kapat

08.09.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
banners
Siber Haber
L E I T Z
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
Bayan Sabah
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
Şirket hastalıkları
Şirket körlüğünü aşın. Strateji ve check-up eksikliğini giderin. Daha çok bilgi teknolojisi üretin. İnsan kaynaklarında vasıfsız işleri makinelere devredin

AÇIL SEZEN

İş dünyasında artık dengeler eskisi gibi işlemiyor. Çünkü sistem, zincirlerle birbirine bağlı. Dünya devlerinden birinin yönetimde yaptığı yanlışlık, tüm dünyayı olumsuz etkileyip, ekonomik dengeleri altüst edebiliyor. Bu nedenle her biri sistemin önemli bir parçası olan şirketlerin kendi bünyesinde oluşabilecek hastalıklara karşı erken önlem alabilmeleri gerekiyor. Biz de bu noktadan hareketle şirketlerin yaşayabilecekleri hastalıkları, Türkiye'nin en etkin yönetim uzmanlarından İbrahim Kavrakoğlu ile konuştuk.

Bugünün şirketlerinin en çok yaptıkları hatalar neler?

Bunu birkaç boyutta incelemek lazım. Şu anda şirketlerin en büyük hastalığı işletme körlüğü. Şirketler yaptıklarının üzerine taş ekleyerek ilerliyor. Yaptıkları işi böyle büyütüyor. Ama bu sırada dünya değişiyor, alışkanlıklar değişiyor. Şirketler yaptıkları işin uzantılarını düşünüyor. Geçmişi geleceğe yansıtarak gitmek istiyor. Oysa zamanla işe bu kadar derinlemesine dalmak, gelişmeleri ıskalamak anlamına geliyor. Kafanızı kaldırıp dünyaya bakmak zorundasınız.

İşletme körlüğünün sakıncası nedir?

Her zaman erken uyarı sisteminizi açık tutmak zorundasınız, çünkü ancak bu sayede ayakta durabilirsiniz. Değişime, rekabete böyle dayanabilirsiniz. Oysa işinizi sürekli eski geleneksel yöntemlerle yapar ve yenilikleri takip etmesseniz, bir süre sonra rekabet gücünüzü tamamen yitirirsiniz. Rekabet olmazsa gelişemezsiniz. Çevrenin değişmesini beklemeden kendinizi değiştirmeniz lazım. Eğer böyle hareket ederseniz, vaktinde tepkiyle erken uyarı sistemini çalıştırabilirsiniz.

Bu bağlamda bugünün altın kuralları neler?

Çevrenin koşullarının değişmesini bekleme, kendin çevreyi değiştir. Kamuoyunun seni şekillendirmesinden öte, sen kamuoyunu şekillendir. Erken davranmak bir tür yaratıcılıktır. Moda neyse onu taklit ederek rekabetçi olabilir misiniz? İnsanlar aslı varken taklidine bakmaz. Bu yüzden kendiniz yaratmayı öğrenmelisiniz. Meslek ne olursa olsun, şirket ya da kişi bildikleriyle yetinirse çağdışı kalır. En büyük altın kural: İlk ve başarılı olmak.

Peki diğer şirket hastalıkları?

İşletme körlüğünün ardından yaşanan en büyük sorunlar strateji geliştirmede ortaya çıkıyor. Stratejik yönetim, rekabet üstünlüğünü her yönüyle irdelemektir. Rekabet üstünlüğünü nerelerde yakalayabilirsiniz? Ürün özelliğinde, kalitede, hizmette yaratıcılıkta, organizasyon yapısında, kanal özelliklerinde (özellikle finansta), teknoloji üstünlüğünde, maliyet üstünlüğünde, markada, finansman özgürlüğünde... Üretimde de pazarlamada da bunlara dikkat etmek gerek.

Bunların neden olduğu sorunlar neler?

Hem işletmelerdeki körlük hem de stratejik geliştirme eksiklikleri, birçok hastalığı da beraberinde getiriyor. İlk planda sorun yok gibi görünse de, sıkıntılar ufak bir zayıflamada yatağa düşürüyor.

Tedavi yöntemi ne?

Hastalığı çok yönlü bir çalışmayla tespit etmek lazım. Önce şirketle ilgili rakamların segmentasyonunu yapmak gerekiyor. Gerçekçi ve enflasyon muhasebesiyle hesaplanmış rakamlar üzerinden hesaplamalarla gerçekçi rakamlara ulaşmak mümkün. Sonra müşterileri arayarak neden sizi seçtiklerini ya da neden rakiplere yöneldiklerini belirlemek lazım.

Teknoloji şirketleri nasıl etkiledi? Olumlu kullanabilmek için neler yapılmalı?

Bu noktada yapılan büyük yanlışlıklar var. Bilgi teknolojilerini (IT) kullanarak bilgi çağına girdiğimizi sanıyoruz. Ama öyle değil. İçerik ile şekil birbirine karışıyor. Bilmek iyi ama bilmekle bilgi toplumu olunmuyor. Bilgi çağına girebilmek için sormak lazım kendimize: "Biz dünyaya ne sattık?" "Bilgi adına ne ürettik?" Elimizdeki bilgiler doğru değilse, IT sayesinde yanlışınız daha da ileri gider.

Bunun ayrımını nasıl yapmak gerek?

Öncelikle işle ilgili bilgi birikimi gerek. Bilanço incelemesini, işin maliyetini, satış gelirinin nasıl artabileceğini bilmelisiniz. Bu da analiz yeteneği gerektiriyor. Zaten IT kullanımında yapılan iki temel hata var. İlki verilerin doğru olup olmadığını bilmek, ikincisi kişilerin onları doğru kullanıp kullanmadığının farkına varabilmek.

Bunlar sağlanırsa IT şirketlere ne sağlar?

IT'nin anlamını bilirseniz prodüktiviteyi artırırsınız. Başarılı stratejiler oluşturabilirsiniz. Üstün iletişim tekniklerini kullanarak müşteri ile birebir ve daha kapsamlı ilişki kurabilirsiniz. İyi kullanırsanız, IT size ileri ve kâra dönük bilgi üretmenin yolunu açar.

Ve son olarak insan kaynakları açısından yapılan hataları irdelesek?

İnsan kaynakları açısından muazzam bir değişimin arefesindeyiz. Eskiden insan kaynakları piramit şeklindeydi. Eğitimi ve bilgisi olanlar piramidin üst kesiminde yer alıyordu. Şimdi o yok. Vasıfsız işleri makineye devrederek işgücünden kazanmak gerekiyor. Prodüktivite böyle artırılabilir. Monotonu otomatize etmek gerek. Oysa Türkiye bundan çok uzak. İnsan kaynakları yapısı çok bozuk.


Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır