kapat
14.11.2003
YAZARLAR
ATV
EKONOMİ
limasollu
TÜRKİYE
DÜNYA
POLİTİKA
SPOR
MEDYA
SERİ İLANLAR
METEO
TRAFİK
ŞANS&OYUN
ACİL TEL



GREENCARD

Oğlum olmadan asla

Türk işadamı, hamileyken kendisini terk eden Amerikan vatandaşı eşinden doğan oğlunu Türkiye'ye kaçırınca filmlere konu olabilecek bir hikayenin kahramanı oldu

Elektirik süpürgeleri üreten Rainbow firmasının Türkiye Distribütörü Ali Tunga, filmlere taş çıkaran bir olayın baş kahramanı oldu. Ali Tunga, Türk asıllı Amerikan vatandaşı eşinin kendisini terk ettikten sonra ABD'de dünyaya getirdiği öz çocuğunu, bu ülkeden Türkiye'ye kaçırdı. Eşinin durumu polise şikayet etmesi üzerine hakkında uluslararası yakalama emri çıkarılan Ali Tunga, iş seyahati için gittiği Almanya'da yakalanınca, 6 ayı Almanya'da olmak üzere yaklaşık 1.5 yıl cezaevinde kaldı.

Cezasını çekip tahliye olmasının ardından 3 ay önce Türkiye'ye dönüp işinin başına gecen Ali Tunga'nın hikayesi bundan 12 yıl once eğitim için gittiği Amerika'da tanıştığı Türk asıllı ABD vatandandaşı Vedia Özkan'a aşık olmasıyla başladı. Özkan'la 1991 yılında New York'ta evlenen Tunga ve eşi Ankara'ya yerleştiler.

ARALARINA PARA GİRDİ
Uyumlu bir beraberlik yaşayan çiftin mutluluğu, Vedia Tunga'nın hamile kalmasıyla daha da arttı. Evlenmeden önce ABD'de bir bankada çalışan Vedia Tunga, sigortasını devam ettirmek ve çocuğunu aile doktorlarının gözetiminde ABD'de dünyaya getirmek için Amerika'ya gitti. Bir ay sonra geri dönen genç kadın, bir süre sonra yeniden Amerika'ya gitti ve bir daha geri dönmedi.

Çiftin bu ayrılıkla birlikte çatırdamaya başlayan evliliği, Rainbow'un kuruluşunda yüzde 10 hisse verdiği kayınpederinin, damadı Ali Tunga'dan tekrar para istemesiyle büyük bir darbe aldı. Artık tamamen ABD'ye yerleşmiş olan Vedia Tunga, bir süre sonra Cebrail'i babasına göstermemeye başladı. Oğlunun hasretine daha fazla dayanamayan Ali Tunga planını yaptı. Cebrail'i Türkiye'ye kaçıracaktı. Tunga, planını 24 Ağustos 1999'da uygulayıp oğlu Cebrail'I İstanbul'a kaçırdı. Ancak Vedia Tunga, bu durumdan şikayetçi olunca eski eşi hakkında uluslararası yakalama emri çıkarıldı.

1.5 YIL CEZAEVİNDE YATTI
İş seyahatleri nedeniyle sık sık yurtdışına çıkan Ali Tunga, 18 Ocak 2002'de Almanya'ya yaptığı bir gezi sırasında, Stuttgart Havalimanı'nda yakalandı. 6 ay boyunca Almanya'da Kızıl Ordu militanlarının kaldığı Stammheim Cezaevi'nde yatan Tunga, daha sonra davanın açıldığı New York'taki MDC Cezaevi'ne nakledildi. Yaklaşık bir yıl da bu cezaevinde yattı. 24 Temmuz'da serbest bırakılan Tunga, şimdi İstanbul'da oğlundan ayrı kaldığı günlerin acısını çıkarıyor.

PARA İÇİN OĞLUMU KULLANDILAR"
Ali Tunga, eşiyle ilişkilerinin bozulmasına paranın neden olduğunu söylüyor.

Şirketin büyümesiyle birlikte yüzde 10 hissesi bulunan kayınpederinin payını istemeye başladığını belirten Tunga, "Ben eşimin gözünde babasının hakkını yiyen eş durumuna düşürüldüm. Çocuğum ve eşim için elimden geleni, maddi manevi yapmaya çalıştım. Ortak banka hesapları açtım, binlerce dolar para yatırdım. Lüks arabalar, elmas yüzükler aldım. Ayda 3 ila 5 bin dolar arası para gönderiyordum. Amaçları benden devamlı para koparmaktı. Çocuğumu bu yüzden bana karşı kullanıyorlardı. Çocuk doğduktan sonra, eşime "işi bırak, çocuğuma bak, ben sana kazandığının iki katı para vereceğim" dedim, o da bıraktı. Yüklü miktarda para verdim. Ancak bir süre sonra tekrar işe başladı. Çocuğum iki kez zehirlendi. Kendilerine yeni ev alabilmem için annesi tarafından darp edilmiş" diye konuştu.

