kapat

20.11.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
banners
Sabah İnternet
L E I T Z
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
Bayan Sabah
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

Teba
1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.


Kendi aklını kullan


Tam bir şenlik havasında geçen TÜYAP Kitap Fuarı'nın konusu olan "Aydınlanma" üzerine düşünmek, bunu Türkiye'ye uygulayan Atatürk'ün devrimlerine sahip çıkmak gerekiyor.

Bu yıl Tüyap Kitap Fuarı'nın konusu "Aydınlanma" idi. Bilindiği gibi, Avrupa'da Ortaçağ, bağnazlığın her türlüsünün yaşandığı karanlık bir dönemdi. Kilise, dini kullanarak insanlara baskı uygulamakta, düşünmelerini, soru sormalarını engellemekteydi.

İnanç aklın önündeydi, o nedenle de inançlar sorgulanamazdı. Din adamları bu söylemin arkasına sığınarak insanları diledikleri gibi yönetiyorlardı.

Derken, 16, 17 ve 18. yüzyılda 3 R diye anılan bir süreç yaşandı. Bunlar, Rönesans, Reform ve Revolüsyon'du. Rönesans, yani "yeniden doğuş", karanlığa düşen ilk ışıklardı.

Bunu Reform, yani "dönüşüm" izler. Revolüsyon, yani "ihtilal ve devrimler" ise bu fikirleri fikir olmaktan çıkarıp eyleme dönüştürdü. Böylelikle 1789 tarihli Fransız İhtilali ve onu izleyen devrimler gerçekleşti. Bütün bu yaşananlardan sonra elde edilenler nedeniyle, 18. yüzyıla Aydınlanma Dönemi dendi.

***

Aydınlanmanın tarifine gelince: Aklın inançtan, bilimin dinden bağımsızlaşmasıdır. İnsanın "kul" olmaktan kurtulup, "birey" olmasıdır. Din ile devlet işlerinin ayrılmasıdır. Siyasi iktidarın dinsel olmaktan çıkıp, halkın iktidarı olmasıdır. İnsan hak ve özgürlüklerinin benimsenmesidir. Demokrasinin algılanmasıdır.

Dinsel felsefeden sıyrılıp, aklın felsefesine geçmektir.

Yani, kişinin her konuda "kendi aklını kullanarak" yaşaması gereğinin kavrandığı ve hayata geçirildiği zaman dilimidir. İşte bu nedenle o dönemin parolası Alman filozof Immanuel Kant tarafından "kendi aklını kullanma cesaretini göster" şeklinde ortaya konmuş ve 18. yüzyıl Aydınlanma Dönemi'nin özünü oluşturmuştur.

17 ve 18. yüzyılların kazanımları hiç de kolay elde edilmemişti. Kilise ve çıkar çevreleri ellerindeki gücü yitirmemek için direnmiş, çarpışmalar yaşanmış, çok kan akmıştı. Ama sonunda bu acılar uygarlık tarihine akılcılık, özgürlük, eşitlik, demokrasi ve insan hakları gibi çok değerli kavramlar katmıştır.

***

İşte bu yıl fuarda pek çok panelin, konferansın konusu buydu. Altın Kitaplar Yayınevi'yse "Atatürk Aydınlanması ve Türk Gençliği" konulu bir panel düzenlemişti.

Bizlerin, konuşmacılar olarak vurgulamak istediğimiz, Avrupa'da 17 ve 18. yüzyılda gerçekleştirilen devrimlerin ülkemizde 1920'lerde Atatürk tarafından bizlere kazandırıldığıydı... Hem de Avrupa'da olanların aksine, kan dökülmeden. Ama bu demek değildir ki, her şey kolayca gerçekleşti.

Tam tersine, Mustafa Kemal ve genç Cumhuriyet'in insanları zorlu mücadelelerden geçtiler. Küçük bir örnek vermek gerekirse, 1. TBMM'de bile eski kafaya hizmet edenler vardı. Ve bu grup, Sıtma ve Frengiyle Savaş Yasası çıkarılırken, hastalığın mikroplar yüzünden değil, Allah'ın takdiriyle oluştuğunu savunuyor, yasaya karşı çıkıyorlardı. Düşünün!

İşte bu koşullarda Atatürk akla ve bilime, özgürlüğe, laikliğe, demokrasiye dayalı bir çağdaşlaşma süreci başlatmış ve bunu Türk gençliğine emanet etmişti, "Benim manevi mirasım ilim ve akıldır.

Benden sonra beni izlemek isteyenler, bu temel eksen üzerinde, aklın ve bilimin rehberliğini kabul ederlerse, manevi mirascım olurlar," diyerek.

***

Ve bugün dönüp Türk gençliğine baktığımızda, onları Ortaçağ'ın karanlıklarına çekmek isteyenlere karşın yine de çok büyük bir çoğunluk, "kendi aklını kullanarak" Atatürk aydınlanmasının onlara sağladığı hakların yaşamsal öneminin farkında ve bu haklara sıkı sıkıya sahip çıkıyor.

Bugün bir insan, bir birey olarak değeri varsa, kız-erkek ayrımı yapılmadan eğitim görebiliyorsa, dilediği meslekte çalışabiliyorsa, ülkesini yönetecek kişileri kendi seçebiliyorsa, laikliğin güvencesinde huzurluysa, kimse onu dini, ırkı, sülalesi nedeniyle yargılamıyorsa bunu Atatürk aydınlanması ve devrimleri ışığında yaşadığının bilincinde.

Ve bu hakları koruyup, çocuklarına aktarmakta çok, hem de çok kararlı. İşte bizler panelde bunları konuştuk...

***

Fuara gelince, yine bir şenlik yaşanıyordu. Müthiş bir kalabalık... Büyük çoğunluk gençler ve çocuklar... Kimileri sınıflar halinde öğretmenleriyle gelmişler...

İyice küçükler sadece kitaplara bakmak ve onları ellemekle yetiniyorlar. Kitapla tanışıyorlar sanki. Sonra anonslar, "Filanca ilköğretim Okulu öğrencileri, çıkış kapısına..." Ellerde çiçekler, fotoğraf makinaları, minik, anlamlı armağanlar... Telaşla aranan standlar, yazarlar, kitaplar...

Kısaca, bir şenlikti Tüyap Kitap Fuarı. Ve bir yıl daha bu şenliği yaşamak çok ama çok güzeldi.


Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır