|
 |
|

SAVAŞ AY
Yüreklerin orta yeri sinema
Türk Sineması 89. yaş gününü kutluyor bugün. Hayırlı, kutlu, mutlu olsun. Böyle bir yaş dönümünde düşünüyorum da; mesela kim Ayhan Işık kadar "özü sözü doğru, mert, tok gözlü" olabilir ki? Suphi Kaner'in ılıman dostluğunu perdenin hangi yüzünden, kimden süzebiliriz ki? Kime ilk Şoför Nebahat'imiz Sezer Sezinin kadar öykünür, kimi Hulusi Kentmen kadar içimize, canımıza sokmak isteriz?
Damarda gezinti
Diclehan Baban ya da Cavidan Dora, ilaveten Leyla Sayar, Mine Soley, Suzan Avcı gibi kim kıpraştırır ki ergenlik çağı öznelerinin düşlerini? Sadri Alışık'ın gönüllerle kurduğu görünmez köprülerin bir benzerini hangi mimar yapabilir, Kemal Sunal'ın toplum damarlarında yaptığı vizesiz-pasaportsuz dolaşım hakkını başka kim kazanabilir ki?
Neredeler şimdi?
Vahi Öz'ü öz amcamız gibi severdik, yerine yenisi var mı? Feridun Çölgeçen, Cevat Kurtuluş, Salih Tozan, Kadir Savun, Semih Sezerli, Sami Hazinses, Sadettin Erbil gibi yakınımızdan geçen suretlerin yenileri neredeler?
Cahit Irgat, Atıf Kaptan, Sami Ayanoğlu, Turan Seyfioğlu, Kenan Pars, Nubar Terziyan, Faik Coşkun, Necdet Tosun az mı nüfus kütükdaşımız kadar yakın hissettirdi kendini bize?
İyi, kötü, çirkin!..
Ahmet Tarık Tekçe, Erol Taş, Danyal Topatan, Bilal İnci, Turgut Özatay, Önder Somer kadar kötü (iyi) adamların kıtlığına giren kıran ne zaman bitecek?
Saysam saysam bitmeyecek yüzlerce yüz, yüzlerce karakter ve onlarla ortak binlerce anımız, hatıramız. Orhan Veli eksik demiş yav! İstanbul'un orta yeri değil, yüreklerin orta yeri sinema, ve ne yapsak içimizde o eski sinemalar...
Sinema bize nasıl geldi?
Şöyle tatlı tatlı anlatalım hadi. "Sinema bize acep nasıl geldi?" Bir kere peşinen söyleyelim ki; şimdi gişeleri salonları Amerikanyalılar domine etse de bize gelişi Avrupa üzerinden oldu sinemanın. Fransa'da 1895'te Lumiere Kardeşler ilk film gösterisini gerçekleştirip, ardından dünyanın dört bir yanına operatörler göndererek film çektirmekteydiler. Rusya'ya veya Ortadoğu'ya giden operatörler, Türkiye'de, özellikle de İstanbul, İzmir ve de o sıralarda Osmanlı İmparatorluğu'na ait bazı yerlerde filmler çektiler.
İlk filmin gösterimi
Türkiye'de ilk film gösterimi, Bertrand adlı bir Fransız'ın II. Abdülhamit zamanında, 189'da, Saray'da yaptığı gösterimler ile başladı. Daha sonraları Fransız Firması Pathe'nin temsilcisi olan Sigmund Weinberg adlı Romen uyruklu bir adam geldi memleketimize.
İlk sinema hangisi?
O epey çabaladı, uğraştı ve Beyoğlu yakınlarında bir yerde vatandaşa beleşten bir film gösterisi organize etti. Bunlar daha ziyade kısa metrajlı belge ve güldürü filmleriydi. Weinberg baktı ki bizim millet sinemayı çok benimsedi, patronlarını kafaya alıp Türkiye'deki ilk sinema olan Pathe Sineması'nı yaptırttı 1908'de.
Ya ilk film
Bakın bu adamın yani Weinberg'in ismini fazla bilmeyiz ama Türk Sinema Tarihi'nde bu özelliğinden dolayı çok önemli bir isimdir o. Düşünsenize hem sinemayı Türkiye'ye tanıtmış, hem de alıcı aygıtını ilk kez o kullanmıştır. Peki biz, yani Türkler acaba ilk filmi ne zaman ve nasıl çekmişiz?
Ayastefanos yıkılıyor
Burada da asker zekası ve yaratıcılığının önderliğini görüyoruz. Çünkü ilk Türk filmi olarak tarihe geçen "Ayastefanos'taki Rus Abidesi'nin Yıkılışı", o sıralar orduda subay olan Fuat Uzkınay tarafından 14 Kasım 1914'te çekilen 105 metrelik bir belgesel filmdir. 1896'da Ruslar tarafından yapılmış anıtın yıkılmasını gösteren film, Türk Sinemasının başlamasına yol açmıştır.
Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya
tıklayın
|
|
|
|