SAN DIEGO YERİNE İSTANBUL'A
Eşinin bir süre sonra çocuğunu kendisine göstermemeye başladığını, bunun üzerine 1997'de mahkemeye başvurduğunu anlatan Tunga, oğlu Cebrail ile birlikte New-York İstanbul hattında filmlere konu olacak kaçırma olayını şu sözlerle anlatıyor "Amerikan mahkemesi tatil günlerini birlikte geçirme hakkı tanımıştı. Böylesi bir tatil gününde, Türk Konsolosluğu'na giderek çocuğumun pasaportunu aldım, İstanbul uçağında iki kişilik yer ayırttım. Cebrail'e de San Diego'ya gideceğimizi söyledim, bunu da haftalar öncesinden biliyordu. Cebrail de benimle gelmek istiyordu ancak annesinin baskısından korkuyordu. Çünkü annesi her zaman Cebrail'e uçağa bindiği zaman nereye gittiğini sormasını ve İstanbul'a giden uçağa binmemesi gerektiğini söylüyordu. Cebrail'i her zaman first class uçuruyordum. Bu kez first class'ta yer olmadığını, sadece İstanbul uçağında olduğunu, o uçağın İstanbul üzerinden San Diego'ya gideceğini, ancak uçakta kimseyle konuşmaması gerektiğini söyledim. O da tamam deyince, 10 saatlik uçuştan sonra İstanbul'a geldik. Türk hava sınırlarına girince derin bir oh çektim."

İLK ÖNCE ANNESİNİ SORDU
Uçaktan iner inmez Cebrail'in "Burası San Diego değil" dediğini söyleyen Ali Tunga, İstanbul'a geldiklerini söyleyince oğlunun ilk tepkisinin, "Bir daha Amerika'ya dönmeyecek miyiz, annem gelecek mi" olduğunu anlatıyor.

Eşini arayarak, kendisini haberdar ettiğini dile getiren Tunga, "Eşimin ilk tepkisi 'onu hemen getir' oldu. Ben de Cebrail'i götürmeyeceğimi söyleyerek, onu çağırdım. Geleceğini söyledi ama daha sonra vazgeçti" diye konuştu.

Eşinin evlendikten 4 ay sonra Amerika'ya gidip bir daha dönmediğini, ancak üzerinden 8 yıl geçtikten sonra 1998 yılında boşanma davası açtığını belirten Tunga, geçtiğimiz yıl ocak ayında ise eşinden resmen boşandıklarını söyledi.

Cezaevinde şair bile oldum
Ali Tunga, hiç unutamadığı cezaevi günlerini şöyle anlatıyor "Almanya'daki Stammheim Cezaevi'nde, iki ay boyunca iki kişilik hücrelerde kaldım. Hücreler tuvalet kadardı. 23 saat kapalı kalıyorsunuz. Duşa haftada iki gün izin vardı. Daha sonra Amerika'daki Metropolitan Detention Center (MDC) Federal Cezaevi'ne nakledildim. Burada, seri katillerle, mafya babalarıyla aynı koğuşu paylaştım. Amerika'daki cezaevi günlerim Almanya'ya oranla daha iyiydi. Cezaevinde daha çok zenciler, Kolombiyalılar, Meksikalılar vardı. Federal cezaevi olduğu için koğuşta her suçtan insan vardı. 19 kişiyi öldüren katiller ve uyuşturucu kaçakçılarıyla aynı koğuşta kaldım. Bu cezaevinde şiirler yazdım. Nazım Hikmet'i de Necip Fazıl'ı da cezaevinde tanıdım. Lise yıllarımda birkaç şiir denemem olmuştu ama şimdi bir kitapta toplayacak kadar şiirim var."

Annem babamı benden aldı
Bugün 12 yaşındaki Cebrail, Özel Coşkun İlköğretim Okulu 6. sınıf öğrencisi. 4 yıldır İstanbul'da babasıyla yaşayan Cebrail'e, babasının cezaevinde olduğu günlerde dedesi ve babaannesi bakmış. Sporla ilgilenen Cebrail, en çok legoyla oynamayı seviyor. En sevdiği şeyin babasıyla lego oynamak olduğunu söyleyen Cebrail, "Babamla arkadaşız gibiyiz. Oyun oynuyoruz, lego yapıyoruz, ata biniyoruz, balık tutuyoruz. Çok iyi vakit geçiriyoruz" diyor. Babasının cezaevinden çıktığı günden bu yana annesiyle konuşmadığını anlatan Cebrail, "Çünkü o canım gibi sevdiğim insanı, babamı cezaevine attırarak 1.5 yıl benden uzaklaştırdı. Kim olsa ona küserdi" diye konuşuyor.

Ali Tunga'nın avukatı Sıdıka Baysal

Cezaevinde daha uzun bir süre kalabilirdi
Ali Tunga'nın davalarını takip eden Türkiye'deki Avukatı BGE Hukuk Bürosu'ndan Sıdıka Baysal, duruşmalar için zaman zaman Amerika'ya da gittiğini belirterek, Ali Tunga'nın cezaevi günlerindeki hukuk mücadelesini şöyle anlattı "Normal koşullarda Amerikan hukukuna göre bu olaylar, çok daha fazla süre hapis kalınmasını gerektiren suçlardır. Ali Bey, Amerika'daki avukatı ve bizim hukuksal desteğimiz sayesinde bu kadar kısa sürede hapisten kurtuldu hem de çocuğunu alarak" dedi.

Tunga'nın Amerika'daki avukatının bu ülkenin iyi avukatlarından olduğunu ve Hollywood yıldızları Woody Allen ile Gerard Depardeu'nun da avukatlığını yaptığını belirten Baysal, "Orada gördüğüm örnek dava sonuçlarında, bireylerin çocuklarını iade ederek hapisten kurtulduklarını gördüm.

VELAYET ÖNEMLİYDİ
Bizim davamızda da ailelerin anlaşması, Ali Bey'in suçu kabul etmesi suçun karşılığı olarak kabul edildi. Türk mahkemelerinin velayeti babaya vermesi de gözönüne alınarak, Ali bey, kısa sürede cezaevinden çıktı. Çocuğun da Ali Tunga'da kalmasına karar verildi" diye konuştu.

Nebahat KOÇ


Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya tıklayın

<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap
hibe destekler

Sarı Sayfalar
GreenCard
TEMA

Copyright © 2003, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır