülkedir. Buna ek olarak Türkiye'deki milli güvenlik kavramı sadece ekonomik değil, siyasi ve toplumsal kaynaklara uzanan bir dizayna sahip olunca, ortaya çıkan manzara açıktır:

Askeri mantıkla işleyen bir rejim, askeri vesayet altında çalışan sivil kurumlar...

Evet sorun kapsamlıdır, çözüm yolları zor da olsa, ortadadır.

www.sigortam.net


Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır