kapat
30.11.2003
YAZARLAR
ATV
EKONOMİ


TÜRKİYE
DÜNYA
POLİTİKA
SPOR
MEDYA
SERİ İLANLAR
METEO
TRAFİK
ÅžANS&OYUN
ACİL TEL



SOLİ ÖZEL


Soros vs. Bush

ABD Başkanı Bush, geleneksel Şükran Günü yemeğini Bağdat'ta yiyerek gelecek yılın seçim kampanyasını ikinci kez başlattı. İlkinde, Başkan 1 Mayıs'ta Lincoln uçak gemisinde havacı kıyafetiyle bir konuşma yapmış ve Irak'ta büyük muharebelerin sona erdiğini söylemişti.

Aradan geçen aylarda savaşın bitmediği, ancak yeni bir evreye girdiği ortaya çıktı. Bağdat'ın düşmesinden beri ölen Amerikan askerlerinin sayısı savaşta ölenleri geçti. ABD içinde savaşın ülkeye siyasi maliyeti konusunda duyulan kaygılar artıyor. Pek çok gözlemci ABD'nin Irak'ı bu haliyle bırakarak çekip gitmesinden korkuyor. Bush bir yandan bu korkuların yersizliğini kanıtlamak, diğer yandan da popülaritesinin giderek azalmasını önlemek amacıyla bu ani ve sürpriz ziyareti yaptı. Gelecek Kasım'da yapılacak seçimlerde bunun ne denli işe yarayacağını zaman gösterecek.

Seçime kadarki dönemde hiç kuşkusuz Başkan'ın seçilme şansını en çok ekonomik durum etkileyecek. Ancak bunun yanı sıra ABD'nin dünyayla ne türden bir ilişki içine gireceği, gücünü ne şekilde kullanması gerektiği meselesi de ciddiyetle tartışılacak gibi.

Bedeli toplum ödeyecek
Dolayısıyla gelecek seçim ABD'nin ne tür bir dünya gücü olması gerektiği sorusuna da cevap verecek. Bush ve şürekasının seçilmesi, yeni muhafazakâr gündemin esas itibarıyla sürmesi anlamına gelecek. O durumda da bugün izlenen siyasetler yalnızca bu yönetimin değil Amerikan devletinin siyaseti olarak perçinlenecek.

Bu ihtimal Amerikan seçkinleri arasında hayli ateşli bir tartışmayı gündeme getirdi. Bush yönetiminin dış politika tercihlerinin ve üslubunun Amerikan politikası haline gelmesini Amerikan çıkarlarına aykırı bulan önemli merkezler var. Bush'un iç politikada dayandığı grupların ve bunların dünya görüşlerinin ABD'ye toplum ve devlet olarak ağır bir bedel ödeteceğini düşünenlerin sayısı artıyor.

Bush'un en amansız muhalifleri arasında "para sihirbazı" George Soros var. Soros'un gelecek seçimlerde demokratların seçimi kazanmaları için mücadele ettiği biliniyor. Bu mücadele yalnızca yönetimin ele geçirilmesiyle sınırlı değil. ABD'nin nasıl bir ülke olacağı, dolayısıyla dünyayla nasıl bir ilişki kuracağıyla ilgili bir vizyon çatışması aynı zamanda... Atlantic Monthly dergisinin Aralık sayısında yayımlanacak "Amerikan Üstünlüğü Balonu" başlıklı yazısında Soros, Bush'un dünya görüşünü ve politikalarını yerden yere vuruyor. Dünyanın gidişatını değiştiren esas olgunun 11 Eylül değil, saldırı karşısında Bush'un benimsediği (yanlış) politika olduğunu savunuyor.

Soros, Başkan seçilebilse...
Soros'a göre "11 Eylül ABD dış politikasına bir kırılma getirdi". Bush yönetimi ABD'nin askeri güce dayanarak dünyaya çeki düzen vermesinin ülke çıkarına olduğunu savunurken, Soros "Amerika'nın bugünkü konumuna tam tersine gücünü kötüye kullanmadığı için" geldiğini savunuyor.

Bu bağlamda "ABD'ye yönelik terörist saldırı bir savaş ilanı gibi değil, insanlığa karşı bir suç olarak değerlendirilmeliydi. Terörizmin başlıca meselemiz olmasına izin vererek teröristlerin ekmeğine yağ sürüyoruz. Bizim gündemimizi onlar belirliyor".

Yeni muhafazakârların baskın savaş doktriniyle Amerikan üstünlüğünü sürdürme projesine karşı Soros, ABD'nin, küreselleşmenin gerçeklerini, hasarlarını göz önünde bulunduran yapıcı türden önleyici siyasetler geliştirmesini istiyor. Buna 11 Eylül'den önce de gereken önemin verilmediğini vurguluyor.

"Güvenliği düşünmemiz gereken bağlam ortak güvenliktir. Ne nükleer silahların yayılmasıyla, ne de uluslararası terörle, uluslararası işbirliği olmadan mücadele edemeyiz."

Yazık ki Macaristan doğumlu olduğu için Soros, Başkan seçilemiyor.


Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya tıklayın

<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap
hibe destekler

Sarı Sayfalar
GreenCard
TEMA

Copyright © 2003, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır