|
 |
|

ÖMER ÇELİK
Avrupalılar, 'Avrupalılık' üzerine yeniden düşünmeli...
Avrupa, bir 'değerler sistemi' ve bir model olarak ciddi bir cazibe merkezi. Bu modelin bir parçası olmak, Türkiye'nin 'temel stratejik hedefi' durumunda. Dünyanın pek çok bölgesi için Avrupa, barış ve refah içinde 'birarada yaşamanın yöntemi' olarak görülüyor. Böyle bir imaja sahip cazibe merkezinin, dünyanın içine girdiği çeşitli krizler konusunda ortaya koyması gereken performansa dair beklentiler de büyük oluyor doğal olarak.
Peki Avrupa en başta kendi içinde bu performansı sergileyebiliyor mu?
****
Kuşkusuz bu noktada ciddi sorunlar var. Örneğin görece küçük ülkeler, Avrupa içindeki büyük ülkeler ve küçük ülkeler arasındaki güç dengesizliğinin aşılamadığını ifade ediyorlar. Nüfus ve coğrafya olarak küçük ülkelerin, Avrupa karar mekanizmalarında Almanya, Fransa ve İngiltere gibi ülkelerin yörüngesinden çıkmaları zor oluyor. Öte yandan Avrupa bir yandan karmaşıklaşan, öte yandan hantallaşan yönetim modeliyle başa çıkmak zorunda. Bir 'yönetim modeli' olan Avrupa'nın yönetimi kendi içinde sorun olmaya başlıyor.
Bunun son örneğini birkaç gündür yaşıyoruz. İstanbul'daki saldırılar sebebiyle, Avrupa Konseyi, Türkiye'deki çalışmalarını yavaşlatma kararı aldı. Türkiye, Avrupa Konseyi'nin kurucuları arasında. Uğradığı terör saldırısı nedeniyle Avrupa ile daha çok dayanışma beklentisi içinde iken, tam tersi bir tablo ile karşılaşıyor. Öte yandan Avrupa Parlamentosu, Türkiye'yi 'AB'nin komşusu' statüsüne 'indirgeyen' bir karar alıyor. Bu kararın hem AB, hem de AB ile dünyanın geri kalanı arasında sorunlar yaratacağının farkında olduğu izlenimini veren AB Komisyonu, bu kararı tanımayacağını açıklıyor. Terör gibi temel bir konuda bu derece kırılgan ve karmaşık refleksler veren, Türkiye gibi bir ülkeye ve ciddi bir kavrama dönük yaklaşımlarında bir anda savrulan bir Avrupa resmi bu.
****
Avrupa pek çok açıdan hala geçmişte kendi içinde yaşadığı vahşete 'reaksiyon' olarak kurulmuş bir model olmayı aşıp, siyasi değerler temelinde 'aksiyoner' bir kavrama dönüşemiyor. Bugünkü Avrupa kendi geçmişine dönük haklı bir tepkinin ürünü esasında. Geçmişi uzun karanlık koridorlarla örülmüş, sonra büyük çabalarla Aydınlanma'ya ulaşmış, bu büyük ve değerli mirastan bugün için bir model çıkarmayı başarabilmiş. Fakat bir bakıma 'siyasal genetiği' de böyle şekillenmiş. Geçmişin karanlığına ve kaosuna dönmemek esas, ama refah, adalet, barış, demokrasi ve dayanışma konularında Avrupa coğrafyasının sınırları ve tabii uzantıları dışında bir aksiyon değil henüz. Demokrasiyi savunuyor ama bu, diktatörler karşısında 'seyirci' olmanın ötesine geçemiyor. Barışı savunuyor, ama Avrupa coğrafyasının dışında barış tehdit altında olduğu zaman eli kolu bağlı oturuyor. Refah üretiyor, ama bu refahın temelinde hala belli Avrupa ülkelerinin belli Afrika ülkeleri üzerinde kabul edilemez hegemonyaları var, hatta bazı Avrupa ülkelerinde tek bir Afrika ülkesi ile ilgilenmekle yükümlü bakanlıklar var. Ahlaki temelleri tartışmalı bir refah bu.
****
Avrupa, Afganistan ve Irak konularında haklı olarak ABD'yi eleştirdi. 'Şiddetin yedeğinde demokrasi' anlayışına karşı çıktı. Ama tüm bu sürede görüldü ki, Avrupalılar'ın kendi coğrafyaları dışındaki şiddet karşısında 'retoriği' aşan bir modelleri yoktur. Demokrasi ile şiddete karşı mücadele arasında kendi içinde doğru orantılı bir model geliştiren Avrupa'nın, kendi coğrafyasının dışında bu modeli işletecek gücü yoktur. Sadece gücü olmasa fazla problem değil, fakat görünen bir şey var ki, Avrupa kendi modelinin değerlerini kendi coğrafyası dışında savunmak konusunda da zaaflara düşmektedir. Böylece Avrupalılar'ın 'zihinsel enstrümanları' bir sorun olarak orta yere gelmektedir.
'Avrupa siyasi aklı'nın zaafları İstanbul'daki terör eylemlerinden sonra iyice ortaya çıkmıştır. İngiltere'nin verdiği tepkilerden, Avrupa Konseyi'nin ve Avrupa Parlamentosu'nun aldığı kararlara ve UEFA'nın aldığı tavra kadar bir dizi unsur, Türkiye açısından sorun olmakla beraber, asıl sorunun AB'nin içinde olduğunu göstermektedir.
Avrupa, küresel her problemde kırılganlaşmakta ve kendi içine kapanmaktadır. Avrupa siyasi aklı, 'Avrupalılık' hakkında yeniden ve derinlemesine düşünmek zorundadır.
Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya
tıklayın
|
|
|
|