kapat
30.11.2003
YAZARLAR
ATV
EKONOMİ


TÜRKİYE
DÜNYA
POLİTİKA
SPOR
MEDYA
SERİ İLANLAR
METEO
TRAFİK
ÅžANS&OYUN
ACİL TEL



MEHMET BARLAS


İlle de "Büyük kaçış"lar yapmak gerekmez ki!

Zaman zaman, yaşadığınız dünyadan kaçmanız iyi olur... Bu "kaçış"lara, İngilizce'de "Escapizm" deniliyor.

Eğer kaçışı abartırsanız, ressam Paul Gaugin (1848-1903) gibi yaparsınız.

Önce borsa brokerliğinden kaçıp ressam olursunuz. Sonra da Tahiti'ye kaçar (1891) oranın primitif yaşamına sığınırsınız.

Bu tür kaçışlar, bizde de "Bodrum'a kaçanlar"da görülmez mi?

İsmail Cem'in genel müdürlüğündeki (1974-75) TRT'de, çok yoğun çalışıyor, yayın saatlerini sürekli artırıyorduk.. O dönemin ünlü spikerlerinden biri geldi odama bir gün,

- Sayın Başkan, (Haber Dairesi Başkanı olduğum için) siz başarılı olacaksınız diye, bizim pestilimiz çıkıyor. Karar verdim. TRT'yi bırakıp, Bodrum'a yerleşeceğim. Orada bir meyhane açacağım, dedi.

Tabii gülmüştüm bu sözlere..

Her Türk aydınının hayalinde, "Bodrum'a kaçmak" gibi bir rüyanın olduğunu biliyordum.

Bence büyük kaçışlar, hem çok zor, hem de herkesin yapamayacağı kadar büyük değişiklikler gerektiriyor.

Tabii bir de geçim meselesi var.

Diyelim ki, işinizi gücünüzü bırakıp, şimdiki yaşamınızın ve mekanınızın dışında bir yere kaçtınız.

Yeterli birikiminiz yoksa, nasıl geçinirsiniz?

Bodrum'u dünyaya tanıtan Halikarnas Balıkçısı Cevat Şakir de, (1890-1973) oraya, kaçıp turist rehberi olmak için değil, neticede asker kaçakları ile ilgili yazısından ötürü 1925'te üç yıl kalebentlikle sürgün edildiği için yerleşmişti.

Bütün bu gerçekleri bildiğim için, ben "Küçük kaçışlar"a razı olurum.

Yahya Kemal, Varşova'da büyükelçiyken, gramafona plak koyarak, kaçar ya...

"Gönlüm bu şehirden bu diyardan çok uzakta

Tanburi Cemil Bey çalıyor eski plakta."

Büyükelçi falan olmadığım için, İstanbul muhafızlığından kaçarım ben de eski plaklarla.

"Kalan" Müzik'e, Arşiv Serisi'nden, taş plak kayıtlarının CD'ye aktarılmış olmasından ötürü, şükran duyuyorum.

Dün akşam eve gelince, "Deniz Kızı Eftalya"nın şarkılarını ve türkülerini içeren "Kadıköylü"yü koydum diskçalara.

Bir anda kaçıverdim bugünden ve bu yerden uzaklara.. 1920'lere, 30'lara ışınlandım.

Bestekar-solist Yesari Asım, 1930'ların başında "Columbia" plak firmasının müzik direktörüymüş de.. Bu nedenle, Deniz Kızı Eftalya'nın Columbia plaklarında, ya bir Yesari Asım bestesi vardır, ya da düet yapar, birlikte söylerlermiş. Böyle iki düet var bu taş plakta.

Deniz Kızı Eftalya'nın 1934'ten sonra plak yaptığı "Sahibinin Sesi"nin müzik yönetmeni ve fabrika müdürü de, Artaki Candan'mış.. O dönemde de, Artaki Candan'ın bestelerini okumuş.

