kapat
30.11.2003
YAZARLAR
ATV
EKONOMİ


TÜRKİYE
DÜNYA
POLİTİKA
SPOR
MEDYA
SERİ İLANLAR
METEO
TRAFİK
ÅžANS&OYUN
ACİL TEL



İLKER SARIER


Bilinç Hapı

Bayramın birinci günüydü. İstanbul'u pırıl pırıl bir gün aydınlatıyordu. Arka arkaya yaşadığımız korkunç günleri geride bıraktığımızı düşünüyor, "bilinçli" bir çabayla, olumlu duygular üretiyordum içimde...

İnsan isterse, çelik köprüleri, gökdelenleri, lokomotifleri ve jetleri yarattığı gibi, "iyi duyguları" da yaratabilir.

Doğada, sadece insana özgü bir özellik bu... Bilinç!..

Gazeteye doğru geliyorum arabayla, binamızın hemen arkasındaki küçük yuvarlağı döndüm, sağ tarafa dikkat ederek karşıya doğru ilerliyorum. Burası biraz dikkat istiyor. Yol hem dar hem de sağ taraftan dikkatsiz bir sürücü hızla gelebilir, çarpışma olabilir.

Nitekim ben henüz yolu yarılamıştım ki sağ taraftan hızla bir araba geldi, zorlukla durabildi. Ben de frene basıp durarak önledim bir kaza ihtimalini...

Hızla gelen araçta genç bir adam var. Baktım ki, "frene basmak zorunda" kaldığı için çok öfkeli... Bana anlatılmaz bir kinle bakıyor.

Halbuki beni tanımıyor, nefret etmesi için bir sebep de yok.

Yol benim olduğu halde, ona fren yaptırdığıma kızıyor.

Belli ki "bilinç" denilen şeyin ne olduğunu hiç düşünmemiş, bunu düşünmeye hiç ihtiyaç duymamıştı. Otomobillere niçin fren konulduğunu da düşünmemişti büyük olasılıkla...

Buna karşılık "bilinçli" biri, kendisi gibi biri sürücünün hızla gelebileceğini önceden düşünmüş, ağır ağır ilerleyerek, bayram günü bir kazayı önlemişti. Onun da zararına engel olmuştu. Benim bilicime teşekkür borçlu iken, o bana kin duyuyor, öfke besliyordu.

Bunun tek sebebi bilinçsiz olmasıydı.

Dışarıdan bakınca "insan" görünümündeydi ama bilinçsizdi.

Bilinçsiz birisi, ne kadar "normal insan" sayılabilirse o kadar insandı...

Burada önemli nokta şu

Bir kişi, tercih ettiği düzeyde bir "insanlıkla" yetinebilir, "yaşadığını" da varsayabilir. Ama bu yüzden başkalarına kızmayı kendine hak görmesi, aslında bir hak değil, "haksızlık"tır.

Bilinç, insan olmanın ön koşulu. İnsan varlığını savunmak ve sürdürmek, bu varlığın sebep-sonuç ilişkileri içerisinde yarınlara yönelmesini tayin edebilmektir.

Bilinç, insanın "yaşam yönetimi!"

Mutluluk denilen, asıl insanlık amacı, bilinçli olmak ve bilinçli davranmakla mümkün.

Direksiyondaki genç adama, onun aklının ucundan bile geçmeyen bu "nosyonların" yüzü suyu hürmetine gülümsedim. Herhalde benim, "korkak ve pasif" biri olduğumu zannetmişti, olsun.

Camı açıp, "yanlış yaptığını" söyleseydim büyük ihtimalle bana saldıracaktı. Bilinçsiz olduğu için, bu saldırıyı nereye kadar götüreceğini de kestirmek imkansızdı. Beni küçümseyerek, "korkaklığımla" alay edercesine gaza bastı aynı hızla yoluna gitti.

Dünyamızda yaşayan bütün bilinçsizler, hayatlarını ve yararlandıkları her türlü insanca değeri, refahı, teknolojiyi ve olanakları "bilinçlilere" borçlular ama bunun da bilincinde değiller.

Çağın paradoksu bu.

Bilinçli olanlar, üretiyorlar, yapıyorlar, düzenliyorlar...

Bilinçsiz olanlar ise, hem yararlanıyorlar hem de bozuyorlar, kızıyorlar, öfkeleniyorlar ve öldürüyorlar.

Bilinç, çok soluklu bir süreç içinde kazanılıyor. Bilinçsizliğin bir ilacı da yok...

Yoksa ihtiyacı olanlara doktor kontrolünde zorla içirilip, toplumsal bozulmayı önlemek mümkün olabilirdi.


Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya tıklayın

<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap
hibe destekler

Sarı Sayfalar
GreenCard
TEMA

Copyright © 2003, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır