|
 |
 |
 |
  |
|
"Para silahlanmaya ayrılıyor"
Forum İstanbul 2005'te açılış konuşmasını yapan Başbakan Erdoğan Dünya'da silahlanmaya 900 milyar $ ayrılırken yoksullukla ilgilenilmediğini vurguladı.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, geçenyıl itibariyle dünyanın silahlanmaya ayırdığı paranın 900 milyar dolarolduğunu belirterek, ''Yoksulluğu giderebilmek için ayırdığı para nedir diye düşünüldüğünde, adeta buna bir hiç diyebiliriz. Bu anlayış ve mantıkla küreselleşen teröre karşı bir şey yapamayız. Tam aksine küreselleşen terörü güçlü hale getirirsiniz. Şu anda insanlık bunun bedelini ödüyor'' dedi.Swissotel'deki ''Forum İstanbul 2005'' toplantısında konuşan Başbakan Erdoğan, terörizm konusuna değinerek, ekonomisi giderek zayıflayan ülkelerin insani ve kültürel birikimlerinin, teknoloji yarışında önde giden zengin ülkelerin birikimlerinin gerisinde olduğunu, bu nedenle dünyada zayıflayan ülkelerin birikimlerinin değersizmiş gibi algılandığını söyledi.
Global terörizmi besleyen unsurlardan birinin de bu çelişki ve uçurum olduğunu vurgulayan Erdoğan, şunları kaydetti:''Geçen yıl sonu itibariyle dünyanın silahlanmaya ayırdığı para 900 milyar dolardır. Peki yoksulluğa ayırdığı para nedir? Yoksulluğu giderebilmek için ayırdığı para nedir diye düşünüldüğünde, adeta buna bir hiç diyebiliriz. Ondan sonra diyoruz ki, küreselleşen teröre karşıne yapacağız? Bu anlayış ve mantıkla küreselleşen teröre karşı bir şeyyapamayız. Tam aksine küreselleşen terörü güçlü hale getirirsiniz. Şu anda insanlık bunun bedelini ödüyor. İşte her gün dünyanın değişik biryerinden yüzlerce terörist, bombalı saldırı... Bunun neticesinde yüzlerce savunmasız insanın ölüm haberleri geliyor.''Başbakan Erdoğan, sanayi devriminin bir rekabet çarpanı olarak sarıldığı teknolojiyi zamanla yenilikçiliğe dönüştürünce bilgiyi doğrudan bir üretim girdisi haline getirdiğini anlattı. Bilgi devrimini başarmış toplumların dünyadaki öncülerinin, işçilik, enerji ve malzeme gibi klasik giderlerin maliyetini aşağıya çekerek rekabeti sürdürebilmelerinin mümkün olmadığını ifade eden Erdoğan, bu ülkelerin tarım ve sanayiden ziyade bilgiye dayalı hizmet sektörüne kaydıklarını bildirdi.
İKİNCİ, ÜÇÜNCÜ LİGLER
Recep Tayyip Erdoğan, gelecekte dünya liderliğine oynayacak ülkelerde ekonominin yeniliklerden besleneceğini belirterek, ''İkinci lig ise günün sanayi düzenini kozmetik iyileştirmelerle sürdürmeye çalışanların olacaktır. Buna karşılık ne yazık ki, üçüncü lig, doğal kaynaklarını ve insanlarını üstteki liglere hammadde gibi satanların ligi olacaktır'' dedi. Erdoğan, Avrupa Birliği'nin (AB) bu bilinçle çoktan geliştiği ve çerçeve programlarıyla üyelerini müştereken geleceğe hazırladığını anlatarak, 7. Çerçeve Programı'nda 2007 ile 2013 yılları arasına 73 milyar Avro ayırdığını söyledi.
AB ESKİ VE YENİ ÜYELERİ ARASINDAKİ UÇURUMLARIN AŞILMASI İÇİN
Bu programın, Türkiye'nin de katıldığı 6. Çerçeve Programı'nın 4 katından daha fazla olduğuna dikkati çeken Başbakan Erdoğan, sözlerinişöyle sürdürdü:''7. Çerçeve Programı'na da girmeliyiz. Çünkü inanıyoruz ki, AB'nin eski ve yeni üyeleri arasındaki ekonomik ve teknolojik uçurumların aşılması için gelecek yıllarda birlikte Ar-Ge yapmaları gerekiyor. AB üyesi ülkelerin sanayileri, ancak böyle bir ortak çabanın meyveleriyle beslenerek birbirlerine entegre olabilir. Amaç, işbirliğive yetkinlik gibi sihirli kavramlardır.Sürdürülebilir gelişme ve çevre koruması, KOBİ etkinlikleri, dışa açılım, ulusal ve özel yatırımlara kaynak hazırlama... Kısaca ortak girişimlere zemin oluşturma. AB'nin yeni ve eski üyeleri arasındaki mesafe ne olursa olsun, gelecek için ortak bir kimlik ve perspektifin geliştirilmesi zorunludur. Ortak evrensel değerlerle birlikte, üyelerin öz kimlik ve tercihleriyle birlikte zenginleşen ve birbirini tamamlayan bir sosyoekonomik dokuya ihtiyaç vardır. AB'nin küresel bir güç olabilmesi, farklı imkanları, kaynakları, potansiyelleri bünyesine katmasıyla mümkündür.Kıta ölçeğindeki bu işbirliği, ortak bir kadere doğru akmayı mümkün kılacaktır. Dolayısıyla Ar-Ge'lerini bugün birlikte yapmayanlar, teknolojik gelişmelerin zorunlu kıldığı dayanışmayı bugün göstermeyenler, yarın bu treni kaçırmış olacaklardır.''
|
|
|
|
|
|
 |
|
 |
|