Ama Deniz Kızı Eftalya'nın en müthiş, en duygusal beraberliği, kemani besteci Sadi Işılay'la (1898-1969) olanı.

Büyükdereli bir Rum kızı olan Eftalya'ya (1891-1939) aşık olup evlenmiş (1920) Sadi Işılay... Ve Eftalya'nın öldüğü güne kadar ona hem kemanı, hem de sesi ile eşlik etmiş.

"Kadıköylüm" CD'sinde, Eftalya ile Sadi Işılay'ın birlikte söyledikleri, Selanikli Ahmet'in Hüzzam şarkısı var.

"İnan inan ki ey güzel, duyunca hoş kelamını

Dil-i hazin, pür emel bulur sürur-u ta'mını

Gel ey peri-i bi bedel, inayet et selamını

Esirgeme namını, bul imdi bul makamını

Makam-ı ihtiramını, hayal-i ihtişamını"

Sadi Işılay da öylesine içten söylüyor ki..

Sadi Işılay, benim arkadaşım, yazar Ali Sirmen'in de dedesi.

İlk evliliğinden olan kızı Rahşan Hanım, Ali Sirmen'in annesidir. Son eşi olan Nezahat Hanım'dan da, Yavuz ve Cengiz adında iki oğlu olmuş.

Bugün Oya Başar-Levent Kırca'nın oturdukları Etiler'deki ev de, eskiden Sadi Işılay'ınmış.

Evet.. Ben dün akşam, bir CD'ye kaçıp, 1930'lara gittim.. Deniz Kızı Eftalya, Sadi Işılay, Yesari Asım, Artaki Candan'la birlikte oldum.

ÅžAKA

Buna yaşamak mı denir?
ANAP'ta "Özal yaşasaydı" krizi varmış..

Ali Talip Özdemir "Özal yaşasaydı hiçbir şey değişmezdi" demiş. Nesrin Nas da, "Özal yaşasaydı, Türkiye'nin 30 yılını şekillendirirdi" diye cevap vermiş.

Özal öldü... Bu tartışma anlamsız.

Mesela, "Mesut Yılmaz ANAP'ta yaşamasaydı ne olurdu"yu tartışsalar, daha doğru olmaz mıydı?

UNUTULUR MU?

Gel ay denizin nazlı kızı!
Bizim evdeki müzikli gecelerden biriydi. Tülin Korman ve eşi rahmetli kemani Cahit Peksayar da vardı o gece.

Hepimiz ısrar edince, Tülin Korman kalktı, Aleko Bacanos'un, doyumsuz güzellikteki Acemaşiran şarkısını söyledi.

"Gel ey denizin nazlı kızı nuş-i sarab et

Çık sahile gel senede bir alemi ab et

Mestane bakışlarla beni mest-i harab et

Çık sahile gel sinede bir alem-i ab et"

Eskiden Recep Birgit'in bariton sesi ile Tülin Korman'ın soprano sesinden dinlerken de büyülenirdik.

Ama o gece, bambaşkaydı Tülin Korman.

Cahit Peksayar'ın hepimizi üzen kaybından sonra, Tülin Korman'ı çok özlediğimi yine hissettim.

Deniz Kızı Eftayla'nın "Kadıköylü"sünde, Aleko Bacanos'un şarkısını, 1945'teki kayıttan Sabite Tur söylemekteydi.

Tabii Sabite Tur da, muhteşem yorumlamış bu şarkıyı.

Ama diskin kitabını okuyunca öğrendim ki, "Gel ey denizin nazlı kızı"nı, Deniz Kızı Eftalya'nın ölümü üzerine bestelemiş Aleko Bacanos.

Siz siz olun, anılarınızı mutlaka bir şarkıya veya bir melodiye iliştirin.

Böylece hep yaşar ve yaşatırsınız o anı.

Mesajlarınız için: mbarlas@sabah.com.tr


Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya tıklayın

<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap
hibe destekler

Sarı Sayfalar
GreenCard
TEMA

Copyright © 2003, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır