Türkmenler Kürtler
Fikirleri açıkça tartışmamanın bedelleri ağır olabiliyor. Gerçek durumları tartışmak yerine hayallerde kurulmuş gerçekleri tartışmak politika üretimini köreltiyor. Son dönemde özellikle Irak'ın geleceği konusunda hiç hazır olmadığı verilerle karşılaşan Türk toplumunun bu nedenle sükunetle yeni yaklaşımları denemesi gerekiyor. Irak'ta son Amerikan planının başarılı olması ihtimali bir hayli düşük. Bu durumda Irak'ta adı konmamış iç savaşın daha da şiddetleneceğini beklemek gerekir. Ülke resmen bölünmese bile fiilen ülkenin bütünlüğünden söz etmek mümkün olmayacak. Bu durumda da oradaki yangının etrafa ve Türkiye'ye sıçramaması için durumu iyi izlemek ve gerçekçi analizlere dayalı siyasetler üretmek gerekli. Türkiye açısından bakıldığında hiç kuşkusuz yeni siyasetin en önemli unsuru, Irak Kürtlerinin siyasi varlığı karşısında alınacak tavır olacak. Bu tavrı oluştururken de onyıllardır süregelen bazı yanıltmalardan vazgeçilmesi bir ön şart olarak kendini dayatıyor. Yani Türkiye, Irak konusunda içeride bir Kürt sorunu olduğu gerçeğini kabul etmeden, PKK konusuyla bunu ayırmadan, Kuzey Irak'taki Kürt siyasi varlığına bir muhatap gibi davranmadan sağlıklı bir politika üretemez. Bugüne dek benimsenmiş söylemden vazgeçmek, kamuoyu bu konularda çok kötü yönlendirildiği için herhalde güç olacaktır. Ancak bu dönemin içerdiği riskler gerçekçiliğe büyük prim veriyor.
Seçim söylemi kurbanı Milliyet gazetesinde bir hafta boyunca Kerkük ve Türkmenler üzerine çarpıcı bir dizi yayınlayan Semih İdiz, gördükleri ve duydukları ışığında şu sonuca varıyor: "Ankara'nın bugüne kadar ihmal ettiği Türkmen kesimlerle derhal temasa girmesi şart görünüyor. 'Türkmenlerin çıkarlarıyla ilgiliyiz' diyerek sadece Irak'taki bazı Türkmenlere yanaşmanın bugüne dek sınırlı ölçüde yarar getirdiği de zaten ortada. Türkiye'nin aynı çerçevede Irak'taki genel görüntüyü de hesaba katarak sınırlarında bir an evvel Irak'taki genel görüntüyü de hesaba katarak sınırlarında bir an evvel istikrar sağlamak amacıyla, varlığı Irak anayasasına dayanan Yerel Kürdistan Yönetimi ile diyalog yolunu araması da uzun vadede kaçınılmaz görünüyor". İdiz'in dizisi içinde yalnızca Türkiye'nin bugüne dek ne kadar yanlış bir Türkmen politikası izlediği, tarih boyunca Türkmenleri nasıl boşladığı ve başlarına gelenlere seyirci kalındığı ortaya çıkmıyor. Erbil ve Kerkük Türkmenlerinin çıkar farkları kadar Şii ve Sünni Türkmenlerin siyasetlerindeki değişik yaklaşımlar da sergileniyor. Türkiye'nin yumuşak gücünün önemi anlaşılıyor, Türkiye'nin ağırlığını yumuşak gücünü artırmak için kullanmasının ne ölçüde yarar getireceği anlaşılıyor. Sonuçta, neredeyse herkesin Türk televizyonlarını izlediği, Türkiyeli şirketlerin, ki buna başka firma adları altında Otak'ın da dahil olduğu söyleniyor, bir milyar dolarlık yatırımın iki milyarlık da ticaretin gerçekleştiği bir bölge Kuzey Irak. PKK meselesinin yalnızca askeri bir çözümü olmadığını aslında herkes biliyor. Orgeneral Büyükanıt bile ABD'de İsrail'in Lübnan savaşını değerlendirirken bu tür operasyonların tutarlı ve kapsamlı bir siyasi stratejiyle desteklenmediği takdirde başarısız olacağından bahsetti. Kerkük konusunda da siyaseten yapılabilecek çok şey var. Bu bağlamda Türkiye'nin Iraklı Kürtlerin siyasi kimliğini kabul ederek onların hamiliğini de üstlenebileceği bir büyük pazarlık ülke çıkarlarına en uygun yaklaşım olarak kendini dayatıyor. Bu akılcı tercihin cumhurbaşkanlığı nedeniyle sertleşen bir savaş söylemine kurban edilmesi Türkiye'yi çok yaralayacaktır.
|