kapat
14.11.2003
YAZARLAR
ATV
EKONOMİ
limasollu
TÜRKİYE
DÜNYA
POLİTİKA
SPOR
MEDYA
SERİ İLANLAR
METEO
TRAFİK
ŞANS&OYUN
ACİL TEL



GREENCARD

İLKER SARIER


Tapusu var 'evi' yok evi var 'tapusu' yok

Aşağıda bir okuyucu mektubu var, hep beraber okuyalım

"Ben yıllarca Almanya'da çalışmış, yaşamış ve hayatının hatasını yaparak ülkesine geri gelmiş bahtsızlardan biriyim.

Yaşım 55; ama şu son 10 yıl beni 155 yıl olgunlaştırdı, yine de ülkemi ve insanlarımızı tanıyamıyorum. Sizi hergün okurken, beni anlayacak tek yazar diye düşündüm, o yüzden size yazdım.

İnanın bazen bir bomba patlatıp şu namussuz bürokrasiyi, siyaset cambazlarını ve birbirini 'afedersiniz' düdükleyerek yaşayan binlerce tüccar kılıklı insanı yok etmek istiyorum ama yapamıyorum.

Yurda 1991'de döndüm (lanet olsun, yine yaralarım deşiliyor) 92'de bir dostumuzun teşviki ile, Devlet Tiyatrosu ve Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası'nda çalışan insanların kurduğu Detça-2 isimli kooperatifin bir üyesinin hissesini satın aldım.

1993'te güzel bir törenle tapularımızı aldık.

Almancıyız ve biraz para var akıl yok ya, evi nerede ise yeniden inşa ettik. Satın alırken ödediğimiz paranın iki katı ile hayallerimizdeki evi yaptırıp mutlu bir şekilde oturmaya başladık. Ta ki, dört yıl öncesine kadar.

Dört yıl önce bir kararla evimin tapusunu eşim ve kızımın üzerine geçirme kararı aldık ve Yenimahalle Tapu Sicile gittik. Hayatımızın hikayesi orada, tapu dairesinde başladı...

Tapu memuru, kara kaplıyı açtı. Ve ne dedi biliyor musunuz? "Bu ev senin değil ki" dedi...

"Memur bey, şaka mı yapıyorsunuz?" dedim. "Bu tapuyu siz verdiniz mi?" dedim.

"Evet biz verdik ama o ev sizin değil!.. Yani size verilmiş ama birkaç gün sonra yine kooperatif üzerine geçirilmiş" dedi.

Ben delirmek üzereyken şefe gittik.

Şef de, "Evet doğru" dedi. "Zaten işlemi yapan memur da emekli olmuş, bu durumu ancak mahkeme düzeltebilir" diye kesti attı.Çıldırıcak hale geldim. Bağırıp çağırıyorum, kızım kolumdan tutuyor ve 'baba sakin ol burası Almanya değil ki herşey düzgün olsun' diyor.

Çaresiz eve döndük, hemen avukatımızı bulduk. Devleti mahkemeye vermemiz gerektiğini söyledi. Ben hallederim dedi.

Biz devleti mahkemeye verdik. Dağılan kooperatif yönetimi yeniden toplandı ve bu evin gerçek sahibinin ben olduğum yönünde karar alındı.

Ve diğer bir sürü anlamadığım işlemler döndü, döndürüldü ve 4. yılını doldurmasına rağmen hala bitmedi. En az dört kez mahkeme oldu ve bugüne gelindi. Avukat, devleti mahkum ettireceğine neredeyse beni mahkum edecek..

"Arkadaş bu iş ne zaman bitecek, başıma bir iş gelir de öbür tarafa gidersem ev de elden gidecek" diyorum. O ise hep, 'yakında bitecek' diyor.

Ben artık, şahsen kardeşim bile olsa avukatlara selam verirken çok ama çook dikkatli davranıyor ve uzaklaşıyorum. Bağışlayın ama herşeyden tiksiniyorum artık. Hem avukatlardan, hem ülkemden, hem bürokrasiden...

Bunları size niye mi yazdım? Hergün bu bürokrasiyi ve devlet işlerini çok güzel yazıyorsunuz, derdimi size dökeyim, dedim...

Artık ben, 'Bir Dakikalık Aydınlık' yerine bin yıllık karanlığın devamı için uğraşsak daha iyi olur, diye düşünmeye başladım. Tapum var, evim yok. Düzeltin diyorum, olmaaaz diyorlar. Evi alın diyorum, yoook o ev senin, diyorlar. Çıldıracağım sonunda...

Selamlar, sevgiler... Okurlarınızdan İbrahim Altun..."

İşte mektup böyle...

Sürekli devlet vatandaşı gagalıyor, derken...

Vatandaş daima hep altta, derken...

Sadece vergi toplamasını bilirler, ülke kaynaklarını güçlülere, dişlilere peşkeş çekmesini bilirler ama hizmeti bilmezler derken...

Haksız mıymışız, yanlış mı söylüyor muşuz?


Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya tıklayın

<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap
hibe destekler

Sarı Sayfalar
GreenCard
TEMA

Copyright © 2003, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır