Kitabi diyaloglar
- İyi günler. - İyi günler efendim, hoşgeldiniz. - Dan Brown'un 'Melekler ve Şeytanlar' kitabını alacaktım. - Daha gelmedi beyefendi. - Ama nasıl olur. İlanı vardı dergide. Tüm kitapçılarda yazıyordu. Hatta radyoda "Kitapçınızdan ısrarla isteyiniz" diyordu. Aha bu kulaklarla duydum. - Eminim duymuşsunuzdur. Ama bize daha gelmedi o kitap beyefendi. - Gelmedi madem niye ilan veriyorlar tüm kitapçılarda diye... - Bilmiyorum beyefendi. - Bilmek zorundasınız. Çünkü sizi de bağlıyor. Tüm kitapçılarda deniyor ilanda. Siz de tüm kitapçılardan birisiniz. Siz kitapçı değil misiniz? Yoksa bu reklamları verenler sizi kitapçı yerine koymuyorlar mı? Burası kitapçı değilse ne burası? Ben neredeyim? - Kitapçıdasınız beyefendi. Bakın siz en iyisi yarın uğrayın, belki gelmiş olur. - Belki mi? Emin değilsiniz yani? Emin olmadığınız işi niye yapıyorsunuz kardeşim? Hem yarın uğradıktan sonra bir esprisi yok ki. Yarın belki bizim evin altındaki kırtasiyeciye de gelir. Belki de yanındaki tuhafiyeciye bile gelir. Tuhaf değil mi? - Tuhaf ama olsun. Oradan alırsınız siz de... - Ama ben bugün almak istiyorum. Tüm kitapçılardan almak istiyorum ve siz kitap yok diyorsunuz. Hem heveslendiriyorsunuz hem de yok diyorsunuz. Önce "Kitapçınızdan ısrarla isteyin" diyorsunuz, sonra da ısrarla "Yok" diyorsunuz. - Beyefendi sizin derdiniz ne? Maraza mı çıkarmak istiyorsunuz? Size istediğiniz kitap yok dedim. Anlamıyor musunuz? - Aslına bakarsanız ben o kitabı da almayacaktım. - Ya ne yapacaktınız? - Öyle elleyecektim. Sayfalarını hızlı hızlı fırrr diye çevirecektim. Rüzgarında serinleyecektim. Kapağını okşayacaktım. - O zaman yarım saattir niye başımın etini yiyorsun be adam? Madem almayacakmışsın. Al bu kadar kitap var burada, onların sayfalarını çevir. - Ya çevir. Ondan sonra da 3 saat sonra yanıma gelip, "Almayacaksan gelip ne çeviriyon kitapları?" dersiniz. Dediniz de oradan biliyorum. - Çevirin kardeşim. Benden bugün size izin. - Ayıp çok ayıp. Milletin eli mikrop yuvası. Ona buna kitapları elletin, sonra da kitaplar mikrop yuvası dolsun. Kağıt paralar gibi. Kitap para değildir. Edebiyat para değildir. Bir kitapçı bunu yaparsa... Ohooooo... İşimiz var. Yüce Türk edebiyatı kimlere teslim. Hale bakın. - Eeee sıkarsın ama haaa... Yürü lan eşeğin oğlu... Zıvanadan çıktım artık. Sitttiiiie... - Bu iş burada bitmez. Milleti örgütliycem. Tüm kitapçıların anasını ağlatmazsam adam değilim. -Yapmazsan şerefsizsin. - Sen şerefsiz diyemezsin. Ben okuyucuyum. Veli nimetim ulan ben. - Okuyucu olduğun doğru. Canıma okudun sabahtan beri. - Yarın kitap gelir mi? - İmdaaaat!!! - Bir tane ayırın bana... Sayfalarını karıştırıcam... Nıhahahaha!!
|