|
 |
|
 |
  |
|
Etrafına 'enerji' yayıyor...
Aksoy Grubu bir aile şirketi. Enerji Bölümü'nün başında 3'üncü kuşaktan genç bir isim var. 27 yaşındaki Batu Aksoy, bilgisi ve enerjisiyle bu yeri hak ettiğini gösteriyor.
Batu Aksoy'la yeni ofisinde buluştuk, ofisine yeni taşınmış olduğu için röportaj resimlerini ailece ana hissedarı oldukları Conrad Oteli'nde çektik. Batu, ilk röportajı olmasına rağmen sakindi. Konuşmaya aile şirketlerinin ömrü ve kuşaklar arasındaki farkla başladık;
*Sizce aile şirketleri uzun ömürlü olmak için ne yapmalılar? Aile şirketlerinin kısa ömürlü olduğu bir gerçek. Hatta bir deyiş vardır: Birinci jenerasyon tüccar, ikincisi playboy, üçüncü jenerasyon dilenci olur. *Siz dilenci mi oluyorsunuz? Kesinlikle hayır, biz ikinci ve üçüncü jenerasyonlar olarak sorumluluğumuzun bilincinde tüccarlığa devam ediyoruz. Bu gerçek, maalesef aile şirketlerini tehdit eden çok önemli bir unsurdur. Burada en önemli çıkış yolu kurumsallaşmaktır, bundan başka çare yoktur. Biz bütün şirketlerimizde kurumsallaşmaya çok önem veriyoruz, çok büyük yabancı ortaklıklara imza attık, halka açılmaya inanıyoruz. *Aile firmanız hangi faaliyetlerde bulunuyor? 67-68 senedir Türk Petrol'ün en büyük ortaklarından biriyiz, Amerikalı, yerli ortaklarımız var ve halka açığız. Petrol, akaryakıt dağıtım işini yapıyoruz. Türkiye'de yaklaşık 700 istasyon var. Amerikalı ortağımız ConocoPhillips, dünyanın en büyük altıncı, Amerika'nın en büyük üçüncü enerji firması. Otelcilik alanında faaliyet gösteriyoruz. Hilton ailesi ile ortak olarak Türkiye'nin en büyük lüks oteli Conrad'ın ana hissedarıyız. Ablam da benim gibi enerji işinde. Enerji işlerini yapmaya onunla beraber başladık, elektriğin yanında bir de projelerini sürdürdüğümüz doğalgaz işi var, İtalya'nın en büyük enerji firmalarından biriyle beraber proje geliştirme üzerine çalışıyoruz. *Abla ile çalışmak kolay mı? Her abla kardeş arasında bazen sorunlar yaşanır. Ama biz genelde gayet iyi anlaşırız, beraber çalışırken problem yaşamıyoruz ama yaşasak bile bunu iş hayatına yansıtmak profesyonelliğimize sığmaz.
*Kriz senesinde işe hayatına başlamış olmanızı nasıl değerlendiriyorsunuz? O sıralar ana ortaklarından bir tanesi olduğumuz Türk Petrol firmasında ve ondan tamamen bağımsız olarak, ailece, Aksoy Grubu olarak da özel projeler geliştirmek üzerinde çalışıyorduk. Petrolün haricinde doğalgaz ve elektrik de vardı. İş hayatına krizin olduğu zamanda girmem benim için hem şans hem de şanssızlık oldu. Şanssızlıktı çünkü bir sürü iş ve proje için çok fazla emek sarf ediyorduk ve Türkiye'nin makro-ekonomik problemlerinden dolayı onların gerçekleşemediğini görüyorduk. Tek çare sabır göstermek ve çok çalışmaya devam etmekti. Aynı zamanda bu bir şanstı bizim için çünkü bazı şeyleri kolay zamanlarda elde etmektense zor zamanlarda çok fazla emek harcayıp elde etmek çok daha önemlidir. Biz ablamla beraber tam bu devirde iş hayatına girince Türkiye'nin en zor zamanında çalışmanın nasıl olduğunu gördük. Türk Enerji olarak özel sektör toptan satış lisansını aldık, bu toptan satış alanında Türkiye'nin ilk özel firması olduk. Çıkarılan kanunların getirmiş olduğu yeni bir faaliyet bu, elektriğin ticaretini yapıyoruz. Amacımız elektrik fiyatlarını, ileriye dönük serbest piyasaya açıp rekabeti artırmak. Bugün ithalat yapıp, ileride Avrupa'ya ihracat yapmak gibi diğer projelerde gündemde olacak. Ben zamanımın yüzde doksanını aile olarak yaptığımız diğer işlerden ziyade bu işle uğraşarak geçiriyorum. *Türkiye sizce doğunun batısında mı yoksa batının doğusunda mı? Türkiye doğu ve batının tam ortasında kalmış bir ülkedir, bu konuda başka örneği olmayan bir durumumuz var. Türkiye Müslüman ülkeler arasında örnek teşkil eden bir ülke. Özellikle Cumhuriyetin kurulması ile birlikte Atatürk'ün yapmış olduğu reformlarla Türkiye, tüm dünyaya diğer Doğu ülkelerinden farklılığını kanıtlamıştır. Bugün batı için Türkiye çok önemli. Zaten Türkiye'ye verilen önemin nedeni de bu, artan terörizm ülkemizin göz ardı edilen önemi daha da arttı. Biz hem Asyalı hem Avrupalıyız. Artık kimse Batı'ya olan yakınlığımızı inkar edemez. Bu kökenimize, kültürümüze aykırı bir şey demek değil. Biz geçmişimize ve kültürümüze sahip çıkaraktan gelişen dünyaya ayak uydurmak zorundayız. * Ortadoğu Projesi'nde Türkiye'nin rolü nasıl olur ya da olmalıdır? Uzun zamandan gelen sıkıntılar vardır bölgede, çözümün kaba kuvvetle gerçekleşmesi çok zor. Ancak NATO ve BM gibi kurumlarla çalışılarak olumlu bir sonuca ulaşılır ve Türkiye'nin de önemli bir rolü olur. Hem o bölgenin içindeki bir ülke olarak, hem de Batı ve Doğu'da çok başarılı bir örnek sergileyen bir ülke olarak bu projede önemli bir yere sahip olacaktır. Bugün Afganistan'da ne yaptıysa, Irak'ta ne yapabilecekse Ortadoğu projesinde de aynı görevleri yapabilecektir.
Didem Özkan İçöz
|
|
|
|
|
 |
|
 |
|