kapat
14.11.2003
YAZARLAR
ATV
EKONOMİ
limasollu
TÜRKİYE
DÜNYA
POLİTİKA
SPOR
MEDYA
SERİ İLANLAR
METEO
TRAFİK
ŞANS&OYUN
ACİL TEL



GREENCARD

ÖMER ÇELİK


Şiddetin yedeğindeki ve şiddetin seyircisi olan demokrasi

New York- 'Terörün sebebi ne?' Bu soruya verilen yanıtlar temelinde yaşanan ayrışma pek çok siyasi mücadelenin eksenini oluşturuyor. ABD'lilere göre terörün sebebi 'diktatörlükler.' Avrupalılar ise diktatörlüklerden önce fakirliğin terörün sebebi olarak işaretlenmesinden yanalar. Avrupalılar kendi düşünce geleneklerine uygun olarak sosyal olandan, 'fakirlik' ve benzeri problemlerden yola çıkmadan siyasi model tartışmalarına girmiyorlar. Fakirlik probleminin diktatörlüğün ve terörün güç kaynağı olduğunu söylüyorlar. ABD'liler ise her zamanki pragmatizmleriyle 'madem fakirler, o zaman terör eylemi için gereken finansmanı nasıl sağlıyorlar?' sorusunu ileri sürüyorlar.

Bütün bu tartışma alanları ise dış politika ve dünya düzeni hakkındaki 'meşruiyet' tartışmalarını besliyor.

****

ABD'nin terörle mücadeleye odaklanmış dış politika stratejisi, giderek dünya sisteminin her sorun noktasının çok dar alanlara hapsedilmesi sonucunu doğuruyor. Terörle mücadele adına giderek radikalleşen tutumlar, demokrasi fikri temelindeki kazanımları çok kırılgan bir noktada tutmaya devam ediyor. Öncelikle Ortadoğu kökenlilere karşı başlayan 'fiili' kısıtlamalar kendi alanını genişletme eğilimini devam ettiriyor.

Öte yandan diktatörlüğün sona erdirilmesinin 'kendiliğinden' demokrasinin kurulması anlamına gelmediği görülüyor. Irak'ta diktatörlük sona erdi ama demokrasiye hala çok uzak mesafede duruluyor. Hatta ipin ucu biraz daha kaçarsa, gönderilen bir diktatörün yerine birden çok diktatörün türemesi de söz konusu olabilecek. Kuşkusuz diktatörün iş başından gönderilmiş olması son derece önemli. Fakat bunun sonrasına dönük bu derece modelsiz yaklaşımlar üretilmesi, Ortadoğu'da 'diktatörlük ve demokrasi' arasındaki tartışmayı bile riske sokacak kadar yanlış sonuçlar doğuruyor.

****

Tüm bunlar dikkate alındığında ABD dünya sistemine dönük yaklaşımlarını ciddi olarak gözden geçirmesi gereken kritik dönemece girmiş bulunuyor. Pek çok stratejist ve siyasetçi ABD'nin imajı açısından bunun yapılması gerektiğini dile getiriyor. Fakat artık ABD'nin imajıyla ilgilenenlerin kaygılarını çok geride bırakan bir sürece girildi. Bizzat demokrasi fikrine karşı bir öfke dalgasının büyümeye başladığı görülüyor. Demokrasi fikri ve pratiği ile en sorunlu olan bölgelerin, diktatörlüklerin iş başından gönderilmesi ve demokrasi getirilmesi adına daha çok şiddetle tanışması, demokrasi fikrini zedeliyor. Böylece Ortadoğu'nun yaygın alt sınıfları demokrasi fikri ile şiddet arasında doğru orantı kuran bir yere öteleniyor.

Clinton, 'ABD, dünyanın geri kalanıyla güce dayanan bir ilişki kurmamalı, bu kadar güçlü olmayacağımız zamanları da düşünerek eşitlik temelinde bir dış politika anlayışı geliştirmeliyiz,' demişti. Bugün ABD bu noktanın çok uzağında. Güç ve şiddet ile dünya düzeninin işleyişi arasında kurulan paralellikler giderek kemikleşiyor. Bunun ABD ile ilgili problemler ortaya çıkarması yöneticilerinin sorunu, ama bu gidişin bizzat demokrasi fikri ile dünyanın çok önemli bir bölgesinin halklarını karşı karşıya getiren sonuçlar doğurması 'hepimizin' problemi.

Şiddetin yedeğinde dünyanın başka yerlerine demokrasi taşıma projesi, demokrasiyi değil şiddeti güçlendiriyor. Diktatörleri şiddet yoluyla düşürmek ve ardından demokrasiyi inşa etmek şeklinde bir yaklaşım çalışmıyor. Bu nedenle ABD'lilerin terör başta olmak üzere her alanda sosyal olanı daha çok dikkate alan bir yaklaşım benimsemeleri gerekiyor.

****

Öte yandan Avrupalıların sosyal olanı ve siyasi değerleri öne sürerken bunu siyasi taktik amacıyla, ABD'lilerin tezlerini boşa çıkarmaya indirgenmis 'güç oyununun parçaları' olarak kullanmaktan uzak durmaları şarttır. Aksi halde amaçlar araçları gölgelemeye devam edecektir. Ayrıca Avrupalıların diktatörlüklere karşı nasıl bir yol izlenmesi gerektiğine dair de net konuşmaları gerekiyor.

'Şiddetin yedeğinde demokrasi,' şiddet yoluyla diktatörlükleri devirmeyi ve yerine demokrasi getirmeyi hedefledi. Bu bir çıkmaz sokak. Buna haklı olarak itiraz eden Avrupalıların modeli ise benzer bir çıkmaz sokak. Bu model, 'şiddete seyirci demokrasi' anlayışını aşamıyor. İleri sürülen bütün gerekçeler, şiddet yoluyla ayakta duran diktatörleri seyretmekten, baskıya seyirci kalmaktan başka bir sonuca ulaşamayan demokrasi fikrine sabitliyor Avrupalıları.

Demokrasi fikrinin ve kazanımların korunması adına bir üçüncü yol bulunması için en kritik aşamaya gelinmiş bulunuyor.


Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya tıklayın

<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap
hibe destekler

Sarı Sayfalar
GreenCard
TEMA

Copyright © 2003, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır