|
 |
|

OMER CELIK
Her seyden once ve her seye ragmen
Teror her zaman bir siyasi enstruman olageldi. Teroru siyasi enstruman olarak sifirdan ureten legal gucler oldugu kadar, ortaya cikmis bir teror etkinligini belli tur bir siyasi dinamik olusturmak uzere kullananlar da oldu. Simdi de benzer bir tablo ile karsi karsiyayiz. El-Kaide gibi bir teror markasinin varligi birbirine zit kutuplari hareketlendirdi dogal olarak. Tum bu karmasa icinde kendi degerlerinin ismi ve sembolleri kullanilarak teror uretilen Islam dunyasi ile dunya duzeninin onde gelen dinamikleri arasindaki iliskiler on plana cikiyor. Iki yonden de atilmasi gereken adimlara bagli olarak El-Kaide adli teror markasinin, dunya sisteminin icine bir "siyasi dinamik" olarak yerlesiklesmesinin onune gecilecek veya simdikinden cok daha buyuk risklerin kapisi aralanacaktir...
****
Oncelikle, kisaca "Islam dunyasi" denilen tarih ve kultur havzasi icinde ciddi teror uretim merkezlerinin mevzilendigi gorulmektedir. Kuskusuz bu baska tarih ve kultur havzalari icinde de mumkun olmustur ve bundan sonra da mumkun olacaktir. Bugun itibariyle Islam tarih ve kultur havzasi icinde gorunurlesen teror faaliyetlerinin one cikmasi gibi bir durumla karsi karsiyayiz. Bu havzaya ait degerlerin ve sembollerin teror dinamigi haline getirilmesi, buradan ilerlenerek yapilan isin konvansiyonel bir catisma biciminde kurgulanmaya calisilmasi, bu havzaya mensup tum insanlari tehdit ettigi gibi, bu havzanin siyasi omurgasini olusturan Ortadogu'yu sicak gundemlerin icine suruklemektedir.
Bu noktada, bu havzadan yukselecek seslerin "yorum"a dayanan, "yorum" alanlarinda kalan ve "retorik" duzeyiyle sinirli olmaktan cikmasi, "ilke"ye yaslanan, "ilke" ile ozdeslesen ve buradan ilerleyerek siyasi sinirlarini cizen bir "durus"a donusmesi gerekmektedir. Bu tarih ve kultur havzasi icindeki degerler, bu degerlerin organik temsilcisi konumundakiler tarafindan terorun argumanlarina terk edilmis gozukmektedir. Malezya'dan Fas'a kadar cok genis bir cografyada ve bunu cok asan bir semboller kuresinde teror karsisinda soylemi asan ve "aktif siyaset"e donusen cok az dinamik sozkonusudur. Kuskusuz herkes teroru reddetmektedir. Fakat, ortaya cikan durumun "aktif siyaset" uretme ve siyasal soylemi asip "siyasal pratikler" duzeyinde terore tavir alma asamasinda oldugu cok aciktir.
Islam tarih ve kultur havzasi ise genel olarak bu siyasi kavrayisin gerisine dusen refleksler veriyor. Bu tur reflekslerin derli toplu ifadesi havzanin sembol isimlerinden olan Malezya eski devlet baskani Mahatir Muhammed'in yaptigi son meshur konusmada goruldu. Sonuclari itibariyle, insan haklari, demokrasi ve hukuk devleti gibi prensipleri bile Bati'nin Islam dunyasini somurmesini kolaylastiran enstrumanlar olarak goren bir siyaset algisi bu havzanin buyuk kismina hakim. "Oryantalizm"e karsi gelistirilmis tipik "oksidentalist" bakisin siyasete donusmesinden baska bir sey degil bu. Bu derece "reaksiyoner" bir siyaset algisi icinden, Bati ile belli degerleri kullanarak mucadeleye giren "yeni teror" mantigina karsi guclu siyasetlere donusmus argumanlar cikamiyor.
****
Bu durumun asilmasi, "yeni teror" dalgasinin dunyayi icine cekmeye calistigi kaos karsisinda hayati oneme sahiptir. Cunku yeni teror dalgasi tum tarih ve kultur havzalari ile Islam tarih ve kultur havzasini karsi karsiya getiren ve catismaya yonelten bir "sistematik" icinde calismaktadir.
Adina kisaca "Bati" dedigimiz tarih ve kultur havzasi acisindan da kritik bir donemectir bu. Cunku her turlu parca stratejik hesabi asan bir butunsel yaklasim gerektirmektedir. Islam meselesini sik sik sadece bir "stratejik unsur"a indirgeyen Bati siyasi yaklasimi, "oryantalizm"in kurgusunu asamayan siyasal reflekslerin otesine gecmek zorundadir. "Oryantalist siyaset", belli tarih ve kultur havzalarina ait degerlerin kendi gercekligi ile bunlarin piyasa degeri arasinda ayrim yapmakta zaaflarla doludur. Bugun belli degerlerle, bu degerlerin terorun istihdam alani gibi kullanilmasi arasina net cizgiler cekerek siyaset uretmek, Bati degerleri yoluyla elde edilen insani kazanimlarin korumasi bakimindan zorunludur.
Ortaya cikan sorunun asayis, istihbarat, strateji ve guvenlikle ilgili boyutlari oldugu muhakkak. Fakat bilmek gerekir ki, bu sorun daha oncekilerden cok farklidir ve temelde bir zihinsel mucadeleyi gerektirmektedir. Klasik zihinsel ve siyasi enstrumanlar eskimistir. Her turlu stratejik gerekten once ve her turlu tarihsel onyargiya ragmen, "oryantalist siyaset" ve "oksidentalist siyaset" ikileminin disinda bir "siyasi durus" uretmek, Bati'nin ve Dogu'nun onundeki odevdir...
Haberleri gazete sayfasi goruntusunde okumak icin
SABAH e-Medya"ya
tiklayin
|
|
|
|