|
 |
 |

  |
|
Borcu gören kaçıyor
Beşiktaş'ın borcu Demirören'in 3 yıllık döneminde 3 haneli rakamlara yani 100 milyon dolara ulaştı. Kulübün başkana da 25 milyon dolar borcu var Yangını söndürmek için de Fulya Projesi kurban edildi. Son olarak bir bankaya 60 milyon dolarlık kira gelirinin kırdırılarak kredi alınması için teklif sunuldu Kulübün mali yapısı ve özellikle Demirören'e olan 25 milyon dolar borç, Ocak'taki kongre öncesi muhalefeti sindirdi. Hâlâ kimse "Ben de adayım" diyemedi.
Beşiktaş'ta başarı adına yapılan son yıllardaki transferler siyah-beyazlı kulübün belini fena büktü. Süleyman Seba döneminde geleceğe ait gelirler kullanılmadan 2000 yılında bırakılan 6 milyon dolarlık tek haneli borç, Serdar Bilgili'nin 3 dönemi sonunda eski hesaplama tekniğiyle 30 milyon dolara çıktı. Ancak bu borç Yıldırım Demirören'in 3 yıla yaklaşan dönemiyle katlanarak 2006 yılı biterken 3 haneli rakamları yani 100 milyon doları aştı. Transferlere ve takıma ödenen paralara rağmen elde edilemeyen başarılar, siyah-beyazlı kulübe sıkıntılı günler yaşatırken, oluşan borç ateşi Demirören'i de muhalefetsiz bıraktı. İşte
bu noktada SABAH, Beşiktaş'ın bu duruma nasıl geldiğini mercek altına aldı. Başarı parolasıyla son Demirören'li 3 yıllık dönemde özellikle Kıvanç Oktay'ın futbol şubesinde bulunduğu ilk iki yılında olmak üzere şu ana kadar 50'ye yakın futbolcu transfer edildi. Juanfran, Ailton, Kleberson ve Carew gibi yabancı oyunculara 3.5 milyon euroluk bonservis bedelleri başta olmak üzere yüksek maliyetlere oyuncular alındı. Öyleki sık sık yapılan teknik direktör değişiklikleri Beşiktaş'a çok ağır bir fatura çıkardı: 70 milyon dolar.
TRANSFERDE BÜYÜK DARBE Carew ve Youla'nın transferlerinden yapılan kârlar pansuman niteliğinde oldu. Bu yüksek harcamaların paralelinde başarı, özellikle de para getirecek şampiyonluk ve Şampiyonlar Ligi hedefine ulaşılamayınca, bütçe açığı dağ misali büyüdü. Yönetim kaynak yaratmak için mevcut gelir sözleşmelerini yenileyerek, 2015 yılına kadar uzanan ve gelecek gelirlere ipotek olarak değerlendirilen sözleşmeler yaptı. İki kez reklamlar değiştirilerek peşinatı yüksek sözleşmelerle kaynak sağlandı. Beko, Turkcell ve sonrasında Ülker'de karar kılınırken, bu grupla yapılan geleceğe yönelik 5 yıllık 25 milyon dolarlık anlaşmanın 9 milyon doları peşinat olarak alınıp kullanıldı. UEFA yayın sözleşmesi iki kez 2015'e kadar Kanal D'ye uzatıldı. Buradan da toplamda 3 milyon doları bulan 1.5 milyon dolarlık avans kullanıldı. UEFA maçlarının Avrupa'ya pazarlama hakkı F.Bahçeli Sadettin Saran'a verildi. Buradan da avans çekildi. Son olarak ise İnönü Stadı'ndaki yıllık 2.1 milyon gelir getiren reklam panoları ikinci kez iptal edildi. Son olarak Aktif Tanıtım Reklam hizmetleriyle olan sözleşme feshedildi ve mahkemelik olunurken, ikinci yarı için yeniden ihaleye çıkarıldı.
SIKIŞINCA HALKA ARZ Bilgili döneminde yapılan % 15'lik halka arz ve borç kapama yönteminin ardından, Demirören yönetimi de nakit ihtiyacını karşılamak amacıyla % 2.5'u 3 milyon dolardan, 3 kez toplam % 7.5'luk 9 milyon dolarlık halka arza giderek ihtiyaçları karşıladı. Ancak dağ gibi büyüyen açık ve finansman ihtiyacı nedeniyle bu halka arzlar da çerez olarak kaldı. Ayrıca Beşiktaş A.Ş. hisselerinin yeni bir % 5'inin temlik edildiği öğrenildi. Bu da kongreden etik onayı almadan sessizce halka arz edilirse, Demörören'in halka arz ettiği rakam % 12.5 olacak, toplamda ise % 27.5'i bulacak. Yönetim ayrıca Aşcıoğlu Firması'yla yaptığı anlaşmada Fulya Projesi için aldığı 7 milyon dolarlık peşinatın da tamamını kullandı. Bu para, daha inşaat bitmeden tüketilip harcandı.
BAŞKANA MÜTHİŞ BORÇ! Beşiktaş'ta geçtiğimiz Haziran ayından itibaren girilen çıkmaz sokaktan kurtulmak ve kulübün işleyişini sağlamak için başkan Yıldırım Demirören gerek olduğunda kademeli olarak nakit ihtiyacını karşıladı. Gelirlerin tamamına yakını yaklaşık 41 milyon dolarlık banka borçları ve temlikli olduğu için, 1 yıl içinde başkanın verdiği borç tam 25 milyon dolara ulaştı.
VE SPORTİF BAŞARISIZLIK Beşiktaş'ta bu harcamaların en önemli kalemi olan futbol takımı sportif başarıyı kazanamayınca, kulübün bütçe açığı son 2.5 yılda büyük artış gösterdi. Özellikle Şampiyonlar Ligi'ne kalınamamasının yanı sıra sahadaki dalgalanma forma şatışından, ürün pazarlamaya kadar birçok konuda gerileme oldu. Tek tesselli bu yılki 19 bin seviyesindeki kombine bilet satışıydı. Süleyman Seba'nın 7 milyon dolar, Serdar Bilgili'nin 30 milyon dolar borçla bıraktığı Beşiktaş'ın açığı 100 milyon doları aştı. Ancak takımına iyi günde kötü günde destek veren camia ve taraftar, alınan kötü sonuçlar karşısında gel-gitler yaşarken, en büyük belirsizlik bu başarısızlığa rağmen hiçbir adayın ortaya çıkmaması oldu. Bu durum, '25 milyon dolar borç veren' Demirören'in hırsı kadar, içine girilen borç batağını da adayları korkutması olarak yorumlanıyor.
Fatih Doğan
|
 yakup demir 08.12.2006 14:40:48 yazıklar olsun BESİKTASI düsürdükleri duruma bak yakında kulup iflas ederse hiç sasırmayın
 Vedat AYGÜL 08.12.2006 14:27:58 Yuhalayayım mı yoksa ağlayayım mı bilemiyorum..
Demirören bu kulüp için iyi bir "Amigo" olabilir ama asla yönetici olarak Beşiktaşıma yakışmıyor.. Ben eski Demiröreni seviyordum, maçlara koşan, zaferlerde ağladığına şahit olduğumuz Demiröreni.. Hırsının ve şöhret delisi kişiliğinin bizi bu kadar üzmesine izin veren üyelere, disiplin kuruluna da yazıklar olsun. Ey Demirören, adamsan bu kulübü aldığında verdiğin sözleri tut, bu borçları kapat. Değilsen zaten sözümüz yok..
 METİN kayran 08.12.2006 12:39:22 sportif faaliyetlerin durumu son derece kötü gidiyor.borçlar dağ gibi büyüyor yönetim son derece acemi davranıyor.klüb demirörenin çifliği gibi yönetiliyor.klube para verdim paramı verin ben giderim diyen bir başkan nasıl oluyor ,bunları yaşıyoruz.demiröreni zor günler bekliyor,iyi düşünürse zararın neresinden dönerse hem kendi hem beşiktaş kazanır.
|