|
 |
|
 |
Benim neyim eksik?
Popstar finalistlerinden değildi ama albümü onlardan önce çıkıyor. "Bu da kim" tepkilerine rağmen, Türkiye'nin en nezih barlarında şov yapıyor. Bu ikiyüzlülüğe ayna olan Ajdar'a ise yine en doğru cevabı halk verecek gibi görünüyor.
Meslek hayatım boyunca hiç kendime bir hedef koymadığım gibi, "Benim onlardan neyim eksik?" sorusunu sormak da hiç aklıma gelmedi. Çünkü benim upuzun bir "eksiklikler" listem var. Listede, "daha fazla okumalıyım" gibi sıradan maddelerin başında "özgüven" geliyor. O yüzden özgüveni haddinden fazla gelişmiş insanlara hayranlık duyuyorum. Ajdar, bunlardan biri.
Herkesin her işi yaptığı, hiç kimsenin "ben bu işi yapabilecek eğitime sahip değilim" diyerek, hiçbir teklifi reddetmediği bir ülkede Ajdar da kendine şovbiz içinde bir yer açmaya çalışıyor. Ajdar, 30 yaşında ve Trakya Üniversitesi mezunu bir makine mühendisi. Okulun hemen ardından meslek hayatına atılan Ajdar, en son çalıştığı şirketten de "ünlü olduğunda" ayrılmış.
"Popstar'daki görüntülerim yayınlandıktan sonra halkın bana olan ilgisi arttı. Bunu patronum da fark edince, birlikte çalışamayacağımıza karar verdik." İnsan neden makine mühendisiyken, pop star olmak ister ki? "İş ortamından kaynaklanan olumsuzluklar, Türkiye'deki kriz ve benim istediğim standarta bir türlü ulaşamamanın verdiği bir sonuç..."
BANA NEDEN GÜLÜYORLAR? Ama onu asıl yoldan çıkaran BBG olmuş. BBG, kendisine ilk kez "Benim neyim eksik?" sorusunu sormasına vesile olmuş. "BBG benim içimdeki isteği alevlendirdi. Bu, seçkin biri olma, göz önünde olma isteğiydi..." İsteğine ulaşmış gibi görünüyor, çünkü çok yakında Tempo Müzik'ten ilk albümü çıkıyor. "Okumalarım bitti. Aranjörümün dediğine göre bendeki ritm olayı, ders alan birisinden bile kat kat daha iyi. Bu Allah tarafından olan bir şey."
Gelelim tepkilere... Ajdar doğuştan yetenekli olduğu konusunda ısrar ediyor, peki bu eleştiriler niye? "İnsanların sizi izlerken gülüyor olmalarına ne diyorsunuz?" diye soruyorum, cevabı hazır; "Eskiden halk bana gülmüyordu. Şimdi gülüyor. Ben bunu hak etmedim. Benim içimden gelen tınlamaları ben çok doğru bir şekilde halka ifade ettim. Şu an ikinci Popstar düzenleniyor, binlerce insan benimle aynı sonucu elde edebilmek için yarışıyor. O zaman bu insanlar benim nereme gülüyorlar?"
"İnsanların gülüyor olmasının nedeni sizsiniz ama" diyorum, "Hayır, kesinlikle değil. Ben bir yarışmaya katıldım, bu benim hakkım değil mi? Herkes istediği şeyi yapabilir bu ülkede. Benim onlardan neyim eksik? Üstelik Ajdar'ın aynı zamanda bir zekası var, bir yakışıklılığı var, buna eklenebilecek binlerce şeyi var. Beni komedi durumlarına sokmanın bir anlamı var mı? Kalkıp bir Metin Uca'ya katılıyorsam, beni aşağılamaya çalışması, bir Hülya Avşar'a katılıyorsam arkaya doğru koşup, elleriyle deli işareti yapıyor olması, öbür tarafa katılıyorsam insanların kıs kıs gülmesi... Bunu sunucuların kendileri yapıyor. Beni davet ediyor, ardından benim layık olmadığım bir şekilde benimle alay ediyorlar. Bulaşıcı bir hastalık mı bu?"
"Mutlaka değildir ama tüm bunların sizin sahne performansınızdan kaynaklandığını düşünmüyor musunuz?" diye ısrar ediyorum, "Sanmıyorum. Sahnedeyken isteyen istediği şekilde davransın. Ben televizyon binasının dışına çıktıktan sonra normal bir insanım." "Nispet'te sahneye çıkmışsınız, hatta misafirler sizin için 16 şişe şampanya patlatmış?" diye, duyduğum bir dedikoduyu soruyorum "Evet, Nispet'te sahneye çıktım. Mayadrom Ajans'tan menajerim Caner Bey'in yaptığı bir anlaşmaydı bu. Ama şampanya olayından haberim yok. Ben kendimi sahneye attıktan sonra dışarıyla olan bağlantım kesiliyor."
Bu gelişmiş özgüvenini sadece alkışlayabileceğimiz Ajdar'a bir kez daha soruyorum: "Müzikal yeteneğinizin ekrana çıkmak için yeterli olduğunu düşünüyor musunuz?" "Tabii ki neden olmasın. Bugüne kadar gelmiş geçmiş bütün starları gözünüzün önüne getirin, ben şu anda yeni başlamış olmama rağmen hepsinin önünde olduğumu biliyorum. Kısacası ben tırnaklarımla kazıyıp da buraya geldim. Bu arada ben medyaya buradan çok teşekkür ediyorum, hepsi bana çok yardımcı oldu."
Ama en çok alay eden de medya değil miydi? Reyting için kullanıldığını hiç mi düşünmüyor? "Düşünüyorum tabii ki. Ama sonuçta hayatta hangi olayda bu yok ki? Arkadaşlıklarda bile var."
BANU ALKAN'A HAYRAN Ajdar şöhret olmak istiyor, ne pahasına olursa olsun. Bu uğurda canı bile yansa... "Bunun gelip geçici bir trend olduğunu ve medyanın bir süre sonra sizden sıkılıp, yeni Ajdarlar yaratacağını da biliyorsunuz, değil mi" diyorum... "Tabii ki. Medya böyle" diye kısa ve öz bir cevap veriyor. "Peki, buna karşı ne yapmayı düşünüyorsunuz?" diye son bir kez soruyorum: "Benim en büyük savunmam benim hiçbir zaman unutulmayacağımdır. Medya istediği kadar yeni Ajdarlar çıkarsın. Ben unutulmaz olduğumu zaten biliyorum."
Teybi kapatıyorum ve sıra Ajdar'ın fotoğraflarını çekmeye geliyor. Cenk deklanşöre bastıkça, Ajdar Banu Alkan edasıyla poz veriyor. Zaten "Banu Alkan'a hayranım, onunla düet yapmayı ya da birlikte film çevirmeyi çok isterim" demişti... Evet, gerçekten harika bir çift olurlar! Ajdar'la konuşmak benim de özgüvenime iyi geldi. Artık benim de bir hedefim var: Assolist olmak! Ses desen var, fizik desen var, yetenek desen var. Var, Allah var...
Nazan BİLGİÇ
|
|
|
|
|
|
 |
|
 |
|