kapat
30.11.2003
YAZARLAR
ATV
EKONOMİ


TÜRKİYE
DÜNYA
POLİTİKA
SPOR
MEDYA
SERİ İLANLAR
METEO
TRAFİK
ÅžANS&OYUN
ACİL TEL



SAVAÅž AY


Bir operacının Bingöl aryası!..

Teyfik Rodos İzmir Devlet Opera ve Balesi solistlerinden. Diyor ki "Ben 1967 Bingöl doğumlu Teyfik Rodos. 1983 yılına kadar Bingöl'deydim. İlk ve orta öğrenimimi Bingöl'de tamamladım. Daha sonra müzik hocam ve felsefe hocam rahmetli Metin Altınok'un tavsiyesiyle konservatuvar sınavını kazanıp İzmir'de okumaya başladım.

Åžehrimle gururluyum
13 yıldır İzmir operasında solistim. Don Giovanni'den, Macbeth'e birçok eserde başrol oynadım. Aspendos İstanbul Operası, Bulgaristan,Viyana, Fransa'da opera ve konserlerde yer aldım. Rengim Gökmenlerle, Hikmet Şimşek ve hatta Adnan Saygun'la çalışma fırsatım oldu. Bu başarılara imza atarken soranlara Bingöllü olduğumu söylemekten her zaman gurur duydum. Çoğu arkadaşım hâlâ orada yaşıyor.

Yazık günah değil mi?
Günlerdir görsel ve yazılı medyayı takip ediyorum ve Bingöl şehrinin yıpratıldığını düşünüyorum. Bingöl böyle değildi. Küçük bir yer olduğu için herkes birbirini tanırdı. Bu yüzden dostluklar komşuluklar daha sağlamdı. Ve hâlâ öyle olduğuna inanıyorum. Bingöl'ü maalesef dışarıdan bozdular.

Koskoca kentte
Fakir ve kimlik arayışında olan insanları, illegal örgütlere ve eylemlere yönlendirdiler. Bu herkesin her yerde başına gelebilecek bir olay. Benim üzüntüm bu olayın koskoca bir şehre ve onun insanlarına mal edilişi.

Yazıktır... Bu kadar ilgiyi daha önceleri tanıtım amacı ile yapsalardı bu şehir kalkınırdı. Gelin Bingöl'ümüzü hep birlikte yaşatalım. Bütün bunları bilginiz olsun diye ve yüreğim köpürerek yazdım. Son olarak bombalı saldırıların olduğu günlerde İzmir'de Verdi'nin Nabucco operasında Zaccaria rolünü söylüyordum. Saygı ve sevgilerimle...

Hıncal Abi yapma n'olur!..
Dünkü köşesinde Hıncal Abi'nin son derece haklı olarak; "sonunda taksiler de bozuldu" dediği ve Londra taksi(ci)lerini anlattığı yazı, üniversite yıllarında geceler boyu Heatrow-Green Lines arası 'minikap'çılık (bir anlamda korsan taksi) yaparak harçlığını çıkaran bendenizi, seneler öncesine götürüp, duygulandırdı.

Kafama güüüm!..
Yazıyı keyifle okuyup bitirdikten sonra aşağıya; "Basketbol yayınında bir felaket ki" başlığı altındaki bölüme geldim. Ve az sonra birden bire kafama odun yemiş gibi oldum. Sky tv'de basket yayınını anlatan spikeri beğenmemiş ve eleştiriyor. Elbette hakkıdır, elbette beğenmemesi de, eleştirmesi de ana sütü gibi helaldir. Ancak beni üzen ve şaşırtan, satır araları. Genç, deneyimsiz ve belli ki fazlaca geveze bir meslektaşımız için, çocuğun patronlarına şöyle yol gösteriyor "Belli ki Sky Türk yöneticilerinin hiçbiri bu yayınları izlemiyor. İzleseler beş dakikada kapının önüne koyarlardı."

Allah korusun!
Şimdi, bu arzunuz Allah'tan reva mı yani abi? Kapıya koymak. Yani kovmak. Nasıl bir yönlendirme bu böyle? Artık mesleğin duayen konumuna gelmiş bir 'gazeteci piri'nin, Hıncal Abimizin; bırakın kalemini, zinhinden bile mesletaş kovdurmak geçmesi olacak iş mi? Dahası "Sesi kısılsın diye o çaylağa öyle beddualar ettik!" ne demek? Beğenmediğiniz bir futbolcu için "ayağı kırılsın!" diye de beddua ediliyor mu sizin oralarda abi? Kafama son takılan da şu. Abimiz maç anlatanların arada reklam spotları okumasına da kızıp; "Sunucu böyle bir emri uygulamayı nasıl kabul ediyor? İnsanın mesleğine saygısı yok mu? Ben şimdi bu yazının paragraf aralarına reklam spotu koyup para kazansam olur mu?" diyor.

Çaylar bizden!...
İyi de abicim spor tartışma programı yaptığınız Kenan Onuk ve Haşmet Babaoğlu'yla, aynı format, aynı jargon, aynı jest mimiklerle çay reklamı yapmanıza ne demek gerekiyor o zaman? Etikse orada da etik, RTÜK'se orada da RTÜK. Çünkü ne diyor üst kurul "Toplumu yönlendirme, eğitme konumunda olan kişiler reklamlarda oynayamaz. Siz (Allah başımızdan eksik etmesin) her konuda az mı eğitiyorsunuz toplumu? Hem sadece bizi de değil, Mısırdan, Londra'ya kadar herkese ne, nasıl yapılır anlatmıyor musunuz?

Helal olsun sana Beyaz
Cuma gecesi Beyaz Şov'da Neşet Ertaş Usta'yı seyredenler 2 yıllık üniversiteyi bitirmiş kadar oldu. Dersler; tevazuu, vefa, sevgi, saygı, inanç, iman, ahlâk, erdem, emek, edebiyat ve müzikti. Sevgili Beyaz'ın belki de ilk kez gözerinin yaşararak bir konuk ağırladığını gördük. Hep güldüren adamın ağlaması boşuna değildi. Her yayıncının; "İyi ki buradayım. İyi ki böyle bir işi yapıyorum" deyip, içinde volkanların patladığı, coşku kıvılcımlarının saçıldığı özel anlar vardır. Adım gibi eminim ki; Beyazıt işte bu çok özel anlardan birini, hem de saatler boyunca yaşadı. Aklına, yüreğine, seyrine sağlık Beyaz'ım. Senin de ellerinden, gönlünden öpüyorum Neşet Ertaş Usta. Allah seni ve senin gibileri başımızdan eksik etmesin...


Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya tıklayın

<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap
hibe destekler

Sarı Sayfalar
GreenCard
TEMA

Copyright © 2003, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır