|
 |
|

MEHMET TEZKAN
Baş örtme şekli değil düşünce tarzı önemli
İki gün önce 'Uzlaşmanın yolu başörtüsünden geçer' başlıklı yazıyı kaleme alırken belirttim..
Türban konusunun ikide bir ısıtılıp sofraya getirilmesine karşıyım dedim..
Ama insan uzak durmaya çalışsa da bazen başaramıyor..
Sen ona gitmesen, o sana geliyor.. Yazmamak, tartışmaya katılmamak imkansız oluyor..
Temel bakışım özetle şöyle Türbanla başörtüsü farklı şeylerdir..
Türban siyasi bir kimlik taşımaktadır.. 'Toplumsal hayat din ekseninde şekillenmelidir' tezini savunur.. Dini toplumsallaştırır..
Başörtüsünün siyasi bir kimliği yoktur.. Mütedeyyin insanı ifade eder.. 'Din, kul ile Allah arasındadır' tezinden yola çıkar.. Dini kişiselleştirir..
Bu nedenle başörtüsü ile türbanın aynı anlamda kullanılmasına, paçal edilmesine karşıyım..
Çünkü uzlaşma olacaksa, ki olmak zorunda, bunun yolu başörtüsünden geçecektir.. Bu yüzden başörtüsünün türbana ezdirilmesi, kimliğinin, kişiliğinin elinden alınması yanlıştır..
Bu yaklaşımıma ilk itiraz Ahmet Hakan'dan geldi..
Diyor ki 'Tezkan'ın bu yaklaşımı sorunlu ve yeni açıklamalara muhtaç.'
Neden?
Hakan iki soru soruyor
"Türban ile başörtüsünü nasıl ayırt edeceğiz?"
"Eğer başlarını türban formuyla örten kadınlar, bir anda başörtüsü formuna geçerlerse sorun bitecek mi?"
Ben türban ile başörtüsüne hiçbir zaman 'şekli' bakmadım.. Örtünmek için kullanılan bez parçasının önden veya arkadan bağlanmasıyla fazla ilgilenmiyorum..
Sonunda bunu kullanan kadındır.. Kadın hangi dinden, ırktan, mezhepten olursa olsun, son tahlilde kadındır.. Mutlaka kendine yakışanı bulur..
Bu ayrı bir konu.. Bu şekilsel bir yaklaşım..
Benim üzerinde durduğum nokta, türban takanla, başörtüsü takan kadın arasındaki düşünce farkı..
Birinin derdi, dini toplumsal hayatta hakim kılmak..
Diğerinin değil..
Yaşama bakışları da çok farklı.. Beklentileri, istekleri, yaşam biçimleri birbirine uymuyor.. Bu iç dünyanın, düşünce sistematiğinin dışa yansıması da karşımıza türban şeklinde, başörtüsü şeklinde çıkıyor..
Bu nedenle ayırt etmek kolay.. Çaba göstermeye gerek yok.. Zaten taraflardan biri bunu 'kimlik' yerine kullanıyor..
Gelelim ikinci sorunun yanıtına..
Ahmet Hakan diyor ki "Bana göre böyle bir form değişikliği olsa bile, yani türban takan kadınlar bir anda radikal biçimde başörtme biçimlerini değiştirseler dahi, bu dönüşüm, yasaktan yana olanları zerre kadar etkilemeyecektir."
Dikkatinizi çekerim..
Ahmet Hakan da türbandan başörtüsüne geçmeyi 'radikal' bir değişiklik olarak görüyor.. Hakan'a göre de bu basit bir değişiklik değil..
Doğru.. Haklı..
O radikal değişiklik, beraberinde anlayış değişikliğini, siyasal İslam'ın terk edilmesini getiriyorsa, zaten sorun ortadan kalkıyor..
Sorun bitiyor..
Siyasal İslamcılar takiye yapmadan türbandan başörtüsüne geçerse, ortodoks laikler de aynı radikal adımı atmak zorunda kalır..
Direnseler de bundan kaçamazlar..
Buluşulan nokta başörtüsü olur.. Toplumsal barış da ancak böyle sağlanır..
Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya
tıklayın
|
|
|
|