|
 |
|

ÖMER LÜTFİ METE
Kürt devleti ile komşuluk
Kuzey Irak'la ilgili olarak "Kürt devletine karşıyız" narasından ibaret "A Planı"nı aşmanın zamanı geldi, hatta geçti. Bu devlet artık gerçektir; onunla komşu olarak yaşamaya alışmalı, doğurabileceği sorunlara tedbir geliştirmenin yollarını aramalıyız.
- Efendim olmaz, bu devleti kurdurmayız.
Bu devlet, hem de Özal'ın eliyle temelleri bize attırılarak kuruldu. Merhum belki Türkiye'nin "A Planı" olmadığını, bölünme korkusunu saklamaktan aciz bir kabadayılık gösterisinden öte hazırlığın bulunmadığını gördüğü için, belki kökeni öyle gerektirdiği için aykırı hesaplar da yapmak istemişti. Lakin Kürt devleti, ABD ve İsrail şahinliğinin tasarısı olarak daha ilk Körfez savaşında ve onun gözleri önünde temellendirilmişti. Öteki Batı da bundan memnundu.
Üstelik hiçbir şey gizli de değildi. Türkiye üzerinden bölgeye gelen ABD'li kurmaylar "Niçin geldiniz?" sorusuna tereddütsüz "Kürt devletini kurmak için" cevabını verebiliyorlardı.
Olan oldu; Kürt devleti kuruldu. Şimdi daha iyi anlıyoruz ki, Türkiye'nin gerçekten "plan" denebilecek bir hazırlığı yoktu. Tamamen sivil akıl yürütmelerle zihnimizi sokabildiğimiz derin deliklerden görünen "plan müsveddeleri" bunu kanıtlıyor. Değil devlet, sıkı bir aşiret bile daha fazlasını yapardı.
Durumdan kim vazife çıkaracak?
Muhakkak ki, en kötü durum için hazırlanmış teknik askeri müdahale planları vardır ama bunların siyasi ve diplomatik açılımlarını geliştirip arkasını dolduracak devlet yapısı yoktur.
Bari bundan sonra, Kürt devleti ile ilgili bir plan olabilecek midir?
İnşallah ama çok zor.
Borç yüklemesi ile iktisadi hayatımızı, NATO düzeneği ile bütün savunmamızı rehin almış ve en gizli damarlarımıza kadar nüfuz etmiş güç odaklarına rağmen herhangi bir plan geliştirebilecek "irade merkezi" yok ki.
Devlet etmek; böyle bir plan için, asker-sivil bürokratların, siyasilerin, bilim ve düşünce kuruluşlarının ortaklaşa veya ayrı ayrı üreteceği tezler arasından bir seçeneği geliştirtip uygulamaktır.
Türkiye'de böyle bir nihai irade makamı var mı?
Aralarında, gizlenemeyecek kadar baskın bir güvensizliğin hakim bulunduğu kişi ve kurumlardan oluşan MGK mı?
Evet diyebilenler varsa dilerim haklıdırlar.
Takkeyi önümüze koyalım
Aydın karanlığı beslerken
Sanal ve sözel "A Planı" Kürt devletini değil önlemeye, geciktirmeye bile yetmemiştir. Şimdi "B Planı" adı altında yeni bir siyasi, diplomatik ve askeri strateji geliştirmek için son ayları öldürmekteyiz. Aksi halde sadece sorunlar yaşadığımız yeni bir komşu edinmiş olmayacağız. Kürt ırkçılığı, maalesef ağır bir karşı Türk ırkçılığı geliştirmeye başladığı için hızla iç savaşa doğru sürükleniyoruz. Yeni güney komşumuzla, genel olarak Doğu ve Güneydoğu ile ilgili kapsamlı bir plan geliştirip uygulamaya koyamazsak, Türkiye'yi bölmek isteyen küresel çetenin işi kolaylaşacak. Onun hedefi, yirmi yıl içinde bölgenin en değerli varlığı haline gelecek "su kaynaklarımız"dır. Kürt devleti bu plan için sadece araçtır.
AB hayali uğruna Kürt ırkçılığına ivme kazandıran en önemli dinamiklerden birinin Beyaz Türk'ler olması da anlamlıdır. Bunlar, derinden derine fokurdamaya başlayan "karşı Türk ırkçılığı"nı da dolaylı biçimde besliyorlar.
Beyaz Türk bu vadiyi samimiyetle kurcalamaya başlarsa süreçten kansız çıkabiliriz. Allah tez vakitte uyandırsın.
Yoksa Kara Türk kötü uyanıyor.
Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya
tıklayın
|
|
|
|