|
 |
|

OMER CELIK
Siddetin yedegindeki ve siddetin seyircisi olan demokrasi
New York- 'Terorun sebebi ne?' Bu soruya verilen yanitlar temelinde yasanan ayrisma pek cok siyasi mucadelenin eksenini olusturuyor. ABD'lilere gore terorun sebebi 'diktatorlukler.' Avrupalilar ise diktatorluklerden once fakirligin terorun sebebi olarak isaretlenmesinden yanalar. Avrupalilar kendi dusunce geleneklerine uygun olarak sosyal olandan, 'fakirlik' ve benzeri problemlerden yola cikmadan siyasi model tartismalarina girmiyorlar. Fakirlik probleminin diktatorlugun ve terorun guc kaynagi oldugunu soyluyorlar. ABD'liler ise her zamanki pragmatizmleriyle 'madem fakirler, o zaman teror eylemi icin gereken finansmani nasil sagliyorlar?' sorusunu ileri suruyorlar.
Butun bu tartisma alanlari ise dis politika ve dunya duzeni hakkindaki 'mesruiyet' tartismalarini besliyor.
****
ABD'nin terorle mucadeleye odaklanmis dis politika stratejisi, giderek dunya sisteminin her sorun noktasinin cok dar alanlara hapsedilmesi sonucunu doguruyor. Terorle mucadele adina giderek radikallesen tutumlar, demokrasi fikri temelindeki kazanimlari cok kirilgan bir noktada tutmaya devam ediyor. Oncelikle Ortadogu kokenlilere karsi baslayan 'fiili' kisitlamalar kendi alanini genisletme egilimini devam ettiriyor.
Ote yandan diktatorlugun sona erdirilmesinin 'kendiliginden' demokrasinin kurulmasi anlamina gelmedigi goruluyor. Irak'ta diktatorluk sona erdi ama demokrasiye hala cok uzak mesafede duruluyor. Hatta ipin ucu biraz daha kacarsa, gonderilen bir diktatorun yerine birden cok diktatorun turemesi de soz konusu olabilecek. Kuskusuz diktatorun is basindan gonderilmis olmasi son derece onemli. Fakat bunun sonrasina donuk bu derece modelsiz yaklasimlar uretilmesi, Ortadogu'da 'diktatorluk ve demokrasi' arasindaki tartismayi bile riske sokacak kadar yanlis sonuclar doguruyor.
****
Tum bunlar dikkate alindiginda ABD dunya sistemine donuk yaklasimlarini ciddi olarak gozden gecirmesi gereken kritik donemece girmis bulunuyor. Pek cok stratejist ve siyasetci ABD'nin imaji acisindan bunun yapilmasi gerektigini dile getiriyor. Fakat artik ABD'nin imajiyla ilgilenenlerin kaygilarini cok geride birakan bir surece girildi. Bizzat demokrasi fikrine karsi bir ofke dalgasinin buyumeye basladigi goruluyor. Demokrasi fikri ve pratigi ile en sorunlu olan bolgelerin, diktatorluklerin is basindan gonderilmesi ve demokrasi getirilmesi adina daha cok siddetle tanismasi, demokrasi fikrini zedeliyor. Boylece Ortadogu'nun yaygin alt siniflari demokrasi fikri ile siddet arasinda dogru oranti kuran bir yere oteleniyor.
Clinton, 'ABD, dunyanin geri kalaniyla guce dayanan bir iliski kurmamali, bu kadar guclu olmayacagimiz zamanlari da dusunerek esitlik temelinde bir dis politika anlayisi gelistirmeliyiz,' demisti. Bugun ABD bu noktanin cok uzaginda. Guc ve siddet ile dunya duzeninin isleyisi arasinda kurulan paralellikler giderek kemiklesiyor. Bunun ABD ile ilgili problemler ortaya cikarmasi yoneticilerinin sorunu, ama bu gidisin bizzat demokrasi fikri ile dunyanin cok onemli bir bolgesinin halklarini karsi karsiya getiren sonuclar dogurmasi 'hepimizin' problemi.
Siddetin yedeginde dunyanin baska yerlerine demokrasi tasima projesi, demokrasiyi degil siddeti guclendiriyor. Diktatorleri siddet yoluyla dusurmek ve ardindan demokrasiyi insa etmek seklinde bir yaklasim calismiyor. Bu nedenle ABD'lilerin teror basta olmak uzere her alanda sosyal olani daha cok dikkate alan bir yaklasim benimsemeleri gerekiyor.
****
Ote yandan Avrupalilarin sosyal olani ve siyasi degerleri one surerken bunu siyasi taktik amaciyla, ABD'lilerin tezlerini bosa cikarmaya indirgenmis 'guc oyununun parcalari' olarak kullanmaktan uzak durmalari sarttir. Aksi halde amaclar araclari golgelemeye devam edecektir. Ayrica Avrupalilarin diktatorluklere karsi nasil bir yol izlenmesi gerektigine dair de net konusmalari gerekiyor.
'Siddetin yedeginde demokrasi,' siddet yoluyla diktatorlukleri devirmeyi ve yerine demokrasi getirmeyi hedefledi. Bu bir cikmaz sokak. Buna hakli olarak itiraz eden Avrupalilarin modeli ise benzer bir cikmaz sokak. Bu model, 'siddete seyirci demokrasi' anlayisini asamiyor. Ileri surulen butun gerekceler, siddet yoluyla ayakta duran diktatorleri seyretmekten, baskiya seyirci kalmaktan baska bir sonuca ulasamayan demokrasi fikrine sabitliyor Avrupalilari.
Demokrasi fikrinin ve kazanimlarin korunmasi adina bir ucuncu yol bulunmasi icin en kritik asamaya gelinmis bulunuyor.
Haberleri gazete sayfasi goruntusunde okumak icin
SABAH e-Medya"ya
tiklayin
|
|
|
|