|
 |
 |
 |
|
|
Bölge hareketlenirken
Gelecek yıl Türkiye'nin güney sınırlarında ne türden gelişmeler beklenmesi gerekeceği, bir ölçüde 15 Aralık günü ardından ortaya çıkacak gelişmelerle belirlenecek. O tarihte Irak'ta seçimler yapılacak ve parlamentonun niteliği, siyasal aktörlerin bu parlamentoyu nasıl çalıştıracağı Irak'ın iç savaşa sürüklenip sürüklenmeyeceğini de gösterecek. ABD kamuoyunun dünyadan el etek çekme eğiliminin güçlenip, Bush'un desteğinin hızla erimesi ise gelecek yıl asker çekmeye başlanmasına yol açabilir. O durumda iç savaşı mukadder diye kabul etmek de yanlış sayılmaz. İç savaş ise Irak'ı bir bütün halinde tutmayı imkânsızlaştıracak bir gelişmedir. İç savaş hali, Kuzey Irak'taki Kürt federe devletinin kendi sınırlarına kapanması, fiilen özerk hatta bağımsız bir birim haline gelmesi sonucunu getirir. Böyle bir gerçekle karşılaşıldığında ise Türkiye'de Irak Kürtleri'ne yönelik bugüne kadarki tutumunun da değişmesi gerekecektir. Kuzey Irak'taki mevcut Kürt siyasal sistemi ve yapısı pek çok bakımdan Türkiye ile benzer yaklaşımlara sahiptir. Kendi bekası açısından da Türkiye'ye ihtiyacı küçümsenemez. Bu durumda ilişkilerin her iki tarafça da bu veriler gözetilerek inşa edilmesi şarttır.
Ortak paydada birleşmek... Bu arada Radikal gazetesi Ankara temsilcisi Murat Yetkin'e konuşan bir askeri kaynak, Şemdinli olayları üzerine Türkiye'de de ayrılıkçılık rüzgârlarının giderek güçlendiği tespitini yapmış. Aynı kaynak, ülke genelinde bir Kürt-Türk kutuplaşması yaşandığını da vurguluyor. Bu durumda hükümetin yalnızca terörle demokrasi içinde nasıl mücadele edileceği konusuna yoğunlaşması yeterli değil. Türkiye'de yeni bir toplumsal mutabakatın nasıl oluşturulacağı ve vatandaşların ortak paydalarda nasıl birleşeceği konularında da hazırlık ve öncülük yapması gerekiyor. Irak'taki Kürt oluşumuyla nasıl bir ilişki kurulacağı da bu bağlamda Türkiye'deki Kürt meselesinin makul ölçüler içinde nasıl çözülebileceğini belirleyen faktörlerden biri olacak. Türkiye'deki vatandaşlık haklarının tanımı, kullanımı ve toplumdevlet ilişkilerine getirdiği yeni hukuk nedeniyle AB süreci de sorunun çözümüne katkı yapacak. Ancak burada asıl belirleyici faktör hükümetin gelişmeleri kontrol ettiğine dair toplumda güven yaratabilmesi ve Şemdinli vakasını çözmesi olacaktır.
Gül'ün ziyareti ve ağırlık... 15 Aralık günü Detlev Mehlis de Lübnan Başbakanı Hariri'nin öldürülmesiyle ilgili nihai raporunu açıklayacak. Bu raporda Suriye'deki Baas rejiminin en üst mevkilerindeki cinayetten sorumlu kişilerin isimleri de açığa çıkacaktır. Baas rejimi hâlâ kendi yerine geçecek güvenilir bir alternatifin olmaması nedeniyle düşürülemeyeceğine inanıyor. Bu nedenle rahat ve dünyaya meydan okur bir havada. Hayatı dayanılmaz hale getirecek bir BM ambargosunun da asıl Suriye toplumunu perişan edeceği, rejimi güçlendireceği aşikâr. Rejimin kaosa yol açacak şekilde çökmesi de, ambargo altında Suriye toplumunun inlemesi de Türkiye'nin çıkarına değil. Bir üçüncü yol bulunması Suriye'deki rejimin bölgede ve özellikle Lübnan'da kargaşa yaratmaya yönelik politikalarından vazgeçmesi gerekiyor. Dışişleri Bakanı Gül'ün Türkiye'nin müttefikleriyle de koordine edilerek gerçekleşen Şam ziyareti bu açıdan değerlendirilmeli. Türkiye Şam'ı meşru davranış çizgilerine çekmek gibi bir zor işin üstesinden geldiği taktirde bölgesel politikalardaki ağırlığı da artacaktır.
|
|
 |
|
|
|
|
|
 |
|